| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Gerekli ama şık olmayan
Gerekli olan şu: Türkiye, demokratikleşme alanında ciddi adımlar atmalıdır. Şık olmayan ise, bunun Demirel'in yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesine endeksli hale getirilmesidir. Demokratik açılımı halk istiyor, aydınlar istiyor, yargı mensupları ( Başsavcı Sayın Vural Savaş hariç) istiyor, üyelik sürecine girdiğimiz Avrupa istiyor, stratejik işbirliği içinde bulunduğumuz Amerika istiyor... Anayasa Mahkemesi Başkanı, kuruluş yıldönümü törenlerinde bunu vurguladı. Bir dizi temel kanun saydı ve demokrasinin olmazsa olmaz şartı olan ifade özgürlüğü için bunları değiştirmek gerektiğini vurguladı. Ardından Yargıtay Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk'un konuşması geldi. Selçuk, 1982 Anayasası'nı kıyasıya eleştirdi ve 2000'lere bu Anayasa ile girilmemesi gerektiğini vurguladı. Sonra, bir Sivil Anayasa Girişimi var. O hareket, çok daha köklü biçimde bir Anayasa değişikliği öneriyor. Köklü, yani yapımına halkın da katıldığı bir Anayasa... TÜSİAD, ikinci defadır Anayasa-Demokratikleşme Taslağı sunuyor. DYP'nin İkinci Demokratikleşme Paketi mevcut. FP'nin Anayasa Taslağı Önerisi var. Ve Meclis'te bir uzlaşma komisyonu, Anayasa değişikliği için çalışma yapıyor, ve üstelik bu çalışma oldukça ilerlemiş durumda. Avrupa Birliği ise, gerek Kopenhag, gerek Venedik, gerek Maastricht Kriterleri, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, gerek Paris Şartı ile, Türkiye'nin önüne kapsamlı bir hukuk reformu sunuyor. Tüm bu projelerde ortak payda, sistemde halk iradesinin ve hukukun etkinliğinin artması... İnsan haklarının genişletilmesi... Özetle Türkiye, bir hukuk reformu geçirmek zorunda. Bu, Anayasa ve yasalarda köklü ve acil bir değişimi öngörüyor. Köklü, çünkü parçacı değişimlerle yamalı bohçaya dönmüş bir hukuk düzeni var. Acil, çünkü gerek AB ile ilişkiler, gerek toplum hayatındaki gerilimler, bu demokratik açılımı zorluyor. Türkiye'den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne giden başvuru sayısı günden güne yükseliyor ve binlerle ifade edilecek bir rakama ulaşıyor. Bu, ülkemiz adına sevindirici bir durum değil. HADEP'li belediye başkanlarını konu alan uygulamanın, uluslararası planda Türkiye'yi ne kadar zora soktuğu ve çelişkili kararların itibar hanesinde nasıl yaralar açtığı görüldü. Yarın parti kapatmalarla gündeme gelecek Türkiye... Bu sağlıklı mı? Neden hep olumsuz görüntülerle yansısın dünyaya bu ülke? Türkiye, sistemini restore edecek, bu kaçınılmaz, bu zaruret. Bunu herkes idrak ediyor. Ama, bu sürecin kaplumbağa hızıyla ilerlediği de bir gerçek. "Tayyip Erdoğan ya da Necmeddin Erbakan yararlanmasın" diye, düşünce özgürlüğünü sınırlayan maddelere dokunulmaması, bizim ülkemize has bir garabet olmalı. Ya da "FP'nin kapatılması durur" diyerek, partilerin üzerinde Demokles klıcı gibi duran yasa maddelerinin saklı tutulması... Erdoğan ve Erbakan ya da FP'ye yönelik kuşatma sürsün diye, demokratikleşmenin ağır aksak yürümesi ne kadar yanlışsa, bugün Demirel'e oy toplamak için demokratikleşme paketini hatırlamak da o kadar şık durmuyor. Hatta, demokratikleşme adımlarını, Demirel'e sağlanacak oy için yeterli olacak seviyede tutmak da aynı garabetin uzantısı olarak görünüyor. "FP'nin Demirel'e oyunu, en az ne kadar madde değiştirirsek sağlarız?" biçiminde bir mantık, gerçekten çirkindir. Türkiye'nin demokratikleşme arayışını sulandıran bir yaklaşımdır. Türkiye, Evren'in Cumhurbaşkanlığı ile 1982 Anayasası'nın birlikte oylanmasını tartıştı bugüne kadar. Evren, bugün bile, bu oylamadan rahatsız olduğunu ifade ediyor. Şimdi Demirel'in bu konuda bir rahatsızlığı görülmüyor. O, hakim olamadığı hislerini "Anasından doğduğuna pişman ederim" biçiminde ortaya dökse de, "Bu işler benim dışımda yürüyor" dediğinde, her şeyin içe sindirilir hale gelebileceğini düşünüyor. Ama bu al-ver mantığı ile gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçiminin şık olmayacağını herkes görüyor. Ne yapılmalı? 1. Anayasa değişikliği, Türkiye'nin AB ile ilişkileri de dikkate alınarak, bu kısa sürede, olabildiğince geniş bir muhtevaya kavuşturulmalı. Bu noktada uzlaşma komisyonunun yaptığı çalışma temel olarak alınabilir. 2. Meclis'teki Cumhurbaşkanlığı oylamalarında, Demirel'in yanında başka adaylar da mutlaka çıkarılmalı ve tüm bu değişikliklerin sadece Demirel için yapıldığı şeklindeki intiba silinmelidir. Buna rağmen "şık"lıkta bir eksik yön görüyor isek, ona da Türkiye olarak "gerekli olan"ın hatırına katlanmak zorundayız... Ne yaparsınız ki, bizde böyle oluyor bu işler!
atasgetiren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|