YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Hepimizin Yusuf'u

 
İnsan hayret ediyor, Avrupalı temsilcilerin Türkiye'deki demokratikleşme konusunda ortaya koyduğu heyecan ve duyarlılığa karşı, bizim siyasetçimiz neden bu kadar gayretsizdir?

 

Bayram günleri içinde, karlı-buzlu yolları aşarak Hasan Celal Bey'i ziyarete gittik. Bu, Ramazan Bayramı'nda yapmayı düşünüp de, yine kar-buz sebebiyle gerçekleştiremediğimiz ziyaretin kazasıydı.

İstanbul çıkışında, yolda Senai Demirci ile mesajlaştık. Ankara'ya, Hasan Celal Bey'i ziyarete gittiğimizi söyleyince "O hepimiz adına Yusuf" diyerek selam yolladı.

Ben de içimden "Acaba herbirimizin içinde Yusuf ne kadar yaşıyor" diye düşündüm.

Ankara yolları karlıydı. Zordu. Ayaş yolları da öyle.

Ayaş'a varınca önce rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Yusuf Bozkurt Özal'ı ziyaret ettik. Epey zayıflamıştı. Ama memleket meselelerine ilgisi eskisi gibi diriydi. Yanında bilgisayarı vardı, hastane özel hat tahsis etmişti, internetten gazeteleri ve dünyayı takip ediyordu. Kısa süre içinde, Cumhurbaşkanı seçiminden, AB ile ilişkilere kadar gündemdeki hemen tüm meseleleri değerlendirdi. Bizimle de okuyucularımıza selam gönderdi.

Sonra Hasan Celal Bey'e geçtik. Görüşmek zor olmadı. İlk günlerin gerginliği Hasan Bey'e özgü yöntemlerle aşılmıştı. Ziyaretçisiz günler Ramazan'a denk gelmiş ve "itikaf gibi geçirmiş" Hasan Celal Bey o günleri... Hasan Bey, ziyaretçi görüşmelerini havanın güzel olduğu zamanlarda bahçede yapıyormuş. Ama bugün her yer karla kaplı olduğu için 10'u aşkın ziyaretçi küçücük bir odaya sığıştık. Kimi oturmuş, kimi ayakta...

Yüzü her zaman mütebessim, bakımlı. Giyimine, tv'de özel mülakata çıkacakmış gibi dikkat etmiş, son derece özenli... Bu bir devlet adamı ciddiyeti.

Herkesle el ense üslubunda kucaklaşıyor, sıcacık.

2 saat kadar beraber olduk. Deyim yerindeyse "gün görmüş" bir devlet adamının sohbetini dinledik. Bir insanın hiçbir özel hukuku olmasa, sırf bu sohbet için bir Ankara seyahati yapsa, değerdi diye düşündüm.

Sohbetin muhtevasını yazmayacağım, çünkü bunlar yayınlansın diye söylenmiş şeyler değil. Ama izlenimler sunmak istiyorum.

Hasan Celal Bey, ziyaretçileri genellikle öğleden sonra kabul ediyor. Çünkü sabahları istirahat ediyor. Çünkü gece cezaevi sakinleriyle sohbet faslı bittikten sonra sabaha kadar çalışıyor...

Cezaevi için böylesi gelenekmiş. Gece insan nasıl olsa evinde olurmuş, bu, insana fazla darlık vermezmiş, gündüzü de istirahatla geçirdin mi, cezaevinin darlığını fazla hissetmezmişsin... Dar alanda büyük hesaplar...

Geceleri çalışıyor...

Küçük bir kütüphane oluşturmuş.

Yazıyor ve "Kalemle yazı yazmaktan parmakları yoruluyor."

Kalemle, çünkü "içeri" daktilo ve bilgisayar sokmak yasak...

Ben de işte tam bunun için sormuştum Adalet Bakanı'na "Siyasiler ve düşünce adamları için özel bir cezaevi türü oluşturuyor musunuz?" diye... Sayın Bakan ve sohbete iştirak edenler sorudan "Ne kadar çok siyasetçi ve düşünce adamı hapsediyoruz!" yorumu çıkarmış olmalılar ki, gülüşmüşlerdi. O da doğruydu ama ben asıl, madem bu insanları hapse atmaktan vazgeçmiyoruz, bari memlekete düşünce planında katkılarının önünü kesmeyelim diye, yazmak ve okumak için uygun ortam hazırlanmasını kastetmiştim.

Bilgisayara alışanın kalemle yazı yazması işkence haline dönüşüyor. Ne olur bilgisayar verilse düşünce mahkumuna?

"Kendim için istiyorsam namerdim" demeyeceğim, çünkü biraz da kendim için istiyorum. Temyize giden bir 312'im var ve nasıl sonuçlanacağını bilemiyorum. Cezaevi duygularına alışmak lazım ne de olsa...

Bir bilgisayar, bir de kitaplar olsa hiçbir şey dert değil gibi geliyor bana...

Hasan Celal Bey, bazılarını bazı yerlere taşımak için yapılan 312 pazarlıklarına üzülüyor. Ona kalsa ömür boyu orada kalıp pazarlık istemeyecek.

Ama siz, bir devlet adamının, yani, ömrü devlete en üst kademelerde hizmetle geçmiş bir insanın, çoğu insanın suskunluğuna inat, işleyen ve yanlış işleyen ve işledikçe bir çok zayıf insanı ezen bir çarkı eleştirdiği için cezaevine konmasına razı olamıyorsunuz. Sadece Hasan Celal Güzel'in o dört duvar arasına sıkışmışlığı Türkiye'de olan biteni özetliyor diye düşünüyorsunuz. "Neden ezen değil de, ezileni savunan cezaevinde?" diye sormadan edemiyorsunuz.

Hasan Celal Bey'in cezaevinde oluşuna ve 312 ile ilgili tartışmalara baktığımda, hep "geç kalmış"lara, "kanamanın kendi damarına gelmesini bekleyenler"e, "312'yi bölücülere karşı vatan savunması diye addedip, bir hattı müdafaa oluşturanlar"a, "kendi insanının özgürlük alanını genişletmek için illa bir yabancı baskısı bekleyenler"e kahrediyorum.

Demirel hâlâ susmalı. 80'li yılların vefa adamı Hasan Celal Güzel cezaevinde.

Ecevit, 312'nin özüne dokunamayız demeli. Hasan Celal Güzel cezaevinde.

FP, Erbakan Hoca ceza alıncaya kadar yüreğine ateş düşmüş gibi davranmamalı. Tayyip Erdoğan yatıp çıktı, Hasan Celal Güzel cezaevinde.

MHP 312 bekçiliği için en cansiparane gayret içine girmeli. Hasan Celal Güzel cezaevinde...

ANAP, DYP memlekette hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmalı...

İnsan hayret ediyor, Avrupalı temsilcilerin Türkiye'deki demokratikleşme konusunda ortaya koyduğu heyecan ve duyarlılığa karşı, bizim siyasetçimiz neden bu kadar gayretsizdir?

Her neyse...

Sonra kalkış zamanı geldi. Çocuklarımın selam ve sevgilerini bildirdim. Memnun oldu. Kalktık, cezaevi bahçesi karlarla kaplı, koluma girdi, "Şiir yazdınız mı? Bazan çok lirik ifadeleriniz var" dedi. Bahçede yürüdük. "Kapıya kadar geçireyim, sizleri" dedi. "Bu bahçeyi özlüyorum" dedi.

Kucaklaştık, ayrıldık.

Türkiye'nin kendi kendine yaptığı haksızlığın sembol adamını cezaevinde bırakarak...


20.MART.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ahmet Taşgetiren

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...