YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Yanyana duran üç bayrak

KEMER (Antalya)- Her bakımdan ilginç bir görüntü: Her masanın üzerinde Türk, Yunan ve Alman bayrakları yer alıyor; masalarda oturanlar da o bayrakların temsil ettiği üç ulustan insanlar... Yıllardan beri yapılan Türk-Alman gazeteciler toplantıları, bu yıl Yunanlılar'ın da eklenmesiyle, yepyeni bir biçim almış oldu. Konu da ilginç: Uluslararası ihtilâfların azaltılmasında medyanın rolü... Toplantıda Alman gazetecilerin bulunması, başlıktaki 'ihtilâf' ile esas kast edilenin Türk-Yunan ilişkileri olduğu gerçeğini gizlemiyor...

Toplantıya Almanlar'ın da katılmasının simgesel bir değeri var: Yunanistan Naziler'in iştahla baktığı bir ülkeydi, İkinci Dünya Savaşı'nda Alman tecavüzüne uğradı; buna rağmen Almanya ile Avrupa Birliği (AB) içerisinde buluşabildi Yunanistan... Tıpkı, Almanya'nın Avrupa'daki başka tarihî düşmanlarıyla ihtilâflarını geride bıraktığı gibi... İhtilâf, hatta tarihî düşmanlık çözme işinde Alman deneyimi önemli; Türkiye ile Yunanistan arasında, sözgelimi Almanya ile Fransa'nın başardığına benzer bir işbirliği zemini arandığında, Almanya deneyimi biraz daha değer kazanıyor...

Yunan-Türk ilişkilerinde, araya 'tarih' girdiğinde en büyük sorunu Yunanlılar yaşıyor. Türkiye'de, tarih kitapları, bir kaç çok genel tespit dışında 'saldırgan' bir üslupla kaleme alınmıyor; okullarımızda 'Yunan düşmanlığı' telkin eden ideolojik bir eğitim yapılmıyor... Buna karşılık, Yunanistan, tarihi 'ben merkezli' yazma ve Türkiye ile Türkler'i rencide edici bir gözle değerlendirme alışkanlığını sürdürüyor... Her iki ülkenin de, tarihleriyle dünya gerçekleri önünde yüzleşmeden, beklenen yakınlaşmayı gerçekleştirmeleri zor. Dünyanın ihtilâfları geride bıraktığı bu yeni dönemeçte, Türkiye ile Yunanistan'ın 'düşman' görüntüsü sırıtıyor...

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin de organizasyonunda görev aldığı iki günlük seminer, üç ülkenin gazetecilerine, 'tarihle ve bugünle yüzleşme' aynası tutmayı amaçlıyor. Özellikle Yunan ve Türk kimliklerinde, birine bakarak diğerini tanımlama bakımından, 'geçmiş' ne derece önemli bir rol oynuyor? Dillerden düşmeyen 'deprem sonrası yakınlaşma süreci', Yunanistan açısından dünya kamuoyunu kendi çizgisine getirmeyi amaçlayan bir halkla ilişkiler manevrası mı, yoksa Atina'nın da arzuladığı kalıcı bir barışın zeminini mi teşkil ediyor? Türk-Yunan medya organları yeni süreçte nasıl olumlu bir rol oynayabilirler? Kemer'de cevap aranan temel sorular bunlar...

Kimse, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ihtilâfların bir çırpıda çözüleceğine inananacak kadar saf değil. Ancak, Fransa ve Polonya ile henüz zihinlerden silinmeyecek kadar taze kanlı geçmişini 'kalıcı' dostluğa çevirmeyi başarmış Almanya'ya bakıldığında, hiçbir ihtilâf da ebediyete kadar sürecek cinsten görünmüyor. Güven bunalımı aşılabilir, tarihe ayırıcı bir unsur olmak yerine ortak noktaları belirleyen bir rehber değeri verilirse, şimdi 'çözülemez' görünen sorunların o kadar da önemli olmadığı anlaşılabilir. Kıbrıs ve Ege'yi kavga sebebi olarak da görebilirsiniz, birbirinden bayağı farklı, ama o kadar da 'yabancı' olmayan iki ulusu birbirine yaklaştıran unsurlar olarak da değerlendirebilirsiniz... Bir katılımcının dediği gibi, "Bir Alman'la bir Yunanlı arasında da ortak noktalar vardır, ama bir Türk ile bir Yunanlı yanyana geldiklerinde, âdet ve alışkanlıklarının birbirine ne kadar benzediğini çok kısa zamanda anlarlar..."

Son yıllarda oldukça sıklaşan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ihtilâfları asgariye indirme amaçlı toplantılardan biri bu da... Bu defa yakın tarihinde sorunlar yaşamış, ancak onları geride bırakmayı bilmiş Almanlar'ın da katılıyor olması, bu toplantıya bir kalkış noktası sağlıyor. Katılımcıların 'gazeteci' olmaları, diplomasinin dili yerine gerçeklerin konuşulmasını mümkün kılıyor. Daha da önemlisi, katılanlar, fikir değiştirmeye değil, fikirlerini 'öteki' ile tartışıp üzerine dostluk inşa edebilecekleri ortak noktalar bulmaya çalışıyorlar... Bu, gerçekten önemli bir başlangıç...

Masaların üzerinde yanyana duran üç ülke bayrağı, daha önce herhangi bir vesileyle biraraya gelmemiş üç farklı ulusu temsil ediyor ve bu yönüyle de, Türkiye'nin AB adaylığının ciddiyetine işaret ediyor...


23 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...