YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Kültür

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama


Sinemaya gereken önem verilmedi

Sanatçı siyaset üstüdür

Türk sineması denilince ilk akla gelen sivil toplum kuruluşlarından biri olan SODER'de yeni yönetimle birlikte hareketlilik gözleniyor. İlk elde, üyeleri yeniden biraraya getirip 'buluşma' amaçlanıyor.

  • RÖPORTAJ: GÜLCAN TEZCAN

    Yerli sinemanın Hollywood karşısında varolma savaşı verdiği, sinema sektöründe çalışanların özlük haklarının olmadığı bir ortamda Türk sinemasının durumunu nasıl görüyorsunuz? Böyle bir ortamda SODER'in başına gelirken endişeleriniz oldu mu?

    Muhakkak oldu. Ne kadar imkânsızlıklar içerisinde olduğumuzun bilincindeydim. Sinema bir defa sektör, sanayii haline gelmemiş. Amerikan sinemasına baktığımızda silah sanayiinin önünde gelir getiren bir sanat dalı. Amerika'daki insanlar bunun ne çok gelir getirebileceğini keşfetmiş, yatırımlarını yapmış ve bunun semeresini topluyorlar. Bizim insanımız sinemaya gereken önemi vermemiş. Özellikle işadamlarından bahsediyorum. Çünkü biz yorumcuyuz. Yorumcu olarak sanatçıdan birşey beklememek lazım. Ancak sanatını icra eder. Ama ben işadamı olsaydım sinemaya yatırımda bulunurdım, çünkü sinemanın getirisi olabilirdi. Biz sinemayı bıraktık, bıraktık, şimdi "Sinema için ne yapabiliriz" diyorlar. Herşey için biraz geç. Ama ben yine de ümitvarım. Sinemanın ölmeyeceğine inanıyorum. Son zamanlardaki kıpırdamalar, bizim ve benim dönemimdeki insanların yanlış düşünmediğini ortaya koyuyor. Sinemanın, sinemaya verdiğimizi hemen geri alamamanın sıkıntısı ile hiçbir işadamımız el atmıyor. Dolayısıyla beyaz perdeden renkli cama döndük. Sinemanın yerine geçer mi, geçmez mi? Bana göre asla geçmez.

    Alkor, SODER'e ne getirecek?

    Birlik ve beraberliği temin etmek benim en büyük amacım. Hepimiz ayrı yerlerdeyiz, evlendik, uzaklaştık, başka iş sahibi oldu arkadaşların çoğu. Onları biraraya getirmek, birlik beraberlik içinde olmak, şu mekanda sohbetler edebilmek en büyük dileğim.

    "Birlik ve beraberliği" sinemayla ilgili diğer sivil toplum örgütleriyle biraraya gelmek olarak da alabilir miyiz?

    İki tane sinema derneği var. Biz SODER olarak ana derneğiz. ÇASOD bizden üremiş bir dernek. Yolumuz, amacımız, gönlümüz bir. Herkesin yapmak istediği iyi ve doğruyu bulmak. Ne kadar muvaffak olabileceğiz, bilemiyorum. Kültür Bakanımızın telif haklarıyla ilgili güzel bir girişimi oldu ve sanıyorum yasa olarak da çıkmış. Biz eskiden komşu hakları diye tabir edilen haklara bile sahip değildik yorumcu olarak. Ancak jenerikte ismimiz çıkmazsa 'Neden çıkmadı filan gibi şeyler' söyleyebiliyorduk. Ama bu son aldığımız habere göre artık biz de birtakım telif hakları elde edebileceğiz. Bunun gerçekleşmesinden özellikle bizden daha az şanslı olan arkadaşlarım adına mutluluk duyuyorum. Çünkü sinemada bazı insanlar şanslarını çok iyi kullanabildiler, bazıları kullanamadılar ve hep devam edermiş gibi görünen sinema bir duraklama devrine girdi. Dolayısıyla mağdur durumda olan pekçok arkadaşımız var. Maddi ve manevi mağduriyetleri var. Bu insanlar bir aşk uğruna sinemanın içine girmişler, başka bir meslek edinmemişler ve şimdi çalışamamanın verdiği büyük bir sıkıntı içindeler. Dolayısıyla telif hakları konusu kendilerine destek olacaktır diye düşünüyorum.

    SODER neler yapıyor peki bu sanatçılar için?

    Gözden ırak olan gönülden de ırak olur diye bir lafımız vardır. Belki benim karakter oyuncularımın çoğu şu anda tanınamıyorlar, bilinemiyor. Onları hatırlatmak babında bir web sayfası hazırlatma faaliyetimiz var. Yıllardır çıkamayan SODER ansiklopedimizi Allah izin verirse çıkartmayı düşünüyorum. Bu ansiklopedi çıkarsa bunu birçok cast ajansına, televizyon kanalına göndererek kendilerini en azından hatırlatabileceğimizi umuyorum. Özlük hakları gibi konularda detaya inemedik.

    Yeşilçamın emektarlarının unutulmuşluğu gündeme getirildiğinde ilk suçlanan dernekler olur. "Vefalı" olduğunuzu göstermediğiniz için mi?

    Sinemaya gönül vermiş, sinemanın cefasını çekmiş insanların mağdur durumda olmaları beni çok rahatsız ediyor. Ama sinemada dört filmde karakter oynayıp da ondan sonra 'Beni aramadılar' diye sinemayı suçlamak bence çok yanlış. Sinemaya 40 senesini vermiş, yüzlerce filmde oynamış insanlar iş bulamıyor ama hiçbiri ağlamıyor. Bende üzüntü yaratan bir şey de, birinin cenazesine gidiyorsunuz, "Vefasızlık örneği", "Cenazede geldi, aramadı, sormadı" gibi birtakım yazılar çıkıyor. Aranıp aranmadığını nereden biliyorlar? Bazı şeyler ayan beyan olmaz. Yapılan iyilikler yahut desteklerin anlatılması çok yanlış. Reha Muhtar'ın Yeşilçam'la ilgili programında Hayati Hamzaoğlu'yla ilgili de bir şey geçti. "Aranmıyor, sorulmuyor, çok hasta" gibilerden. Kimsenin aklına Antalya Belediyesi'ne teşekkür etmek gelmedi. Hayati Ağabi'ye çok güzel bir ev tahsis ettiler. Akdeniz Üniversitesi'nde tedavi görüyor. Kültür Bakanlığımıza teşekkür etmek kimsenin aklına gelmedi. Kendisine maddi destekte bulunuldu. Sevmiyorum böyle bir şeyi söylemeyi ama ben ve arkadaşlarım sürekli arayıp, sorarız, ziyaret ederim. Kimse bunu bilmez. Çünkü reklam amacı gütmüyorum.

    Beyoğlu Belediyesi'nin düzenlediği sinemanın yaş günü kutlamalarına SODER adına katılacak sanatçının fikir değiştirmesi Cinemascope adlı sinema dergisinde eleştiri konusu edildi. Bazı sanatçıların da FP'li bir belediyenin yanında durmamak için kutlamalara katılmadığı söyleniyor. Böyle bir tavır söz konusu mu?

    Derneğe böyle bir etkinlik gelmişse oyuncuya bildirilir, oyuncunun katılıp katılmama hakkı var. Bizim arkadaşlarımız vardı o kutlamalarda. Bizim Beyoğlu Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi'yle müşterek çalışmalarımız olacak. Yeşilçam Sokağı ile ilgili projelerden bahsedildi, bu konuda öneriler getirdim. Sadece Beyoğlu Belediyesi'nin değil, bütün yerel belediyelerimizin bir köşesine bir nostalji sineması yapılması konusunda da önerilerde bulundum. Ben sanatçıyı siyaset üstü görüyorum. Sanat ve sanatçıya yönelik her tür çalışmaya destek vermek zorundayız diye düşünüyorum. Ama insanların kişisel tavır ve düşüncelerine karışmamak gibi de bir prensibimiz var. Bu partiden dolayı çekimser davranabilirler ya da sempatizanları vardır onlar gelebilirler.

    Ama dernek olarak bu türden faaliyetlerde bulunmanız bir sakınca doğurmuyor sanırım...

    Tabi... Çünkü biz sanatçıyız. Hiçbir zaman kullanılmaktan hoşlanmayız ama sinemaya ve sanatçıya destek veren bir olaya katılmamak ve desteklememek yanlış. Bu benim kişisel fikrim ve çoğu arkadaşımın benim gibi düşündüğünü zannediyorum.

    Selda Alkor kimdir?

    1964 senesinde o zamanın çok önemli bir magazin dergisi olan SES mecmuasının kapak yıldızı seçilerek sinemaya girdi. Fikret Hakan ve Tanju Gürsu ile rol aldığı "Cumartesi Senin Pazar Benim"le Türk sinemasına adım attı. Hemen ardından Ayhan Işık'la "Güneşe Giden Yol"da oynadı. Türk sinemasına attığı ilk imza olarak nitelediği "Çiçekçi Kız" o dönemde müzikal türde yapılan ilk çalışmalardan biri. Yine Türk sinemasının klasikleri arasına giren "Senede Bir Gün"de de oynayan Alkor, yüz küsur filmde rol aldı. Atıf Yılmaz ve Lütfü Akad dışında dönemin hemen bütün rejisörleriyle çalıştı.




    Kağıda basmak için tıklayın.

  • Tiyatroda 1 istifa 1 intihal

    20. Günümüz Sanatçıları Sergisi
    İSTANBUL- Resim ve Heykel Müzeleri Derneği (RHMD), "20. Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi"ni 3-20 Nisan 2000 tarihleri arasında Beyoğlu İstiklal Caddesi'ndeki Maya Plastik Sanatlar Merkezi ve Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde gerçekleştirmeye hazırlanıyor. "1-19 Günümüz Sanatçıları Sergileri-Retrospektif" de aynı tarihlerde Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergilenecek. Sergi, bu yıl, Ferhan Şensoy Tiyatrosu'nda düzenlenecek paneller ve film gösterileri ile destekleniyor. Seçici kurulunun değerlendirmeleri sonucunda; Resim ve Heykel Müzeleri Derneği'nin Başarı Ödülleri'ni Burcu Arısoy, Derya Altınel, Kurucu Koçanoğlu ve Şinasi Güneş; Garanti Bankası Ödülü'nü ise Füruzan Erkuş alacak. Erim Bikkul, Ali Osman Coşkun, Başir Borlakov, Sibel Dikel, Serpil Yıldırım, Oya Erol, Filiz Demirkaya, Ülkü Terem, Turan Aksoy, Galip Kemal Çelebi, Şakir Gökçebağ, Ragıp Basmaölmez ve Nurhayat Mega'nın eserleri de sergilenecek. (0 212 293 34 46)

     


    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
    İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED
    Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...