YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Çıkışın anlamı

 
FP'de "Ben de varım" diye sesini duyuran çıkışı sadece bir kişinin liderlik hırsıyla, siyasi hak kullanmasıyla açıklayamayız.

 

Abdullah Gül'ün FP genel başkanlığına aday olduğunu açıklaması, beklenebileceği gibi, siyasi hayatta büyük bir etki yaptı. Bu çıkışı, kimileri "Erbakan'a bayrak açmak" veya "Hoca'ya ilk isyan", kimileri "Yenilikçilerin başkaldırısı" olarak değerlendirdi. FP'yi "Ülkenin önemli siyasi dinamiklerinden biri" olarak görenlerin ise daha serinkanlı tahliller yaptıkları fark ediliyor. Dışarıdan nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, çıkış, en büyük etkisini FP içerisinde göstereceğe benziyor; partinin yönetimi, herhalde bu yüzden, olaya fazla tepkisel yaklaşmadı.

Recai Kutan ve yönetimdeki diğer FP'lilerin, "Bu, Abdullah Gül'ün en doğal hakkı" tespitinde bulunmaları, konuya gerekli hassasiyeti verdiklerini gösteriyor. Hassasiyetin temelinde, FP tabanıyla yönetimi arasında meydana geldiği dikkatlerden kaçmayan farklılaşma yatıyor. FP, sürekli büyüyen bir çizginin siyasi temsilcisiydi: 1984 yılında ilk girdiği seçimde yüzde 4 oy almış RP, on yıl içerisinde yüzde 19 noktasına gelmiş, bir yıl sonraki (1995) genel seçimden "Ülkenin en büyük partisi" olarak çıkmıştı. Taban, o büyüklüğün özlemini çekiyor...

FP içerisindeki gelişmeyi, 'yenilikçi-gelenekçi' ekseni etrafında değerlendirmeyi güçleştiren gerçek, o çizgiyi omuzlarında taşıyarak büyüten insanların karmaşık özellikler taşımasıdır. FP, İslâmî duyarlığı fazla bir çekirdek üzerine oturuyor, 'yerli' ve 'muhafazakâr' renkler taşıyan bir İslâm anlayışı bu; ancak o çekirdeğin etrafında çağa en açık, günün getirdiklerinden yararlanma arzusu en yüksek geniş bir halka yer alıyor. Çekirdek ile ona güç kazandıran dış halka arasında ortak payda toplumun da paylaştığı değerler... Çekirdeğin yerlilik dozu azalıp muhafazakârlığı ağır basınca halkada çözülmeler oluyor; ancak muhafazakâr unsurlardan fedakârlık etmeye de gelmiyor... Siyasi bakımdan, FP, daha yakından incelenmeye değer ilginç bir siyasi formül...

RP'nin kapatılması, ardılı FP'nin de kapatılma tehdidi altına düşmesi, Türkiye'deki egemen çevrelerin 'iktidar' sorununu çözse bile, toplumun 'istikrar' arayışına bir cevap teşkil etmiyor. En son FP'de temsil edilen siyasi çizginin, daha çok yönetim hataları sebebiyle en kötü şartlarla gittiği son genel seçimden bile yıkılmadan çıkıp 100'ün üzerinde milletvekiliyle Meclis'e girmesi bunun göstergesi. FP de öncüllerinin âkıbetine uğrayıp kapatılsa bile, yeni bir arayış için sağlam bir temelin hâlâ yerli yerinde durduğu meydanda...

Bu bakımdan, FP'de "Ben de varım" diye sesini duyuran çıkışı sadece bir kişinin liderlik hırsıyla, siyasi hak kullanmasıyla açıklayamayız. Aslında, Gül'ün çıkışıyla, FP'nin o 'sihirli formül' ile yoğrulmuş tabanı yeniden ayağa kalkmanın yolunu arıyor. Başka bir partide 'ihtiras' siyasi çıkışlar için yeterli bir motif olabilir; ancak FP'nin de aralarına dâhil edilebileceği İngiltere'deki İşçi Partisi, Fransa'daki Sosyalist Parti gibi 'referansı belli' partilerde boy veren arayış kendi liderini çıkarır... Gül'ün basın toplantısında herbiri 'lider' olabilecek isimlerin ona destek vermek üzere yerlerini alması, çıkışta, bir siyasinin liderlik hevesinin değil, partinin temsil ettiği düşünce sisteminin geleceğe damgasını vurma iddiasının sözkonusu olduğunu gösteriyor...

FP içerisindeki yarış, siyasetin bozucu zemininde bir parti içi çekişmeye de dönüşebilir; ancak, hiç kuşkunuz olmasın, böyle bir ihtimal, sadece FP'nin geleceğini karartmakla kalmaz, aynı zamanda Türkiye'deki 'yerli siyaset'in de sonunu getirir. Bugün her zamankinden fazla belirgin olan manzara, Türkiye'nin siyasetini 'yerli olmayan' dinamiklerin belirlediği, siyaset kadrolarının küçük hesapları yüzünden toplumun olağanüstü edilgen hale geldiğidir. FP'nin, bir yandan toplumun temel değerlerine sahip çıkarken, bir yandan da mihverden şaşmadan ülkeyi dünyaya açma politikasını benimsemesi, bu manzarayı kökünden değiştirebilecek bir büyük hamlenin başlangıcı olabilir.

Sözün kısası şu: FP'nin hasbelkader merkezinde yer aldığı gelişme, artık Necmettin Erbakan'ın, Recai Kutan'ın veya Abdullah Gül'ün kişisel sorumlulukları ve tercihlerinden öte bir anlam taşıyor.

Çıkış, bu bakımdan, bir kişiyi, ya da onun yanında yer tutmuş bir grup siyasiyi, hatta onun yönetimine tâlip olduğu partiyi değil, -FP'ye sempatiyle bakmayanlarımız da dahil- hepimizi yakından ilgilendiriyor.


10 Mart 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...