| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İşkence...
Meclis İnsan Hakları Komisyonu, karakollarda yaptığı araştırmada işkence aletleri ele geçirdi. Komisyonu bu aletleri ele geçirmesinden dolayı başarılı bulmak sözkonusu değil, komisyon olayın bundan sonrasında nasıl bir tavır izleyeceğine bağlı olarak başarı sayılabilir ya da sayılmayabilir. Fakat, işkence aletlerinin ortaya çıktığı karakolda görev yapanların 'cüret'ine dikkat etmek gerekiyor. Bir karakolu nasıl arayacağını ya da işkence aletlerinin nasıl yollarla saklanabileceğini bilmeyen, bilmemesi doğal olan komisyon üyelerinin fazla zorlanmadan bulacağı şekilde işkence aletlerini uluorta muhafaza eden karakol mensuplarının 'rahatlığı' çok dikkat çekici. İşkence, Türkiye'de ustalıklı metodlarla gizlenebilen bir şey olduğu için, işkence aletlerinin ve mekanlarının ortaya çıkarılması, görevlilerin 'başarısı'nın bir neticesi olmaktan çıktı artık, işkencecilerin 'ihmal'inden kaynaklanan birşey haline geldi. Bu memlekette 'sistematik' olarak, hem de en ağır biçiminden işkence yapıldı, yapılıyor. Devlet yetkilileri sık sık 'devlet işkence yapmaz' dese de, işkence yaptıkları ayan beyan ortada olan devlet görevlilerinin bile korunması yönünde öylesine informel şemsiyeler var ki, bu insanlık suçunun işlendiği her noktada devletin bir biriminin uzantısını görmemek mümkün değil. Susurluk ya da Hizbullah cephanelikleri örneğinde nasıl devletin 'rutin dışına çıkmış işleyişinin' kurumsallaşmış yönleri görüldüyse, işkence konusunda kurumsallaşmadan bile tehlikeli bir 'anonimleşme' her aşamada açıkça farkediliyor. Evet, maalesef, insanlığın bulduğu bu en aşağılık uygulama, bu ülkenin en anonim gerçeklerinden biridir. İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt'ün, televizyona yaptığı açıklamada, açıklamanın bütün çekingenliğine rağmen, bırakın karakolda bulunan işkence aletlerini, bizzat kimi karakol mekanlarının işkence havasında olduğunu anlıyoruz. Pişkinsüt, bu mekanlar için 'olmaması gereken yerler' gibi hassas bir ifade kullansa da gerçekte ortaya çıkan tablo, güvenliği sağlamakla görevli yerlerin bile başlıbaşına işkence havasında yapılandırıldığı şeklinde. Güçlü ilişkileri olmayan, ekonomik yoksulluk içinde ve hakkını aramaya alışmamış insanların, bir güvenlik görevlisiyle kişisel bir çatışması yüzünden bu mekanlara düştüğünü düşünün. O kişinin nerede olduğu anlaşılana kadar, elinde işkence aletleri olan bir güvenlik görevlisi tarafından en aşağılık uygulamalardan geçirilmesi çok kolay. Üstelik işkencenin yapıldığı mekanlarda bir ya da iki kişi değil daha çok görevli bulunuyor. Bu durumu daha da vahimleştiriyor tabii. Çünkü işkenceciler beraber çalıştıkları çok sayıdaki arkadaşlarından çekinmeden bu işi yapıyorlar. Bu da bu insanlık suçunun 'rutin bir uygulama' olarak güvenlik görevlileri tarafından, yaygın bir biçimde, en azından zihinsel olarak, paylaşıldığını gösteriyor. Maalesef Türkiye'nin görünmeyen yüzü işkence uygulamalarına bakıyor. Kurumsallaşmış suçlar, Susurluk, Hizbullah ya da Gladio gibi zaman içinde ortaya çıkınca, en azından kurumsal etkinliğini kaybediyor. Fakat işkence ne kadar ortaya çıkarsa çıksın, kurumsal olmadığı için 'anonim' etkinliğini kaybetmiyor. Bu ülkede, bu ülkenin çocuklarını işkence tezgahlarından geçirmeyi 'vatanseverlik,' 'devlet görevi,' veya 'dindarlık' zanneden epey miktarda 'görevli' hergün aramızda dolaşıyor ve 'normal hayat' sürüyor. Bu insanları 'besleyen' vatan anlayışı, din kavrayışı ve 'görev bilinci' bizzat bu ülkenin sıradan insanlarının vatanına, dinine ve devletine kastediyor. Devlet görevinin böyle anlaşılması, dinin bu düzeye indirgenmesi ve milliyetçiliğin ya da solculuğun gizli işleyişinin bu yönde olması, bu ülkenin en çıplak gerçeği. Bu gerçekle herkes birebir yüzleşmeden, üç-dört tane işkence aletinin bulunmasını önemli bir şey ya da gerçeğin ortaya çıkması zannetmeye devam ederiz biz. Artık bir karar vermeliyiz, hangisi bu ülkenin gerçeği olmalı bundan sonra, karakollarda çıkan ve çocuklara eziyet etmek üzere yapılmış işkence aletleri mi. Borussia Dortmund'u deviren Galatasaray'ın işaret ettiği gelecek mi?
ocelik@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|