| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Asıl maksat ne?
Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye'yi geniş kapsamlı bir Anayasa değişikliğinin eşiğine getirdi. Buna dayanarak "Hiç değilse şimdiye kadar istenip de yapılamayan değişikliklerin bir kısmı bu vesileyle gerçekleşecek" diye teselli bulmak mümkün. Üzerinde henüz mutabakat sağlanan bir metin olmadığı için Cumhurbaşkanlığı süresinin 5+5 yapılmasının beraberinde ne gibi değişiklikleri getireceği ve bu değişikliklerin ülkeye ne kazandıracağı bilinmiyor. Ancak genelde ülkenin yararına bile olsa getirilecek değişikliklere sevinemediğimi belirtmeliyim. Arkasındaki saik bakımından bu değişikliklerin ülkeye yarar getireceği noktasında ciddi şüphelerim var. Mecelle'nin mukaddimesinde yer alan çok önemli bir genel prensip var: "Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir" (md. 2). Şimdi yapılmak istenen değişikliklere bu açıdan bir bakalım. Şu ana kadar basına yansıyan muhtemel değişikliklerden "kıyak emeklilik" hariç parti kapatılmasının zorlaştırılması, 12 Eylül dönemi yasalarına Anayasa'ya uygunluk denetiminin getirilmesi, Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinde bazı kısıtlamalara gidilmesi, Meclis soruşturulmasının daha işler hale getirilmesi gibi değişikliklere ülkenin ihtiyacı olduğu inkar edilemez. Aslında bunlara YAŞ kararlarının yargı denetimine açılması, yargının siyasallaşmasını önleyici düzenlemelerin yapılması, MGK'nın demokratik bir yapıya kavuşturulması gibi diğer bazı değişiklikler de eklenebilir. Ancak burada samimiyetle cevaplandırılması gereken bir soru var. Bütün bu değişiklikler aslında ülkenin bunlara ihtiyacı olduğu için mi yapılmaktadır, yoksa Cumhurbaşkanlığı'nın görev süresinde yapılacak değişikliğin halk oylamasına başvurulmadan Meclis'ten geçirilmesi için düşünülmüş bir kurnazlık mıdır? Bazılarınızın "Eğer bu değişiklikler ülke yararına ise bunların arkasındaki saikin ne önemi var?" dediğini duyar gibiyim. Şu bakımdan önemi var. Bir ülkenin sağlıklı bir siyasi yapıya kavuşturulması için buna imkan tanıyan yasaların mevcudiyeti yetmez. Bu yasaların iyi niyetle yorumlanmasını ve sağlıklı işlemesini sağlayan bir siyasi geleneğin ve saygınlığı olan bir Meclis'in mevcut olması da gerekir. Son anda mevcut Cumhurbaşkanı'nı tekrar görevde bırakmak için Anayasa değişikliği yapmanın, bunu hayata geçirebilmek için de birtakım kurnazlıklara başvurmanın temiz bir siyasi gelenek oluşturmaya katkıda bulunacağı söylenemez. Böyle bir kurnazlığı yutan ve millete de yutturmaya çalışan bir Meclis'in millet nazarında saygınlığı olması da mümkün değildir. Hepimiz biliyoruz ki gerek maaşları, gerek sekreter ve danışmanları ve gerekse sebep oldukları diğer masraf kalemleri sebebiyle TBMM ülkenin en masraflı kurumlarından birisi haline gelmiştir. Millet şimdi sormaz mı "Biz bu masrafları neden yapıyoruz, bu Türkiye'nin en masraflı KİT'ini ancak böyle bir mecburiyet doğunca ülkenin yararına olan Anayasa değişikliklerini gerçekleştirsinler diye mi beslemekteyiz? Maaşlarını artırmak için parti farkı gözetmeksizin bir araya gelebilenler neden acil Anayasa değişiklikleri konusunda bugüne kadar bir araya gelmeyi beceremediler?" Bu sorulara verilecek makul bir cevap var mı? Evet burada saik önemlidir. Temiz siyaset özlemi çekiyorsak, siyasi oportünizmden hep şikayetçi isek bu değişikliklerin arkasındaki saikin de temiz olmasını aramamız gerekir.
makifaydin@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|