| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İstikrarın teminatı, yayın yasaklarıdır!..
Garip birşeyler oluyor.. Hani Erol Evcil soruşturması üzerinde "yayın yasağı" vardı? Önceki gün bir baktık, Malki Cinayeti'nin tetikçilerinden birinin, "eski Bursa Valisi Orhan Taşanlar'a 2 milyon dolar rüşvet verdik" dediği şeklindeki ifadesi, gazete manşetlerinde yer aldı.. Oysa bütün kamuoyu "yayın yasağı olmayan" Adnan Hoca soruşturmasının izlerini sürerek, adaletle ilgili haberlerden gerekli tatmini alıyordu.. Herhalde, kimin "motor", kimin "cariye" olduğunu tartışmak, içinde "para", "siyaset" ve herşeyin bulunduğu Malki Cinayeti soruşturmasını izlemekten, daha önemliydi.. Ama "Sabah"ın bir manşeti ile, büyü bozuldu.. Malki Cinayeti ile eski Bursa Valisi'ni biraraya getiren bir manşetle, soruşturma üzerindeki yayın yasağı da "de-facto" kalkmış oldu.. Doğal olarak da, önceki akşam Reha Muhtar, eski Vali Orhan Taşanlar'ı Show-TV haberlerine çıkartıp, canlı yayında, halk ad ına sorguladı.. Meğer neler dönüyormuş ortada.. Tam anlamasak da, dönenleri hissettik.. Mesela Orhan Taşanlar sordu.. -Aladdin Çakıcı'ya, Fransa'ya gidip, bazı konuların açılmaması için ricada bulunan politikacı kimdi? -Erol Evcil'e, 150 milyon dolar kredi verilmesi için, İş Bankası'na ağırlığını koyan isim kimdi? Meğer bütün bu soruların cevabı, Malki'nin poliste ve adliyede verdiği ifadelerde varmış.. Bu ifadelerde de, Orhan Taşanlar'ın adı, hiç yokmuş.. Ama gazete manşetleri, Taşanlar'ın sorduklarına verilecek cevapları değil de, ifadelerde olmayan şeyleri içeriyormuş.. Ayrıca, Reha Muhtar'ın sorgulaması sırasında, eski Bursa Valisi Orhan Taşanlar, başka bir iddiayı da seslendirdi.. -Benimle uğraşan kişi, Bursa'daki yeşil tarım arazisi üzerinde, yasalara aykırı biçimde yerleşim merkezi kuran bir isimdir, dedi.. Hepimiz biliyoruz ki, Orhan Taşanlar'ın işaret ettiği ama telaffuz etmediği isimlerin hepsi, Ankara'nın, İstanbul'un, Bursa'nın telefon rehberlerinde var.. Hiç olmazsa, Taşanlar bu kişilerin soyadlarının ilk üç harfini söylese, telefon rehberlerinden arayıp, bulacağız. Zaten bu 28 Şubat döneminde, iş dünyasının, medyanın ve politikanın içine girdiği karmaşık ilişkiler, hepimizin kafasını karıştırıyor. Şu POAŞ ihalesinde, İş Bankası neden ilk dönemde Bayındır Holding'le, sonra da Doğan Holding'le ortaklık kurdu? Gerçekten acaba, Erol Evcil'e yüzlerce milyon dolar krediyi, İş Bankası kimin tavassutu ile verdi? Şu Eyüp Aşık'la, Alaaddin Çakıcı arasındaki telefon konuşmaları, ne getirdi ne götürdü? Korkmaz Yiğit'in video kasetini, ulusça, hep birlikte izledik.. Mesut Yılmaz da, sonra başbakanlıktan düşürüldü.. Peki ama, Mesut Yılmaz şu anda, ülkeyi yöneten koalisyonun üç liderinden biri değil mi? 28 Şubat dönemi komutanlarından emekli orgeneral Güven Erkaya'nın Korkmaz Yiğit'in, emekli orgeneral Teoman Koman'ın da Cavit Çağlar'ın danışmanları olduğunu, herkes biliyor.. Bütün bunları hatırlayınca, neredeyse biz de, Ertuğrul Özkök gibi 28 Şubatçı olabiliriz.. Gerçekten 28 Şubat, "çok şey"i değiştirdi.. Keşke, bütün bu değişen şeylerin hepsine, yayın yasağı gelse.. Hepimiz sadece Adnan Hoca'nın motorları ile uğraşarak geçirsek hayatımızı.. Ve kartelin haberleri de, köşeleri de, POAŞ'a falan hiç dokunmadan, işi idare etseler. ŞAKA
Tatsız konular..
Kartel medyası yazarları, Abdullah Gül'ün açık konuşmasını istiyormuş. Hürriyet'te Oktay Ekşi şöyle yazmış. -Sayın Gül, Erbakan'ın manipülasyonlarına kapalı olacağını söylüyorsa, mesajı ağzında yuvarlamaktan vazgeçip, açık konuşmalıdır.. A Oktay Ekşi!.. Kamuoyu, sizlerin şu "POAŞ ihalesi" konusunda, lafı ağzınızda yuvarlamanıza bile razı.. Ama böyle konular, galiba ilgi çekici değil.. ÖZKÖK
Yine 28 Şubatlamış..
Ertuğrul Özkök, yine 28 Şubatlamış.. Evet.. Buna göre, 28 Şubat sayesinde Fazilet Partisi içinde olumlu gelişmeler varmış.. 28 Şubat sayesinde, MÜSİAD, "Müslüman İşadamları Derneği" "Müstakil İşadamları Derneği" olmuş.. Güzel.. Bütün bunlara "evet, doğru" diyelim.. Evet, "askeri müdahale" ile "sivil toplum"un yaşamını düzenlemek doğru ise, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'le de, ülkede hangi "siyasi şımarıklıklar" sona erdirildi dersiniz?.. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı idam eden, "28 Şubatçıların büyük babaları", Demokrat Parti'yi kapatarak, Adalet Partisi'ni doğuran toplumsal ortamı mı değiştirdiler? 28 Şubat özürlüler, "toplum mühendisi" olmanın yanlışlığını bir görebilseler.. Ama bunu herhalde, Ertuğrul Özkök göremez.. Görebilseydi, "klasik darbe"lerle 12 Mart ve 12 Eylül'de iki kez devrilen Süleyman Demirel'in, 28 Şubat "post-modern darbe"si ertesinde, "ümit adam" olarak, 2000'li yıllara oynamasındaki çelişkiyi de görürdü.. Hatta, 28 Şubat'ın ürünü olan "medya-siyaset-mafya" yakınlaşmasını da görürdü.. Acaba Özkök'ler, neden "POAŞ ihalesi" gibi olayları hiç değerlendirmezler sizce?
mehmetbarlas@attglobal.net
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|