| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yarın son cemre
Yarın "Son cemre" toprağa düşecek. Cemre sözünden şimdi ne anlaşılıyor bilmiyorum. Fakat bizim çocukluğumuzda, ailemizde bu söz sık sık geçer, kara kışın yavaş yavaş sona ereceğine dair bir delâlet hissederdik o sözde. Küçük sobanın etrafında toparlanmış bir halde iken, biz çocukların dikkatini yeni bir mevzûya çekmek ihtiyacını duyarcasına ninem derdi ki, "Bugün cemre düştü!.." Kuşkusuz biz bu sözden, o an için birşey anlamazdık. Çeşitli yaş seviyelerine göre, kimimiz etrafına bakınır, düşen birşey olup olmadığını araştırmaya kalkışır; kimimiz sıradan bir söz telâkki eder; kimimiz de hiç birimizi muhatap almayarak sarfedilen bu sözlerdeki bir hikmetin peşine düşer sorar da sorardık. Kış ortasındaki ümitler
Ninem bu tür sözleri sarfederken, hakikaten hiçbirimizi muhatap almazdı. Elinde küçücük bir maşa, önündeki mangalın külünü karıştırarak içinden üç-beş ateş parçası daha çıkarmaya çalışırken, işte böyle yarı dalgın vaziyette bu tür sözler sarfederdi: -Bugün cemre düşecek, ya da cemreler geldi!.. O anda dışarıda tabiatı sarsan lodos uğultularından geçilmez olurdu. Yarım metreyi aşmış ve aylardır kalkmayan kar erimeye başlamış olurdu. Küçücük camlardan nasıl olur bilinmez, lodos, evlerin içinde de kendisini hissettirirdi. Ev içlerinde hafiften esintiler, bizim içimizde titremeler ve hepimizin yüzü mangala dönük!.. Biz çocukluğun itişip kakışmaları arasında, soğuğu daha az mı hissederdik bilmiyorum. Bu çocukluk halkasını soğuklar mı sağlardı, yoksa yaşlı ninemin sohbetleri mi temin ederdi, onu da bilmiyorum. İşte o anların birinde ninem, elindeki küçücük maşa ile mangalı karıştırıyor, kendi kendine mi, yoksa bize mi söylediği belli olmaz bir biçimde boşluğa konuşuyor: - Bugün cemre düşecek. Leyleklerin gelme zamanı!.. Hani nerde o cemreler?
Şimdi, içinde bulunduğum bu bomboş tabiat ortasında, sanki rahmetli nineciğimin söylediği o üç beş sözün hikmetinin peşinde hissediyorum kendimi. Bomboş bir tabiat!.. Burada da karlar erimeye başlamış. Düz toprak üzerinde küçük su birikintileri!.. Arazinin güney yamaçlarında kar kalmamış. Kuzey yamaçlarda ise olduğu gibi duruyor. Daha biraz evvel, herşeyi birbirine katan lodosdan şimdi eser yok. Bomboş ovayı uzaklardan bir halka gibi kuşatan sıra dağlar simsiyah kesilmiş!.. Uzun zamandır esen lodos, beklendiği şekilde ne kar, ne yağmur getirdi. Uzaklardan, çok uzaklardan geçen kamyonların uğultuları!.. Bütün ağaçlar, uzun sürmüş sarsıntıların ardından yenice kendine gelmiş gibi bir hal içinde. Yani lodos dinmiş ve ben rahmetli ninemin "Bugün cemre düştü veya düşecek" dediği bir mevsimin ortasında yapayalnızım. Şimdi ne varsa, hemen herşey uhrevî bir sükûnet içinde. Uzaklardan, çok uzaklardan geçen kum taşıyan kamyonların iniltileri de olmasa, bu tabiat ortamında hiçbir ses işitilmeyecek. Yerdeki ıslak-kuru otlardan çıkan hafif çıtırtılar, küçücük çakılları aşarken hasıl olan su şırıltıları!.. O anda bunları, tabiatın sessizliğini bozan şeyler olarak değil de, etrafı sarıp sarmalayan uhrevî sükûneti teyid eden, insanı sessizliğin idrakine yükselten hatırlatmalar olarak algılıyorum. Dinmiş lodosların arkasından avdet eden bu yoğun sessizlik, güneşin de tesiriyle, biraz sonra bambaşka bir havaya bürünecek. Hafif bir ılıklık saracak, dolduracak içimi, dışımı. Karlar eridikçe, bütün su arkları, hendekler dolacak. Suya doymuş toprak, içinde ne varsa kusacak. Bütün tabiat berekete dönecek. Tabiat yeşerecek, ağaçlar uç verecek. İlâhî bir devinim ölü tabiatı yeniden diriltecek. Boz bulanık selli dereler akacak. Benim şimdi bu bomboş tabiat ortasında, dinmiş lodosların uğultusu arasında izlediğim bu manzarayı, rahmetli ninem, karakış içinde hayal eder gibi, ya da o hasreti iple çeker gibi, elindeki küçücük demir maşa ile mangaldaki külleri karıştırırken hatırlamaya çalışırdı: "Şimdi leyleklerin gelme vakti, cemreler düşecek!.." N.Fazıl'ın dadısı gibi
Aynen Necip Fazıl'ın dediği gibi "Küçükken derdi ki dadım/Çoğu gitti azı kaldı/Kırk gün kırk gece düğünüm/Çoğu gitti azı kaldı." Evet çoğu gitti, azı kaldı!.. Aynen o mangal etrafında halkalar halinde toplandığımız zamanlarda olduğu gibi, çoğu gitti azı kaldı. İşte yarın son cemre!.. Cemreler toprağa düşecek. Toprak ısınmaya, döllenmeye, berekete dönecek. Ben şimdi, ninemin o eski takvimine uyarak, bu bomboş tabiat ortasında, ihtiyacını duyduğum bir hakikatin peşinde dolaşıyorum.
aridvan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|