YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Karşı sözler


Çelişki derin. Çok uzun bir zamandan beri inanç ve medeniyetimizin karşısında duran bir anlayışın, bir nizamın, bir yaşam biçiminin dayatması karşısındayız.

 

Atasözlerimiz cemiyeti asırlarca yoğuran ahlâkın en rafine tarafını, umdelerin özünü dile getirir. Binlerce tecrübenin hayata tutulan ışığıdır. Pek tabiî bu sözler belli kaideler uyarınca işleyen ve uzun zaman değişmeyen nizamın eseri. Yine de aralarına karışan bazı ifadeler bizi durup düşünmeye, "bu işte bir terslik var" diye tereddüte sürüklüyor.

Mesela: Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, Her koyun kendi bacağından asılır, Devletin malı deniz, yemeyen domuz vb gibileri...

Bunlar çok büyük ihtimalle cemiyeti yoğuran ahlâkın türlü saiklerle çökmeye, bozulmaya; cemiyette yeni ve eskisinin temellerini dinamitleyen bir nizamın kurulmaya başlamasından itibaren sökün etmiş sözlerdir diye düşünüyorum.

Devlet malına zarar vermenin, onu yağmalamanın; israf etmenin, yetim hakkına, komşu hukukuna, millet menfaatına aldırmamanın; bütün bunları hiçe saymanın ürünü olduğu muhakkak. Devletin âdil olduğuna (olması gerektiğine) duyulan inancın kaybolması demek. Cemiyet ve cemaattan önce ferdin çıkarının düşünülmesi demek.

Dikkat edilirse yukarıya örnek olarak aldığımız üç cümle de ferdin çıkarını gözetiyor, cemiyeti yoğuran ahlâkın karşısına düşüyor. Demek ki bu sözlerin vücut bulduğu devirde, böylesi bir çöküş yaşanıyor, cemiyetin ve devletin temelleri, ahlâkın sükutu ile sarsılıyor. Oysa bizim ahlâkımız ve bunun üzerine bina edilen nizam, ferdi devlete ezdirmez; devleti de ferdin ihtiraslarına kurban etmez. Devletin varlığı bu hassas dengenin kurulması içindir.

Çelişki derin. Çok uzun bir zamandan beri inanç ve medeniyetimizin karşısında duran bir anlayışın, bir nizamın, bir yaşam biçiminin dayatması karşısındayız. Nesiller, çözüle çözüle geliyor. Ahlâk hayata, cemiyete ve devlete intikal edemiyor; teoride ve kitaplarda kalıyor. Sıkışan insanımız, birbirine sarılarak her meşrebe göre birer getto oluşturuyor. Bunun için ise ancak pek küçük tatmin alanları doğurduğu söylenebilir. Hayatın milyonlarca unsuru elimizden çıkmış gibidir.

Apartmanda mahremiyetimizi; sokakta, okulda, işyerinde, fabrikada, alış-verişte, araçta, köyde, kentte ahlâkımızı arıyoruz.

Dünyaya hakim olan zihniyet, tatbikat, düzen, tropikal ormanlar, kutuplar, dağ başlarında kalmış kabileleri bile içine alıyor hiçbir fert bu istiladan kendisini kurtaramıyor.

Dünya sistemi evimizi, işimizi, yiyecek ve giyeceğimizi, kapımızı, penceremizi, aracımızı, yakıtımızı, okulumuzu, dersimizi, zevkimizi, eğlencemizi, tatil ve mesaimizi, saç biçimimizi, tırnak çakımızı bile tayin ediyor.

Karşı söz devasa bir varlıktır artık. Bu sözün tesirini kaybetmesi ancak zihnen mümkün bir inkılabın sahasında olabilir. İmkân, konfor ve kolaylığın aslında birer aldanış vesilesi olduğunu kavradığımız gün bu mahbeste bir delik açılabilir.


29 Mart 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...