'Müslüman Kadının Sorunları' konulu panele katılan konuşmacılar, Allah'ın kendilerine verdiği hakların Hz. Muhammed'in vefatından sonra erkekler tarafından alındığını iddia ederek, haklarını geri alacaklarını söylediler.
İSTANBUL- Özgür-Der'in panelinde, "Müslüman kadınlar" erkeklere ateş püskürdüler. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla organize edilen "Müslüman Kadının Sorunları" konulu panelde söz alan konuşmacılar, kadın konusunu bütün yönleriyle masaya yatırdılar.
Konuşmacılardan Yazar Yıldız Ramazanoğlu, Batı'da kadın hakları için mücadele başlatan ve bu uğurda can veren kadınların mücadelelerinin İslami kesimde gözardı edilmesini doğru bulmadığını belirterek, "Batı'daki bu feminist akımları gözardı etmek İslami kesimin en büyük handikaplarından birisidir. Verilen bu mücadeleleleri gözardı etmek yerine bu mücadelelerden faydalanması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Müslüman kadınların yaşadığı sorunlara değinen Ramazanoğlu, 13. yüzyılda İslam'ın gelmesiyle birlikte kadınların bir aydınlanma yaşadığını söyleyerek, "Ancak bu aydınlanma hep devam etmedi. Allah'ın kadına verdiği hakları erkekler, Peygamberimizin ölümünden sonra yavaş yavaş geri almaya başlandılar. Bütün bunları Müslüman kadınların sorgulaması gerekir" dedi.
'Kadın ayetleri gözardı edildi'
Özgür-Der Başkanı Hülya Şekerci de, kadına büyük değer veren Kuran'ın, Müslüman erkekler tarafından Peygamberimizin ölümünden kısa bir süre sonra kendi çıkarları doğrultusunda yorumlanmaya başlandığını iddia etti. Şekerci, "Peygamberimizin ölümünden sonra ataerkil gelenek yeniden gün yüzüne çıkmıştır. Ayetler, Müslüman erkekler tarafından özlerinden uzaklaştırılmış ve kadınlara yönelik yüzlerce rivayet, ataerkil bir geleneğin sonucunda yine erkekler tarafından kaynaklara alınmamıştır" dedi. İktibas dergisi yazarlarından Mukaddes Özkan ise kadının İslam'ın gelmesiyle birlikte ilk kez gerçek değerine kavuştuğunu belirterek, "Ancak zaman geçtikçe erkekler kadını tekrar ikinci sınıf görmeye başladı. Batı'da olduğu gibi İslam toplumunda da zamanla kadın, anlamını yitirmeye başladı. Kadın, erkeğin hayatını kolaylaştırmak için yaratıldığına inandırılmaya çalışıldı. Kadın ayetleri gözardı edildi" diye konuştu. Avukat Sibel Eraslan da, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İslami kesimdeki kadın dernek ve kuruluşların çok sayıda program hazırladığını belirterek, "Eskiden Hz. Fatıma'nın doğum gününü kadın günü olarak kutlardık. Oysa bugün bakıyorum İslami kesimdeki bütün dernek ve kadın kolları bu günle ilgili çeşitli programlar hazırlamış. Hatta bu konuda feministleri bile solladık" dedi. Türk kadınının kamu alandaki yerine de değinen Eraslan, evraklara göre Selçuklu ve Osmanlılar zamanından beri kadının aktif olarak kamusal alanda söz sahibi olduğuna dikkat çekerek, "Türk kadınının siyasal yaşantısı seçme ve seçilme hakının verildiği 1934 yılında başlamamıştır. Tam aksine Osmanlı kadınları, evraklara göre sanayi sektöründe direkt rol alıyordu" dedi.