| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Hadi yine iyisiniz Mesut Bey
Siyasî gelişmeleri yakından takip eden ve kulisleri çok iyi koklayan bir arkadaşımızla yarım günü birlikte geçirdik. Ağırlıklı konu, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tahminlerdi. "Bence, seçilecek kişi Mesut Yılmaz'dır" dedi. Sohbet ilerledikçe düşüncesine hak verdim. (Geçen gün yaptığımız üç saatlik hesabı unutmadık ama, dedim ya bu seferki yarım gün sürdü.) Yılmaz'ın adaylığı şimdilik dedikodu düzeyinde olsa bile, şansı en yüksek olan o. Henüz adaylığını açıklamayışına ve Demirel'i istiyor görünmesine bakmayın. Seçimin ikinci turuna kadar da istekli görünmeyecek büyük ihtimal. Hatta adaylığını kendisi açıklamayacak bile. Bir milletvekili arkadaşı Mesut Yılmaz'ı aday gösterecek fakat Yılmaz, "Arkadaşımız sağolsun, beni aday gösterdi ama ben Sayın Demirel'i destekliyorum, parti grubumuzun da bu doğrultuda oy kullanacağına inanıyorum" diyecek. Bununla birlikte ANAP'tan bir aday daha çıkarılacak. Yıldırım Akbulut, Kamran İnan veya Sümer Oral olabilir. İlk turda oylar dağılacak ve Demirel yeterli sayıda oy alamadığı gibi, saf dışı kalmış olacak. Mesut Bey, ağızlığından çıkardığı sigarasını söndürürken, "Vazife başa düştü, artık kaçamayız, durum bunu gerektiriyor" açıklamasını yaparak, diğer adayları ekarte etmenin formülleri üzerinde çalışmaya başlayacak. DSP'nin adayı kim olursa olsun, seçilme şansı en zayıf olan iki partiden biri. Diğeri ise FP adayı. DSP'nin adayına FP ve DYP oy vermez. Fazilet'in adayı için de benzer bir durum sözkonusu olduğundan, ilk elenecekler bunlardır. Geriye DYP, MHP ve ANAP adayları kalıyor. İkinci tur, bu üç partinin adayları arasında geçer. DSP'nin MHP adayına 'içlerine sindiremeyecekleri' gerekçesiyle oy vermeyeceği hesaba katılırsa, DYP ve ANAP adayı şanslı gözüküyor. Eğer içlerine siner ve oy verirlerse, üç aday ciddi biçimde çekişir. ANAP'ın 'göstermelik' olarak öne sürdüğü aday çoktan çekildiği için (ki bir ihtimal bu yönteme gerek bile duymayabilirler), Mesut Yılmaz ikinci turda değilse üçüncü turdan sonra Köşk'e çıkacak sayıya ulaşır. Böylece "Pembe" hayallerine kavuşmuş olur. Cumhurbaşkanlığı için "Kim olabilir?"den ziyade, "Kim olamaz?" yöntemiyle gidersek, buraya geliyoruz. Meclis'in sandalye sayısı bakımından dördüncü sıradaki partisi, bu şekilde Cumhurbaşkanı seçtirmiş olur. Tabii bu tahminler, FP ve MHP'nin bölünen tercihlerinin yeterli kısmının Yılmaz'dan yana olması üzerine kurulu. ANAP ile DSP toplamı 225 ediyor. FP ve MHP'den 50 kişi, birkaç da bağımsız Yılmaz'a oy verdi mi tamam demektir. Eğer ağırlıklı kısım DYP adayına yönelirse, daha şık bir tablo ortaya çıkar. Bu ifadenin benim için özel bir tarafı da var. Yaklaşık dört yıl önce Meclis kulislerinde Doğan Güreş'i ilk kez gördüğümde, "Adama bak" demiştim, "Müstakbel cumhurbaşkanı gibi dolaşıyor." Tamamen sezgiye dayalı bir hükümdü bu. Sadi Somuncuoğlu, Mesut Yılmaz yahut Doğan Güreş... Netice inanın ki hayırlı olacak, çok hayırlı. Bagaj fişi alın
Uzun bayram tatilini değerlendirmek için yola çıkacakların, hayırlısıyla gidip dönmelerini temenni ediyoruz. Bu temenniyle birlikte, birkaç tavsiyede bulunalım. Araç kullananlar dikkatli olmalı. Otobüsle gidecekler aman dikkat! Yolculuklarınızda bagajlarınız için fiş istemeyi unutmayın. Fiş almazsanız, sonrasında pişman olabilirsiniz. Gazetemizin ikicik Gn. Md. Yardımcısından Levent Gültekin'in yaşadığı gibi bir olay başınıza gelebilir. Yakınları Iğdır'dan İstanbul'a gelirken, yolcu ücreti dışında bagajlar için bedel aldıkları halde, bagaj fişi verilmemiş. İstediklerinde "Merak etmeyin, bir şey olmaz. Hiçkimseye fiş vermiyoruz" demişler. İstanbul'da indiklerinde bagajlardan biri bulunamamış. Ufak tefek bir şey değil, 50 kiloluk tulum peyniri. Levent Bey, tuttuğunu koparan biri olarak bilinir. İşin peşine düştü ama, firmanın tutulacak bir tarafı yok ki tutup koparsın. Yetkililer "Bizi ilgilendirmez, fiş alsaydınız" pişkinliğinde. Israr üzerine ödemeyi teklif ettikleri miktarsa bedelin beşte biri bile etmiyor. 'Kalsın' demiş. "İktidar" ve "yozlaşma" üzerine iki çift kelam edelim
John Steinbeck adlı meşhur Amerikalı roman yazarı, "İktidar yozlaşmaz. Korku yozlaşır... Belki de iktidarı kaybetme korkusu" diye not düşmüş tarihe. Buna karşılık Lord Acton da "İktidar yozlaşma eğilimindedir ve mutlak iktidar, mutlak olarak yozlaşır. Büyük adamlar, hemen hemen daima kötü adamlardır" diyor. O da kim, hiç duymadık derseniz, hemen açıklarız. İngilizler'in 'büyük' devlet adamlarından... YARABBİ SEN BÜYÜKSÜN
Ecevit, "Enflasyon ekonomik değil, psikolojik" diyor. Biz ne diyelim?
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|