YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Düşman çatlatmak

 
Geçen hafta Hürriyet'te çıkan röportajım nedense en fazla o gazeteyi yayımlayan Doğan Medya Grubu içerisinde büyük dalgalanmalara yol açtı...

 

Ertuğrul Özkök'le Hürriyet'in Ankara bürosunda buluştuk... Yalnız değildi, büro sorumlusu ve bazı yazarlar da vardı... Garsonlar sofra düzenlemeye geldiklerinde diğerleri teker teker ortalıktan çekildiler; Hürriyet yönetmeni ile başbaşa kaldık... Yediğimiz nefis külbastıyı unutmam imkânsız; bir de bana yaptığı teklifi: "Artık merkezdeki bir gazeteye geçme zamanın geldi" dedi Ertuğrul ve ekledi: "Hürriyet'e gel..."

Anlattıklarım ayniyle vâkidir; ancak görüşme şu günlerde değil, bundan tam sekiz yıl önce oldu... Ertuğrul Özkök, bana, hayatımın belki de en önemli tekliflerinden birini yaparak "Hürriyet'e gel" dedi ve ben de, "Yazdıklarım batar, seni de üzerim" gerekçesiyle kabul etmedim... Sadece ikimizin tanık olduğu transfer teklifini, bir yıl sonra, bu defa kalabalık bir meslektaş grubu önünde tekrarladı Hürriyet yönetmeni; Cüneyt Arcayürek, o sırada çalıştığı Bugün gazetesinde, "10 bin metre yükseklikte transfer teklifi" başlığıyla olayı yazdı da...

O sıralarda yazdığım gazeteden önemsiz bir maaş alıyor, bütçeyi doğrultmak için İzmir'de çıkan Yeni Asır gazetesine Faruk Yeni ismini kullandığım yazılarla haftada dört gün katkıda bulunuyordum. Transfer dedikoduları o kadar yaygınlaşmıştı ki, Cumhurbaşkanı Turgut Özal, bir yurtdışı gezide beni yanına çağırarak, "Nedir bu söylentiler?" diye ağzımı yoklamak ihtiyacını hissetmişti...

Geçen hafta Hürriyet'te çıkan röportajım nedense en fazla o gazeteyi yayımlayan Doğan Medya Grubu içerisinde büyük dalgalanmalara yol açtı... Star gazetesinde okuduğuma göre, Hürriyet'in bir yazarı Hürriyet'e geçtiğimi sanıp dokuz günlük uzun bir izne çıkmış... Bir başkası, tam iki defa, "O gelirse biz yokuz" diye yazdı hafta içerisinde...

Hepsinin gönlü hoş olsun; üzülmesinler Hürriyet'e geçmiyorum... Esasen, iki kez tekrarlanan transfer teklifine "Evet" dememem üzerine, Ertuğrul Özkök, gazeteyi, herbiri ayrı bir konuyu yazan yarım düzine kulisle doldurdu... Hadi sevinçlerini tamamlayacak haberi daha açık vereyim: Hürriyet'ten herhangi bir kişiyle şu yakınlarda bir görüşme yapmış değilim... İki yıla yakın haftada dört yazıyla katıldığım Turkish Daily News'daki yazılarıma da, gazete Doğan Medya Grubu ile irtibatlanmadan hemen önce, ben son verdim...

Ayşe Arman röportajında, "Hürriyet'te yazar mısınız?" sorusuna, "Tabii yazarım" dedikten sonra şartımı ekledim: "Yazılarıma dokunulmaması, sansür uygulanmaması şartıyla..." Hürriyet benim bu şartıma uyuyor mu? En gözde yazarlarından Emin Çölaşan'ın Mesut Yılmaz'ı eleştiren bir yazısını sansürlediklerini ortaya çıkartan benim... Vaktiyle, "Yazısına sansür uygulanan yazar şerefsiz ve haysiyetsizdir; yazımı sansürleyen gazetede bir gün kalmam" dediği kayıtlarda bulunan Emin, sansürlendiği yüzüne çarpılınca huzursuzlandı, ama gazetede kalmaya devam ediyor...

Bizim meslekte, "Basını İkinci Cumhuriyetçiler, Yeni Osmanlıcılar, gericiler sardı; bunlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz" diye silâh üzerine İttihatçı usulü yemin etmiş bir çete var... O çete, bana transfer teklifi yapıldığını duymanın rahatsızlığıyla, kendisini 'ağabeyim' gibi tanıtan bir tipi ortalığa salmıştı; önce bazı adreslere fakslanan notlarla, sonra satılmayan bir gazetede, daha sonra da haftalık bir dergi biçiminde sırf beni hedef alan yayınlar yaptırmıştı himayelerindeki çocuğa... İşin garibi o derginin son zamanlarda tek bir hedefi var: Aydın Doğan ve Doğan Medya Grubu... Aydın Bey tam bir 'Anadolu insanı', kendisiyle uğraşan çocuğa ödenen paranın cebinden çıktığını nasıl aklına getirsin? Oysa, o yayın dolaylı yoldan Hürriyet kaynaklarından finanse ediliyor...

"Hürriyet'te yazarım elbette" dedikten sonra aklıma gelen diğer gazetelerin adlarını da sıralamıştım; kısaltma sırasında o bölüm çıkartılmış... Yer darlığından çıkartılan bir başka bölümde, Hürriyet'in de aralarında bulunduğu bir dizi yayın organının 28 Şubat süreci içerisinde iyi bir sınav vermediğini anlatmıştım. Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök, yayımlandığı biçimiyle de beni tatmin eden röportajın bütününü okusalar keşke...

Orada söylemiştim, burada da tekrarlayayım: Ben profesyonel bir yazarım; yazdıklarımın mümkün olduğunca geniş kitlelere ulaşmasını elbette arzularım. Yazdıklarım başka gazetelerde haber olduğunda, ya da geçen haftanın Aksiyon ve bu haftanın Aktüel dergilerinde kapaklaşan "Pierre Loti ajan mıydı?" yazılarına ilham kaynağı teşkil ettiğimde de tatmin oluyorum ben. Ancak tahammül edemeyeceğim tek bir şey var: Sansür... Yazarın onuru yazdıklarıdır; sonradan sözünden caysa da, "Yazısına sansür uygulandığı halde yazmaya devam eden şerefsizdir..." diyen Emin Çölaşan haklıdır...

Meslek büyüklerinden Nezih Demirkent'in geçen salı Dünya'da yazdığı gibi, halkın haber alma iktiyacını Yeni Şafak gibi bağımsız gazeteler karşılıyor bugün... Umarım, patronlar da, okurun asıl istediğinin, bağımsızlığını koruyabilen, kalemini satmamış gazetecilerin çalıştığı yayın organları olduğunu idrak ederler... Bendeki keyif kimsede yok; patronundan bile bağımsız bir gazetede yazmak ne büyük huzurdur bilemezsiniz...

Ertuğrul'la ne zaman telefonlaşsak, lâfı, "Buluşup yemek yiyelim" diye bağlarız... Babasını kaybetti, şu sıralarda üzgün; ama ilk fırsatta düşman çatlatmak için bir sofrada buluşmamız şart oldu...


20.MART.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...