| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Atatürk'ün hastalığı artık kamuoyundan gizlenemiyordu.
Telgrafta, tüm detaylarıyla Atatürk'ün sağlık durumu yer alıyordu. Şifreyi çözen Dışişleri görevlisinin gözüne bir isim ilişti:
İngiliz Büyükelçisi, Atatürk'ün halef olarak Fethi Okyar'ı seçtiği görüşündeydi. Bu görüşünü Londra'yla paylaşıyordu. İki gün sonra İngiliz gazetelerinde şu haber yayınlandı: "Atatürk'ün yakın arkadaşı Bay Fethi Okyar Türkiye'nin yeni lideri." Dünya, "Atatürk'ün halefi kim olacak?" sorusuna cevap ararken, Ankara'da Mareşal Fevzi Çakmak, Başbakan Celal Bayar'ın teklifini düşünüyordu.
1924 anayasasına göre cumhurbaşkanı yalnızca Meclis üyeleri arasından seçilebiliyordu, ancak bu engel bir "anayasa değişikliği"yle aşılabilirdi.
FAHRETTİN ALTAY'IN ZİYARETİ
Birinci Ordu Komutanı Fahrettin Altay'ın evsahipliğinde yapılan toplantıda durum değerlendirmesi yapıldı. Bütün ihtimaller, bu arada Mareşal Fevzi Çakmak'ın bir oldu-bitti yaratıp yaratmayacağı tartışıldı.
Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Orgeneral Asım Gündüz ve Başbakan Celal Bayar Genelkurmay binasında oturup durum değerlendirmesi yaptılar.
Bayar ferahlamış olarak ayrıldı karargahtan. Genelkurmay Başkanı'nın "İnönü" isminde diretmemesi rahatlatmıştı onu. İki gün sonra, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Asım Gündüz'ü ziyaret etti:
"- Bu millet daima denenmiş, isim yapmış kimselerin arkasından gitmeye alışmıştır. Mareşal her bakımdan bu yeri doldurur. Madiem istemiyorlar, öyleyse İnönü cumhurbaşkanlığına gelmelidir.. Yoksa lâlettayin bu mevkie getirilecek bir kişi milleti tatmin etmeyecektir. Sonra, daha önemli sebep, Avrupa'da ufukların kararmakta olmasıdır. Ruslar bize karşı her gün biraz daha artan menfi bir tutum içinde. Öte taraftan Mussolini ve Hitler azgınlıklarını artırıyorlar... Mussolini, Hitler, Stalin... Her üçü de macera peşindedirler. Bu durumda Türkiye, başında kuvvetli bir şahsiyete muhtaçtır."
"- Valla efendim" dedi Asım Gündüz, "Bizim kararımız demokrasi prensipleri bakımından doğru ve yerindedir. Ancak dünyanın karışık durumu; nazilerin, faşistlerin ve komünistlerin şahlanmış ihtirasları karşısında Fahrettin Paşa'ya hak vermemek mümkün değildi." "ŞİMDİ NE OLACAK?"
10 Kasım 1938.
Başbakan Celal Bayar 10 Kasım sabahı İstanbul'a geldi, doktorlar tarafından hazırlanan ölüm tutanağını imzaladıktan sonra özel bir trenle Ankara'ya döndü.
Garda TBMM Başkanı Abdülhalik Renda, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, generaller, bakanlar, genel müdürler, müsteşarlar hazır bekliyordu. İsmet İnönü ise özel kalem müdürünü göndermişti. Bayar, gelenlerin ayrı ayrı elini sıktı. Taziyeleri kabul etti. Sonra, TBMM Başkanı Renda ile birlikte Meclis'e geçti. Renda'yla bir süre görüştükten sonra Bakanlar Kurulu'nu topladı. Toplantı sabaha yakın saatlerde sona erdi.
Ankara'daki diplomatlar, yerli ve yabancı basın geceyi uykusuz geçirmişlerdi. Geceyi uykusuz geçiren biri daha vardı:
"- Muhterem arkadaşlar" diye başladı, "Hayatımın en güç vazifesini yapmak için huzurunuzda bulunuyorum. Devletimizin Cumhurbaşkanı, partimizin genel başkanı, milletimizin önderi, Türkiye devletinin kurucusu büyük ve aziz Atatürk'ümüz, dün sabah Dolmabahçe Sarayı'nda saat dokuzu beş geçe fani hayata gözlerini yummuştur. Mahzun yüreklerimizde sevgisi, düşüncelerimizde fikirleri ve idealleri ebediyyen payidar kalacak olan büyük manevi huzurunda sizleri 5 dakika ayakta sükuta davet ediyorum."
"- Muhterem grubunuz reisicumhur namzedini seçmek için toplanmıştır. Reylerinizi serbestçe kullanacaksınız. Herkes istediği namzedi yazsın. En çok rey alan genel kurulda namzet gösterilecektir."
İNÖNÜ CUMHURBAŞKANI
Saat 11.00'de genel kurul toplandı.
Bazı tarihçilere göre, Celal Bayar sağduyulu davranmış (Asım Gündüz'e göre ise korkmuş), darbe ihtimalini savuşturmak için bu seçime razı olmuştu. Attila İlhan, tarihe "Milli Şef" olarak geçen İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesini şöyle değerlendiriyor: "Babıali baskını neyse, İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı olması da odur. Ordu ağırlığını koymuş ve tamamiyle iktidardan tasfiye edilmiş bulunan İnönü'yü cumhurbaşkanı seçtirmiştir." FEVZİ ÇAKMAK'TAN CELAL BAYAR'A
"Hükümet reisi olarak bu nazik zamanda karar size düşüyor. Yalnız size şunu söyleyeyim ki, İsmet Paşa reisicumhur olursa ne senin vekilliğin, ne benim mareşallığım kalır..." Mareşal Çakmak'ın İnönü korkusu 4 Nisan 2000Bayar'ın, birdenbire "İsmet İnönü" adını ortaya atması, kendiliğinden oluşmuş bir karar değildi kuşkusuz. Daha önce Mareşal Fevzi Çakmak'a teklif götürmüş, "red" cevabı almıştı. İstanbul'daki "cunta toplantısı"ndan haberi vardı. Başını Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay'ın çektiği bir grup general ve genç subay, İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı olmasını istiyordu. Ordu, İnönü'nün seçilmemesi durumunda bazı nahoş olayların meydana gelebileceği konusunda sinyaller gönderiyordu. Bayar, ordunun restini görmüştü. Sıra, Meclis'i İnönü konusunda ikna etmeye geliyordu. Bundan önce Mareşal'la bir görüşme yaptı.
"- Hükümet reisi olarak bu nazik zamanda karar size düşüyor. Yalnız size şunu söyleyeyim ki, İsmet Paşa reisicumhur olursa ne senin vekilliğin, ne benim mareşallığım kalır..."
YARIN: İlk sivil Cumhurbaşkanı
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|