YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

RTÜK Kanunu ve "taçsız krallar"

Dün Mesut Yılmaz'ın hesap vereceği gündü. Baktım büyük(!!) medya, istikrar adına pisliğin üzerini örtmeğe çalışıyor.

Bu hükûmetle çok işleri var. Sonra o patronlar, Korkmaz Yiğit, Kamuran Çörtük ve Mesut Yılmaz arasındaki ilişkileri yadırgayamaz ki! Kapalı kapılar ardında kimbilir onlar da ne konuşuyorlar! Ne gibi pazarlıklar yapıyorlar.

% 20'den, % 50'ye

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun yeniden yapılanması ile ilgili kanun, Anayasa Komisyonu'nun gündemine geldi. Medya'nın "taçsız krallarının" bu konuda büyük beklentileri var. Anasol-M hükûmeti ile temas noktası, Mesut Yılmaz. Hiç Anap liderinin zarar görmesini arzu ederler mi?

Kanunda en önemli değişiklik 29'uncu maddede gerçekleşiyor.

Herhangibi bir televizyon veya radyo kuruluşunda, gerçek veya tüzel kişilerin veya sermaye gruplarının payının -eski kanuna göre % 20 ile sınırlı iken- % 50'yi geçemeyeceği hükme bağlanıyor. Sadece, % 25'lik izlenme oranı aşıldığı takdirde, hisselerin bir bölümünün satılması öngörülüyor.

Tasarının 29'uncu maddesine göre, aynı şirket, bir radyo ve bir televizyon işletmesi kurabiliyor. Tıpkı mevcut kanunda olduğu gibi. Ama halen yürürlükte olan yasa, "birden fazla kuruluşta hisse sahibi olanların, bu kuruluşlardaki tüm hisselerinin toplamının % 20'den fazla olamayacağını" öngörmekte. Tasarıda ise bu sınır ortadan kalkıyor, yalnız, "% 25'lik yıllık izlenme oranının aşılması, birden fazla televizyondaki hisselerin toplamı nedeniyle meydana gelmişse, bu oran, % 50'nin altına inecek şekilde, hisseler satılır" deniliyor. Demek ki, % 25'lik toplam izlenme payı aşılmadıkça, bir kişi çok sayıda TV kanalının sahibi olabilecek.

Hem % 25'lik izlenme payının hesaplanmasındaki güçlük dikkate alındığında, hem de bir kişinin, birden fazla şirket kurarak, bir çok TV kanalına (bölgesel veya ulusal) sahip olabileceği düşünüldüğünde, tekelleşme tehlikesine, itina edilmediği ortaya çıkıyor.

İhale yasağı kalkıyor

Ama en dikkat çeken husus, "TV kanallarının % 10'una sahip bulunanların ihaleye girmesini yasaklayan hükümlerin" 29'uncu maddeden çıkarılmasıdır.

Evvelki gün Anayasa Komisyonu'nda Anaplı Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen, 29'uncu maddeye ilişkin ısrarlı sorular karşısında sıkıntıya düştü. Milletvekilleri, tasarının geneli üzerindeki görüşmelerde, ihale yasağının 29'uncu maddeden niçin çıkarıldığını sordular. Yücelen, bu soruları cevaplandıramayacağını söylemekle yetindi.

Malûm, Danıştay'ın 10'uncu Dairesi, elektrik üretimi ve dağıtımı ile ilgili devir sözleşmelerinde iptal kararları veriyor. Çünkü ihaleyi kazanan medya kuruluşlarının, TV kanallarında % 10'dan fazla hissesi var.

Koç'a orman arazisinin tahsisini engelleyen İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nu aşmak için, nasıl özel kanun çıkarıldıysa, RTÜK'te de aynı oyun sergileniyor: 29'uncu maddeden ihale yasağı sessiz sedasız çıkarılıyor.

Gene başrolde Anap ve onun patronu Mesut Yılmaz var.

Radyo Televizyon Kanunu'nun bir kısım medya patronunu memnun eden tek bölümü bundan ibaret değil.

Türkiye'de dijital verici kurmak yasağı devam ederken, yurt dışından, paket olarak dijital yayına izin veriliyor. Hatırlanacağı üzere, Aydın Doğan ile Mehmet Karamehmet ortaklığında, Eutelsat kanalıyla yapılmak istenen paket yayın programlarına RTÜK müsaade etmemişti. Kanun tasarısının 13/m maddesi, şu anda kaçak olarak gerçekleştirilen "buket dijital yayınların" önünü açıyor.

Az frekans, fazla talip

Ayrıca, şu anda kablolu yayın yapan bazı TV sahiplerine, "Ulusal kanal ihalesine onların da alınacağına dair" verilen sözler var.

Mevcut Radyo Televizyon Üst Kurulu, 28 Nisan 1995 tarihi itibariyle, ulusal çapta yayın yapan 16 TV kanalı tesbit etmişti. Frekans ihalesine sadece bu 16 kanal katılacak ve 15 frekansı paylaşacaklardı. İhale hep geciktirildi. Sebebi şimdi anlaşılıyor. RTÜK, yeniden yapılanınca, farklı bir karar alarak, diğerlerini de bu ihaleye davet edecektir. Konu üzerindeki soruları Bakan Rüştü Kazım Yücelen geçiştiriverdi. Kazanılmış haklar devam ediyor ama diğer taliplere de kapı açılıyor. Bu bir.

İkincisi, frekans planlamasını, artık RTÜK yapmayacak. Daha önce kurulan Türk Telekomünikasyon Üst Kurulu bu hususta yetkili. Frekans sayısının 15'ten 7 veya 8'e düşeceği, bölgelerdeki frekans imkânlarının da sınırlanacağından söz ediliyor.

Daha az frekans, daha fazla talip.

İhalelerle doyurulan patronlar karşısında, Kanal 7, Samanyolu, Mesaj TV ve benzerlerinin yetersiz kalacağı açık.

Aman Mesut Yılmaz'ı aklayalım da, bu çarpık düzen devam etsin!

Bu yüzden, medyamız suskun. Bir dakika karanlık eylemlerini destekleyenler, Yılmaz - çete ilişkilerinin üzerini örtmek için yarışıyor.

Çünkü ihale yasağı kalkıyor, birden fazla TV kanalı ve radyo istasyonuna sahip olmak kolaylaşıyor, hisse oranı % 50'ye çıkıyor, 16 ulusal kanalın kazanılmış imtiyazı ortadan kalkıyor; frekans paylaşımına herkes katılacak.

Oysa, dijital vericilerin hemen kurulmasına müsaade edilse, herkese yetecek kadar kanal olacak. Dijital sistemde, tek bir frekanstan 4 veya 8 yayın geçebilir. Bütün kanal taleplerini süratle karşılayabilecek bu sistem yerine, analog sisteme devam ediliyor. (Sadece 31'inci maddenin ikinci fıkrasında, Haberleşme Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği stratejiler çerçevesinde, her türlü yeni teknolojinin usul ve esaslarının tesbit edileceği belirtiliyor.)

RTÜK'ün yapısı

Radyo Televizyon Üst Kurulu üyelerinin, Meclis tarafından seçildiği için, siyasetten etkilendikleri ileri sürülmüştü. Oysa, şimdi, daha kötü bir sistem getiriliyor. RTÜK'ün 9 üyesinden 5'ini Meclis seçiyor, dördünü de Bakanlar Kurulu.

Bakanlar Kurulu, YÖK'ün gösterdiği 4 aday arasından 2, MGK'nın gösterdiği 2 aday arasından 1, Gazeteciler Cemiyeti'nin gösterdiği iki aday arasından 1 üye seçecek.

MGK temsilcisinin RTÜK'te ne işi var?

Üstelik RTÜK'ün Başbakanlık Denetleme Kurulu tarafından denetlenmesi öngörülüyor; özerklik de bu şekilde büyük yara alıyor. RTÜK, böylece, Başbakanlıktan esen rüzgârlara açık hale gelecek.

Kapatma cezası

Bundan böyle TV kanalları, sadece a, b ve c şıklarında belirtilen yayın ilkelerine uymadıkları takdirde, RTÜK tarafından -uyarı yapılmadan- bir ay için kapatılacak. İhlâlin tekrarı halinde; yayın süresiz durdurulacak veya yayın izni iptal edilecek.

(a) şıkkı: "Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayın yapılmamasını."

(b) şıkkı: "Toplumu şiddete, teröre, etnik ayırımcılığa sevk etmek veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesini"

(c) şıkkı: "Kanalların kişinin haksız çıkarı doğrultusunda kullanılmamasını" öngörüyor.

Bütün TV kanallarının kaderi, (5'e 4 karar alınabileceğine göre) 5 RTÜK üyesinin iki dudağının arasında. Öyle bir RTÜK ki, 4 üyesini Bakanlar Kurulu tayin ediyor. Üstelik bir üye MGK temsilcisi.
Bu ne biçim demokrasi!


23 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...