| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İhracatta Batı'ya bağımlılık
1990'lı yılların başından itibaren ihracatımız OECD ülkelerine yoğunlaşmaya başladı. Bu aynı zamanda bağımlılığı ve bağımlı olmanın riskini beraberinde getirmektedir. Türkiye uluslararası ekonomik ilişkilerde risk faktörünü hesaba katmamaktadır. Bir- çok alanda olduğu gibi ihracatta da bir tür tekelleşme ortaya çıkmaktadır. 1999 yılında OECD ülkelerinin ihracatımız içindeki payı % 68. İhracatımızın yarısından fazlasını Avrupa Birliği üyesi ülkelere yapıyoruz. Tek başına Almanya'ya ihracatımızın % 20'sini gerçekleştiriyoruz. Bu ülkelerin ihracatımız içindeki payları sürekli artıyor. Örneğin 1994 yılında bu oran OECD üyesi ülkeler için % 59 olarak gerçekleşmiştir. OECD üyesi olmayan ülkelerin payı 1994 yılında % 40 iken bu oran 1999 yılında % 29'a düşmüş. Komşularımızla ilişkilerimiz içler acısı. Ortadoğu ülkeleri 1994 yılında ihracatımızda % 12 oranında bir ağırlığa sahipken bu ağırlık 1999 yılında % 8'e gerilemiş. Karadeniz Ekonomik İşbirliği ülkeleriyle olan ticari bağlantımız da son derece zayıf. Yetersiz olan ilişkiler zamanla azalıyor. Uzaklara
En kolay ve doğal ticaret komşu ülkelerle yapılır. Komşu ülkelerle yapılan ticaretin fiziki maliyeti düşüktür her şeyden önce. Halkların tüketim ve talep alışkanlıkları birbirine yakındır. Ülkelerin en önemli ticari partnerleri komşularıdır. Kanada için Amerika, Amerika için Meksika, Japonya için Uzakdoğu Asya ülkeleri. Biz komşularımızı yok kabul ediyoruz. Onları atlıyoruz adeta. Bağnazlık derecesindeki siyasi yönlendirmeler akılcı davranmamızı engelliyor. Suriye, İran; Irak, Yunanistan, Bulgaristan ile dış ticaret hacmimiz inanılmaz derecede düşük. İhracatımızın sadece % 1.5'i Yunanistan'a yapılıyor. Bu noktada dış ticaret önceliklerimizi dış politika önceliklerimizin belirlediği net olarak ortaya çıkıyor. Optimal pazar büyüklüğüne ulaşarak maliyetlerin düşürülmesi ve kalitenin artırılması anlayışı geçtiğimiz yüzyılda birçok bölgede başarıyla uygulanmıştır. Bunlardan en önemlisi Avrupa Birliği'dir. Ekonomik ağırlıklı ve başlangıçlı olarak ortaya çıkan Avrupa Birliği'ni aynı zamanda komşu ülkeler birlikteliğidir. Bir başka ifade ile coğrafi yakınlık uluslararası ekonomik birliktelikler için vazgeçilmez alt yapı oluşturmaktadır. Biz bu ekonomik avantajı yıllar önce reddetmişiz. Komşu ülkelerimizle gümrük duvarlarının kaldırıldığı, sermaye ve işgücünün rahatça dolaşabildiği bir ortamı düşünebiliyor musunuz? Hayır düşünemezsiniz. İmkansız gibi gelir size. Hangi komşumuza gitmek istesek vize almak zorundayız. Komşularımıza göre önemli bir avantaja sahibiz. Hemen hemen tüm sektörlerde Türk şirketlerinin rekabet üstünlüğü söz konusu. Yani üstteyiz, yukarıdayız. Aşağılara alıştırıldığımız için yukarıları hayal edemiyoruz. Batı'ya sanayi ürünü ihraç edemeyiz. Tekstil ürünleri ve benzeri katma değeri düşük olan mallar. Komşularımıza sanayi ürünleri satmamız daha kolay. Komşularımıza açılmamız, Batı'yla ticaretimize engel teşkil etmiyor. Hem ihracatımızı ve milli gelirimizi artırıyoruz ve hem de yumurtaları tek sepete koymamış oluyoruz. Ülkenin ekonomik menfaati her zaman hayali ve anlamsız korkuların arkasına itilmiştir. Garip bir ülkeyiz vesselam.
ncanikli@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|