| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Kadın olmanın bedeli
Tarihin hemen hemen her döneminde kadın olmanın bir bedeli olmuş ve bazan çok ağır olan bu bedel, karşı cinslerimiz tarafından hep ödenmiştir. Yahudi inancında kadın(Havva) ilk insanı (Adem) cennetten çıkartan varlıktır. Şeytan Adem'i Havva vasıtasıyla aldatmıştır. Bu olayı Hristiyanlar kendi ilahiyatlarının temeli yapmışlar ve Hz. İsa'nın insanları bu ilk günahın kirinden kurtarmak için dünyaya geldiğini ve bu maksatla çarmıha gerilip kanını akıttığını söylerler. Hz. İsa'nın en önemli vasfı "kurtarıcı" olmasıdır. Bu anlayış Batı dünyasında kadının hukuki ve sosyal statüsünün belirlenmesinde son derece etkili olmuş ve uzun asırlar kadın bu dünyada adeta hak sahibi bir insan olarak değil, hakkın konusunu teşkil eden bir eşya olarak kabul edilmiştir. Bu, aile hukukundan miras hukukuna ve mülkiyet ilişkilerine varıncaya kadar her alanda etkili olmuştur. Sanayi ınkılabından sonra kadının erkeklere nisbetle ucuz ikame işgücü olarak görülmesinde de bu genel telakkinin izi vardır. İslam dünyasında kadın ilk günahın faili olmak ve bu yüzden lanetlenmek gibi bir yanlış kabülün kurbanı olmamış, başlangıçtan itibaren hak sahibi bir varlık olarak kabul edilmiştir. Ancak ataerkil aile yapısının ve geleneksel telakkilerin bu dünyada da etkili olduğu bir vakıadır. Aslında tarih boyunca her kültür muhitinde kadına yönelik olumsuzlukların uzun bir listesini çıkarmak ve kadın olmanın bedelinin bu muhitlerde ne anlama geldiği ortaya koymak mümkündür. Kadınlık hareketinin ondokuzuncu yüzyılın başlarından itibaren Batı'dan başlayıp bütün coğrafyaları etkisi altına alması bu problemin ne ölçüde yaygın olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Feminizm hareketinin 60'lı yıllara kadar süren ilk dönemi bu bakımdan haklı gerekçelere sahiptir. Ve bu hareket kadının hukuki, ekonomik ve sosyal konumunu iyileştirme noktasında önemli bir rol oynamıştır. 60 yıllarda başlayan ikinci dalga feminizm ise bu hareketin kendi çizgisinden çıkma, bir anlamda yozlaşma dönemini temsil eder. Bu dönemde hukuki-siyasi haklar ve ekonomik bağımsızlık noktasında önemli mesafe almış bulunan kadınların hak ve özgürlük mücadeleleri süratle cinsel alana kaymış ve daha temiz bir cinsel yaşam, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bir aile ortamı yerine erkeklerin fiilen sahip oldukları serbestinin benzeri bir "cinsel özgürlüğün" peşine düşmüşlerdir. "Vücutlarımız bize aittir, onu dilediğimiz şekilde kullanırız" bu dönemin en yaygın sloganıdır. Böylece erkekleri doğru tercihe çekmek yerine onların yanlışlarını paylaşmayı yeğlemişlerdir. Bunun sonucu olarak, önce evliliğe sonra da anne olmaya karşı savaş açmışlar ve kürtajı nüfus planlamasının vasıtası olmaktan daha ziyade "cinsel özgürlükte" sürekliliği sağlayan bir araç olarak görülmüştür. Bugün özellikle Batı dünyasında gelinen nokta neresidir? Gelinen nokta kadının mutluluğunun, hak ve özgürlüklerinin değil, ailelerin gittikçe artan oranda yıkılması, aile dışı ilişkilerin çoğalmasıyla yük ve sorumluluklarının artması noktasıdır. 1970 ile 1990 arasındaki 20 yıllık sürede Amerika'da boşanma oranı üç misli artmıştır. Özellikle zencilerde bu oran çok daha yüksektir. Yıkılan ailelerde veya evlilik dışı birleşmelerde çocukların yük ve sorumluluğu ise büyük ölçüde kadınların üzerine kalmıştır. Yine 1970'lerde kadınların aile reisi olduğu, bir diğer ifadeyle çocukların bütün yükünün anne tarafından üstlenildiği çocukların oranı %11 iken bu oran 22 yılda iki mislinden fazla artış göstermiş ve 1992'de %23'e çıkmıştır. Bir başka gösterge evlilik dışı çocuk doğuran kadınlardaki artıştır. Bu oran da 1970'de %11 iken 1992'de %28'e çıkmıştır. Bu şu anlama gelmektedir: Gerek evlilik dışı doğmuş olsun gerek yıkılan bir yuvadan geriye kalmış bulunsun doğan her 100 çocuktan 22-28 gibi çok önemli bir bölümünün yük ve sorumluluğunu kadınlar tek başına üstlenmekte, bir başka açıdan kadın olmanın bedelini ödemektedirler. Kadın hakları adına klasik özgürlük ve eşitlik söylemlerinin ifade edildiği şu günlerde dikkatlerimizi artık kadınların gittikçe artan bir oranda ödemeye başladıkları bu bedele çevirmenin zamanı gelmiştir.
makifaydin@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|