![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İhtiyatı elden bırakmadan...TBMM 10. Cumhurbaşkanını seçti ve böylece yedi aydır gündemin başında bulunan bir konu kapanmış oldu. Kaç aydır hükümeti oluşturan partilerin tutumu ve tahrikiyle sürdürülen tartışmaların ne kadar boş, anlamsız ve gereksiz olduğu anlaşıldı. Bir yüksek yargıcın cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı toplumun bütün kesimlerinde bir memnuniyet ve ileriye yönelik umutlu bir bekleyiş var. Sadece bu durum, toplumun beklentileri ve ideallerini tespitte başlı başına önemli bir gösterge. Siyasi parti temsilcilerine, toplumsal grupların sözcülerine, basının saygın kalemlerine bakın hepsinde ileriye yönelik bir umut ve memnuniyet görürsünüz. Bir yargıcın, saygın bir hukuk adamının cumhurbaşkanı seçilmesi bile toplumda bir heyecan dalgalanmasına yol açabiliyor. Sayın Sezer'den beklentilerin bu kadar fazla olması ve nerede ise onun hukukçu kişiliğiyle birlikte ülkemizdeki tüm adaletsizliklerin, haksızlıkların ve hukuksuzlukların son bulacağı şeklinde bir havanın oluşmuş olması inşallah kısa zamanda bir hayal kırıklığına dönüşmez. Türkiye'nin mevcut sorunları bir cumhurbaşkanının iyi niyetli çabaları ve gayretleriyle çözümlenemeyecek kadar karmaşık, çok yönlü ve büyüktür. Elbette kişilerin tutumu önemlidir, ama tek başına kişilerin bireysel çabaları sorunların üstesinden gelinmesi için yeterli değildir. Yeni cumhurbaşkanını tanımıyoruz.
Kaldı ki Sayın Ahmet Necdet Sezer konusunda toplum fazla bir şey de bilmemektedir. Onu sadece üç ayrı konuşmasından tanımaktayız. Geçen yıl Anayasa Mahkemesinin kuruluşu yıldönümünde yaptığı ve genel olarak düşünce özgürlüğüne vurgu yapan konuşması, bu yıl yine aynı toplantıda yaptığı konuşma ile kendisine cumhurbaşkanı seçildiğinin bildirildiği anda yaptığı kısa konuşma. Her üç konuşma arasında ortak noktalar olduğu gibi farklı noktalar da var. Bu konuşmalardan hareketle Sayın Sezer'in demokrasi ve düşünce özgürlüğü konusunda son derece hassas olduğunu söylemek mümkün. Zaten onunla ilgili heyecanımız da buradan ileri gelmektedir. Üçüncü konuşmasında ise bir yargıç tavrından çok klasik çizgideki bir devlet adamı tavrı ortaya çıkmaktadır. Laiklik, sosyal hukuk devleti ve tutumluluk gibi hususların altı çizilmiştir. Her sene hükümetlerin tasarrufla ilgili genelgeler yayınladıkları, sosyal hukuk devleti ilkesinin anayasanın ilgili maddesine atıflar yapılarak her fırsatta dile getirildiği, laiklik konusunda nerede ise bütün kamu yöneticilerinin her düzeydeki konuşmayı bu hususa atıfla açtıkları bir ülkede bu vurguların özel ve farklı bir anlamı olduğunu söylemek zor. Herkesin yaptığını Sayın Sezer de tekrarlamıştır! Ayrıca Sayın Sezer konusunda basında ve kamu oyunda bir anda yaratılan iyimser havanın biraz yanıltıcı ve bazı noktaları örtücü olduğunu söylemek mümkün. Mesela Sayın Sezer'i cumhurbaşkanlığına aday göstermek kimin aklına gelmiştir? Hükümet partileri tarafından önerildiği açık, ama Başbakan Ecevit'e ve diğer liderlere bu ismi kim fısıldamıştır? Gerçekten son anda Ecevit'in aklına mı gelmiştir? Bu ismin birileri tarafından fısıldandığı gayet açık, ama fısıldayan kim? Kim olursa olsun, önemli mi bu, diye sorabilirsiniz. Ama bence bu çok önemlidir. Sezer siyaseti değil bürokrasiyi temsil ediyor
Hükümet partileri tarafından üzerinde ittifak edilen Sezer'e muhalefet partileri de destek verdiler. Beş liderin ortak imzaları önemli bir gelişme; fakat muhalefetin başka bir şansı var mıydı ki? Yeni cumhurbaşkanının Meclisin içinden çıkmamış olması hala temsil kurumunun bürokrasi karşısındaki zaafını gösteren bir örnek. Bürokrasinin en üst makamlarına yükselen bir "memur" Meclisin tasvibiyle devletin başına geçebilmektedir. Bu gelişme bürokrasinin hala geleneksel siyasal rolünü oynamayı sürdürdüğünün somut bir işaretidir. Siyaset yine marjinal, yine ikincil sırada ve yine işlevsiz bir görüntü veriyor. Son söz olarak şunu unutmamak gerekir: hukuksuzluğun, adaletsizliğin ve keyfiliğin bu kadar yaygınlaştığı ve nerede ise tüm sorunların temelinde yer aldığı bir dönemde, demokrasi ve özgürlükler konusundaki hassasiyeti ile yüksek bir yargıcın cumhurbaşkanı seçilmiş olması heyecan verici bir gelişmedir. Bu hepimize umut vermektedir. Ne var ki Sezer'in şahsında, fazla heyecanlanmamak, her türlü sorunun çözümleneceğini zannetmemek, keyfiliklerin son bulacağını ummamak gerekir. Eğer arada bir "ihtiyat" payı bırakmazsak önümüzdeki yıllarda, her zaman olduğu gibi, büyük bir hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Sayın Sezer, keyfiliklerin ve hukuksuzlukların önüne geçer, düşünce özgürlükleri önündeki engelleri kaldırabilirse bu bile büyük bir başarı olacaktır. Türkiye'nin 10. Cumhurbaşkanına başarılar diliyoruz.
ddursun@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|