YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Demirel ve gençler

 
Körü körüne itaat eden değil, olumlu adımları farkeden, ancak denetim hakkını da sürekli elde tutan bir toplum oluşumunun işaretini veriyor gençlerin görüntüsü..

 

Bir olayı, bir toplantıyı, durduğunuz yere göre farklı biçimlerde okumak mümkün. Demirel'in, atv'de, Siyaset Meydanı'nda gençlerle yaptığı toplantı nasıl okunabilir?

Meselâ, bir siyasetçinin kendini kamuoyu önünde, canlı yayında, gençlerin sansürsüz sorularına ve değerlendirmesine açması, hele bu tür toplantıların nasıl arenaya dönüştüğü dikkate alındığında, bir medeni cesaret olarak görülebilir.

Bir başka açıdan bakıp, Demirel'in saatlerce süren bir sorgulamada, ilerlemiş yaşına rağmen, her sorunun altından kalkabilmesi, dikkat çekici bir performans olarak kaydedilebilir.

Daha başka değerlendirmeler de yapılabilir.

Bu programda benim dikkat çekici bulduğum hususlar şunlar:

1. Gençlerin Türkiye'nin sorunlarını takip ve kavramada gösterdiği performans.

2. Devlet politikalarına ve ünvan sahibi kişiliklere yönelik sorgulayıcı karakter ve bunu ifadelendirmekte ortaya konan açık tavır...

3. Gençliğin Demirel'e ve onun görev süresinin uzatılmasına yönelik yaklaşımı...

İlk iki tesbitin, Türkiye'nin yönetimi adına önemli bir kazanım olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, yönetenleri zora sokacak bir gelişmeyi haber veriyor, ama bunun yanında, demokratik denetim adına kayda değer bir yükselişin göstergesi olarak, daha arınmış bir ülke yönetimini de vadediyor. Körü körüne itaat eden değil, olumlu adımları farkeden, ancak denetim hakkını da sürekli elde tutan bir toplum oluşumunun işaretini veriyor gençlerin görüntüsü..

Kanaatimizce, atv'deki toplantının, bugün sıcağı sıcağına ortaya konması gereken tesbiti, gençlerin Demirel çizgisine sempati ile bakmadığı, görev süresinin uzatılmasını olumlu karşılamadığı ve program süresince ortaya konan Demirel imajının, bu olumsuz değerlendirmeyi ortadan kaldırmadığı gerçeğidir.

Bir kere sorular, daha ilk planda, Demirel'e yönelik olumsuz bir kanaatten beslendikleri intibaını vermekteydiler. Bu, Demirel'in "dün"üne, yani siyasi geçmişine ilişkin bir "genç bakış"ın yansımasıdır. Gençler Demirel'in geçmişine geçer not vermiyorlar.

Demirel sorulara sabırla cevap vermiştir. Cevaplarında, gerek kendi siyaset zamanı, gerekse tüm Cumhuriyet dönemine ilişkin "savunmacı" üslûp egemen olmuştur. "Bu kadar gelişmeyi nasıl görmezsiniz?" türünden bir söylem geliştirmiştir. Programın akışında gençler, Demirel'in o andaki yaklaşımlarını da kabule şayan görmemişler, gerek sözle, gerek jest ve mimiklerle eleştirilerini sürdürmüşlerdir. Demirel'in "Türkiye'de aç, açıkta, hastaneden kovulan insan yok" tarzındaki savunması gençler tarafından çok açık biçimde reddedilmiştir. Gençler, Hakkari'de çöplerden ekmek toplayan, İstanbul'da, kırmızı ışıkta duran otomobillerin camını silmek için koşuşan çocuklardan, işsiz üniversite mezunlarından "iç acıtıcı" örnekler sunma gereği duymuşlardır ülkenin Cumhurbaşkanı'na... Acaba gençler, Cumhurbaşkanı'nın savunmacı yaklaşımını, devlet-toplum ilikileri açısından nasıl değerlendirmişlerdir?

Gençlerin belki daha ilkesel bir yaklaşımını ayrıca not etmek gerekiyor burada. Gençlerin durduğu yerden bakıldığında, bir insanın "kazık çakmış" gibi hep vitrinde, hep başta, hep yönetimde görünmesi yadırganmakta, ülke istikrarının tek kişiye endekslenmesi kabul edilmemekte, ülkenin yeni insanların hizmetine imkân vermesi, gençlerin önünün açılması, ülkenin bu kadar süre içinde yeni hizmet insanları yetiştirebilmiş olması istenmekte... Üç nesil vitrinde aynı malın seyredilmesi istenmiyor. Genç zevk, bunu çok net ve zaman zaman incitici biçimde ortaya koydu o programda...

Acaba, Demirel'in durduğu yerden bu genç görünüş nasıl algılanmıştır? Bu, peşin ve olumsuz yargılar içeren sorgulanış, bu ikna edilemeyiş, bu peşin red tavrı nasıl değerlendirilmiştir?

Demirel programda sık sık, kendisinin göreve devamını isteyen toplum kesimleri bulunduğunu da vurgulamış, Meclis'te verilen 409 imzayı, bu talebin göstergesi olarak sunmuştur. Ama oradaki genç tepki, üzerinde durulmayacak bir tepki olmamalıdır.

Geçen gün, Kanal 7'nin çocuklarla yaptığı sokak röportajlarında da, Demirel'in Cumhurbaşkanlığı konusunda, gençlerin tepkilerine benzer tepkiler ortaya konmuştur.

Kamuoyu yoklamaları, Demirel için hiç de yüksek puanlar ortaya çıkarmıyor.

Bunlara bakıp insanların "Demek ki sevilmiyorum" tarzında bir sonucu kabullenmeleri kolay değildir. Ama, toplumsal duygu birikimlerini gözardı edip, bir takım kombinezonlarla -ki onu kotarmak bile Meclis içi bir yığın zorlamaları gerektiriyor- sonuçlar almak, içerdeki ukdeyi ortadan kaldırmaz, kanaatindeyiz.

Demirel, FP'li Gül'ün "Özal'a gösterilen sıcak ilgi size gösterilmeyebilir" tarzındaki değerlendirmesine büyük tepki göstermişti. Ama, eğer bu bir gerçekse, Demirel'in bunu ciddiye alıp, Cumhurbaşkanı olamasa bile, en azından bundan sonraki hayatında, o duygu sıcaklığını yakalamak için jestler geliştirmesi gerekir. atv'deki program bizce, adaylık sürecinde bir pazarlama ortamı olarak değil, asıl bu yönüyle uyarıcı olmalıdır.


11 Mart 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ahmet Taşgetiren

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...