YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

"sağcılık yağcılıktır" (!)

Kafiyesi fena değil, yerinde...

Ünlü İsveçli dilbilimci Ferdinand de Saussure'un "dilde ayrımların belirleyiciliğine" ilişkin keşfine de uygun... Çünkü sözcüklerin ilk harflerini değiştirince, anlam da değişiyor; ağcılık dizgesinin başına 's' harfini getirince bir anlam (sağcılık), 'y' harfini getirince başka bir anlam (yağcılık) ortaya çıkıyor.

Önermeyi doğrulamak da zor değil...

Sağcılık, muhafazakârlığı imleyen bir siyaset terimi... Gücü, iktidarı, yetkiyi, yetkeyi çağrıştırıyor... Siyasette savunan, koruyan adamın adı sağcı...

Neyi savunuyor, neyi koruyor?

Pek tabii ki iktidarı... gücü... varolanı...

Kimden/kime karşı koruyor, niçin koruyor, nasıl koruyor?

Elbette güçsüzlerden/güçsüzlere karşı... Güçten pay almak ya da varolan payını sürdürmek için... Hiçbir ilkeye riayet etmeksizin...

Savunma ve koruma bu nitelikleri taşıdığında, biz savunma ve koruma edimlerini pekâlâ "yağcılık" olarak adlandırabilir ve böylelikle "sağcılık=yağcılık" formülünü sadece belağat açısından değil, mantık açısından da temellendirebiliriz.

Buyurun, size bir başka vecize daha: "sağ düşünce, sığ düşünce(dir.)"

Burada ayrımın, anlam'a etkisi çok açık... Çünkü sağ sözcüğünün ortasında yer alan 'a' harfini 'ı' harfiyle değiştirince anlamı da bütünüyle değiştirmiş ve fakat bu arada seslemedeki uyumu sürdürmüş oluyoruz.

Düşünmeyi ve eleştirmeyi, kafiye tutturmaktan ibaret görenler için bu tür vecizeler oldukça iş görür... hele hele öğretici olmak yerine, etkileyici olmayı seçenler için...

- Amaç ne olursa olsun, söylenenler gerçek değil mi?

Cevap vermekte acele etmeyin; kafiye keyif vermeye devam ediyor çünkü:

- Gerçek ne olursa olsun, amaçlar önemli değil mi?

"Biz fizikçi değil, siyasetçiyiz" diyenler için gerçekler değil, amaçlar önemlidir... Halka gelince ikisi de önemli değildir! ("halka gelince" mi, "halk'a gelince" mi?)

Vecize üretmek marifet haline geldiğinde, elin ağzını -torba olmadığından ötürü- kimse büzemez.

VE karşı-saldırı başlayıverir:

"Solculuk yolculuktur"

Anlamı ayrımlara terkettikten sonra, ister istemez Saussure'un açıklaması burada da geçerli... Öyle ya, bu vecizede de sözcüklerin ilk harflerini değiştirince, anlam değişiyor: olculuk dizgesinin başına 's' harfini getirince bir anlam (solculuk), 'y' harfini getirince başka bir anlam (yolculuk) ortaya çıkıyor. (Artık yolculuk sözcüğüne istediğiniz olumsuz anlamı yükleyebilirsiniz.)

Eskisiyle yenisiyle dünya düzeni, sağcılık-mağcılık, solculuk-molculuk işlerini rafa kaldırmışken, şimdi böyle bir yazı da nereden çıktı diyeceksiniz...

Belki yaz sıcaklarından, belki can sıkıntısından, belki de 3000 vuruşluk bir yazı yazmayı denemek ihtiyacından...

Zihnim kendisiyle dolu olduğu halde ne zaman yargıda bulunma hakkımdan vazgeçsem, kelimenin tam anlamıyla "yargısız": "belli belirsiz", "karşılıksız", "uçuk", "kaçık", "açık", "saçık" yazılar yazarken buluyorum kendimi...

Sahillerin haşarı çocukları hiç üzülmesinler; varlığı yoklasınlar biteviye...

İnanın, bu, yokluğu varlamaktan yeğdir!


23 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Dücane Cündioğlu

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...