YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Yılmaz'ın duruşu

ANAP lideri Mesut Yılmaz, hakkındaki dosyalarla gündeme geliş biçimi bir yana, "devletin yeniden yapılanması" noktasında ortaya koyduğu tavır itibariyle, önemsenmesi gerekli bir duruş sergiliyor.

Yılmaz'ın bu alandaki tavırları, hemen her defasında önemsendi ve bu sütunlara yansıdı. 28 Şubat'ın hararetli günlerinde Tiflis'te sergilediği sessiz oyun, daha sonra TBMM'de bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşma... Bunlar önemliydi.

Ve 20 haziran 2000 tarihli grup konuşması...

Burada da altı çizilecek nitelikte değerledirmeler var. Bunlardan bir kısmını buraya almak istiyorum:

"Bu ülkede yaşayanlar olarak, devlete çekidüzen vermek gerektiğini söylüyoruz.

"Ancak sanki bu işi gönülsüz yapıyormuş havasındayız.

"Millet olarak hâlâ düşünceye özgürlük sloganları atıyoruz.

"Ama, devlet olarak hemen her gün düşüncelerinden dolayı yazarlarıve gazetecçileri hapse göndermekten de geri kalmıyoruz.

"İnsan hak ve özgürlüklerinin alanını genişleteceğiz diye dünya âleme söz veriyoruz.

"Amaa devlet olarak hâlâ bir kısım insanımızı tehlike olarak görmekte devam ediyoruz.

"Onların özgürlükleri dahil, sahip oldukları her şeylerini ellerinden almanın hesabını yapıyoruz.

"O insanların haklarını üstelik milli bir görev yapma duygusuyla gasp ediyoruz.

"Bu noktada yaptığımız her şey devlet ve rejimi ayakta tutmak için diyoruz.

Devletin her şeye rağmen ayakta kalabileceğini ancak adaletsiz ayakta kalamayacağını unutuyoruz.

"Devletin coğrafya hakimiyeti üzerine titriyoruz.

"Ancak hapishanelerimizde bile devlet hakimiyetini kuramıyoruz.

"Devletin asıl gönüllere hakim olması gerektiğini ise görmezden geliyoruz.

"Millet olarak, örgütlenme özgürlüğünün sınırlarını genişletme tartışmalarını her gün yapıyoruz.

"Ancak, devlet olarak halkın oylarıyla ayakta duraan siyasi partileri kapatmakta da bir beis görmüyoruz.

"Üstelik buna âlâ ısrarla devam ediyoruz.

"Kimilerimiz de el ovuşturup bunu büyük bir iştahla seyretmekten kaçınmıyor.

"Yurt dışından sermaye gelsin diye çabalıyoruz.

"İçeride sermayeyi renklere ayırarak dışarıya gitmkeye zorlamaktan kaçınmıyoruz.

"İşsizlikten yakınıyoruz.

"Bu ülkenin gençlerine iş kapılarını açanları ise yaptıklarına pişman ediyoruz."

Konuşma böyle sürüp gidiyor. Her cümle, Türkiye'nin bir sancısına işaret ediyor. Hiç kuşkusuz bunlar, Türkiye'de pek çok insanın altını imzalayacağı tesbitler. Bir yerde, Türkiye'nin hassas yapısı dikkate alındığında, bir siyasetçi için aynı zamanda risk taşıyan sözler. Nasıl değerlendirmeli bu konuda Yılmaz'ın duruşunu?

Bu noktada, Yılmaz'ın söylemi ile eylemi arasında bir ayrım yapmak mümkün. Yılmaz, bu sözlerin gereğini yerine getirmek söz konusu olduğunda tutarlı davranmadı zaman zaman... Bunun en rahatsız edici örneği 312'nci maddenin değiştirilmesi tartışmalarında ortaya çıktı. Yılmaz o zaman, bugünkü yaklaşımının aksine, derin değerlendirmelerin yanında yer aldı.

Refahyol iktidarının devrilmesi söz konusu olduğunda, bir ilke adamından daha çok, siyasi fırsatçılık eğilimi öne çıktı. 28 Şubat'a bir tür meşruiyyet hakkı tanıyanlar arasında o da vardı.

Ve Türkiye gibi, tabuların etkin olduğu bir ülkede, bir "yeniden yapılanma" hareketinde gerekli olan cesaret sınavlarında yüksek notlar alamadı zaman zaman... Düşüncesinin arkasında durması gerektiğinde, gerilemeler sergiledi.

Bunlara, yani eylem alanındaki zaafına rağmen, ben, Yılmaz'ın yukarda sergilenen çizgisinin önemsenmesi, cesaretlendirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Desteklenmeden kastım, bu tavrın fiili zemin kazanması noktasında işbirliği imkânlarının zorlanmasıdır.

Özellikle Meclis'te, bu söylemi farklı tonlarda seslendiren siyasi heyetlerin, parti farkı gözetmeksizin, ortak girişimler gerçekleştirmeye çalışmasının zaruri olduğunu düşünüyorum. Devletin yeniden yapılanması, ülkenin girdiği anormal sürecin sona erdirilmesi, ancak, ortak girişimlerle sonuç alınabilecek bir durumdur. Peşin yargılama ve dışlamalar yerine, söyleneni teahhüd kabul edip, eyleme dönüşmesi yolunda zemin oluşturma ihtiyacı vardır.

Dilerim Mesut Yılmaz da, bu tür konuşmaları, kritik oylamalar öncesinde verilmiş rüşvet-i kelâmdan ibaret telakki etmemiştir. Dilerim, bundan sonra bu tür söylemlerin içine daha çok samimiyet, daha çok cesaret, daha çok kararlılık ve daha çok Türkiye'yi kuşatma iradesi katar. Bu tür konuşmalaarının üstünün değil, altının çizilebilmesi için bunların şart olduğunu düşünüyorum.


23 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ahmet Taşgetiren

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...