YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Politika

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

                
Ben darbe yapmam

MAREŞAL Fevzi Çakmak, Bayar'ın cumhurbaşkanlığı teklifini şu sözlerle reddetti: "Benden, beni Çankaya'ya çıkaracak bir oldu bitti, bir müdahale beklemeyin."

Atatürk'ün hastalığı artık kamuoyundan gizlenemiyordu.
15 Ekim 1938'de İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Londra'ya "şifreli" bir telgraf çekti.

Telgrafta, tüm detaylarıyla Atatürk'ün sağlık durumu yer alıyordu. Şifreyi çözen Dışişleri görevlisinin gözüne bir isim ilişti:
Fethi Okyar...

İngiliz Büyükelçisi, Atatürk'ün halef olarak Fethi Okyar'ı seçtiği görüşündeydi. Bu görüşünü Londra'yla paylaşıyordu.

İki gün sonra İngiliz gazetelerinde şu haber yayınlandı: "Atatürk'ün yakın arkadaşı Bay Fethi Okyar Türkiye'nin yeni lideri."

Dünya, "Atatürk'ün halefi kim olacak?" sorusuna cevap ararken, Ankara'da Mareşal Fevzi Çakmak, Başbakan Celal Bayar'ın teklifini düşünüyordu.
Bayar'a göre Meclis çoğunluğu Mareşal'ı istiyordu.

1924 anayasasına göre cumhurbaşkanı yalnızca Meclis üyeleri arasından seçilebiliyordu, ancak bu engel bir "anayasa değişikliği"yle aşılabilirdi.
Mareşal, anayasa engeli aşılsa bu teklifi kabul edecek miydi?
Hayır.
Çünkü, Celal Bayar'ın teklifine sevinmiş görünmekle birlikte, pek memnun olmamıştı.
İşte Mareşal'ın cevabı:
"- Hayır Celal Beyefendi, ben politikadan uzak, ordumla sizlere yardımcı olacağım. Asla bir müdahale ve karışıklığı beklemeyin."
Mareşal İstanbul'daki "cunta toplantısı"ndan haberdardı.
Bayar'ın teklifini kabul ederse, "çatışma"yı davet etmiş olacaktı. MAREŞAL, dolaylı olarak, "Benden, beni Çankaya'ya çıkaracak bir oldu bitti, bir müdahale beklemeyin" diyordu.
Meclis de Mareşal'a sıcak bakıyordu.
Gelgelelim, aynı Meclis, bir süre sonra oy birliğiyle İsmet İnönü'yü cumhurbaşkanı seçecektir.

FAHRETTİN ALTAY'IN ZİYARETİ

Birinci Ordu Komutanı Fahrettin Altay'ın evsahipliğinde yapılan toplantıda durum değerlendirmesi yapıldı. Bütün ihtimaller, bu arada Mareşal Fevzi Çakmak'ın bir oldu-bitti yaratıp yaratmayacağı tartışıldı.
Karargah "şimdilik", meselenin Meclis'te halledilmesinden yanaydı.
Sonra çok şaşırtıcı bir gelişme oldu.
Mareşal'a adaylığı kabul ettirmeye çalışan Başbakan Celal Bayar, yüzseksen derecelik bir dönüş yaparak, İsmet Paşa'nın adını attı ortaya.
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Asım Gündüz, İnönü adının "birdenbire" öne çıkmasının, İstanbul'daki "cunta toplantısı"yla ilgili olduğunu söylüyor.
1938 yılının Kasım ayı.

Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Orgeneral Asım Gündüz ve Başbakan Celal Bayar Genelkurmay binasında oturup durum değerlendirmesi yaptılar.
Çıkan sonuç şuydu:
Cumhurbaşkanı seçme yetkisi Meclis'indir.
Dolayısıyla, aday gösterme hakkı da Meclis'indir.

Bayar ferahlamış olarak ayrıldı karargahtan. Genelkurmay Başkanı'nın "İnönü" isminde diretmemesi rahatlatmıştı onu.

İki gün sonra, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Asım Gündüz'ü ziyaret etti:
Hemen konuya girdi Altay:
"- Asım Paşa, cumhurbaşkanı kim olacak?"
Asım Gündüz:
"- Mareşal bu işe sıcak bakmıyor" dedi, "Kimin cumhurbaşkanı olacağına Meclis karar versin. Meclis'e zorluk çıkarmayacağız. Bu kararı aldık."
Altay sinirlendi:
"- Olmaz öyle şey... Madem ki Mareşal kabul etmedi, o halde İnönü cumhurbaşkanı olmalıdır."
"- Neden? Bu karar nereden çıktı?"
"- Birinci Ordu'da kolordu ve tümen komutanlarıyla bir toplantı yaptık ve İnönü üzerinde karara vardık."
Asım Gündüz alttan alarak sordu:
"- Bu kararınızın esbabı mucibesi nedir?"

"- Bu millet daima denenmiş, isim yapmış kimselerin arkasından gitmeye alışmıştır. Mareşal her bakımdan bu yeri doldurur. Madiem istemiyorlar, öyleyse İnönü cumhurbaşkanlığına gelmelidir.. Yoksa lâlettayin bu mevkie getirilecek bir kişi milleti tatmin etmeyecektir. Sonra, daha önemli sebep, Avrupa'da ufukların kararmakta olmasıdır. Ruslar bize karşı her gün biraz daha artan menfi bir tutum içinde. Öte taraftan Mussolini ve Hitler azgınlıklarını artırıyorlar... Mussolini, Hitler, Stalin... Her üçü de macera peşindedirler. Bu durumda Türkiye, başında kuvvetli bir şahsiyete muhtaçtır."
Asım Gündüz daha sonra anılarında şunları yazacaktır:
"Evet, Fahrettin Paşa haklıydı. Onun görüşünü de hemen reddetmeye imkan yoktu..."
Asım Gündüz ikna olmuştu.
"- Bu düşüncenizi Mareşal'a da anlatın" dedi.
Fahrettin Altay, Mareşal Çakmak'ın odasına girdi.
Bir süre sonra Asım Gündüz'ü de çağırdılar içeriden.
Mareşal, şaşkınlığını yenmeye çalışarak Asım Gündüz'e döndü:
"- Asım Paşa bak, Fahrettin Paşa ne diyor?"

"- Valla efendim" dedi Asım Gündüz, "Bizim kararımız demokrasi prensipleri bakımından doğru ve yerindedir. Ancak dünyanın karışık durumu; nazilerin, faşistlerin ve komünistlerin şahlanmış ihtirasları karşısında Fahrettin Paşa'ya hak vermemek mümkün değildi."

"ŞİMDİ NE OLACAK?"

10 Kasım 1938.
Atatürk'ün öldüğü "resmen" açıklandı.
Herkeste, "Şimdi ne olacak?" telaşı vardı.

Başbakan Celal Bayar 10 Kasım sabahı İstanbul'a geldi, doktorlar tarafından hazırlanan ölüm tutanağını imzaladıktan sonra özel bir trenle Ankara'ya döndü.
Tren, gece yarısı gara girdi.

Garda TBMM Başkanı Abdülhalik Renda, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, generaller, bakanlar, genel müdürler, müsteşarlar hazır bekliyordu. İsmet İnönü ise özel kalem müdürünü göndermişti.

Bayar, gelenlerin ayrı ayrı elini sıktı. Taziyeleri kabul etti. Sonra, TBMM Başkanı Renda ile birlikte Meclis'e geçti. Renda'yla bir süre görüştükten sonra Bakanlar Kurulu'nu topladı. Toplantı sabaha yakın saatlerde sona erdi.
Sabah erken saatte CHP grubu toplanacaktı.
Saat 11s.00'de de genel kurul...

Ankara'daki diplomatlar, yerli ve yabancı basın geceyi uykusuz geçirmişlerdi. Geceyi uykusuz geçiren biri daha vardı:
İsmet İnönü...
Parti grubu erkenden toplandı.
Celal Bayar kürsüye çıktığında yorgun ve üzüntülüydü.

"- Muhterem arkadaşlar" diye başladı, "Hayatımın en güç vazifesini yapmak için huzurunuzda bulunuyorum. Devletimizin Cumhurbaşkanı, partimizin genel başkanı, milletimizin önderi, Türkiye devletinin kurucusu büyük ve aziz Atatürk'ümüz, dün sabah Dolmabahçe Sarayı'nda saat dokuzu beş geçe fani hayata gözlerini yummuştur. Mahzun yüreklerimizde sevgisi, düşüncelerimizde fikirleri ve idealleri ebediyyen payidar kalacak olan büyük manevi huzurunda sizleri 5 dakika ayakta sükuta davet ediyorum."
323 milletvekili ayaktaydı.
5 dakikalık saygı duruşundan sonra herkes yerine oturdu.
Bayar devam etti:

"- Muhterem grubunuz reisicumhur namzedini seçmek için toplanmıştır. Reylerinizi serbestçe kullanacaksınız. Herkes istediği namzedi yazsın. En çok rey alan genel kurulda namzet gösterilecektir."
Oylamaya geçildi.
323 milletvekilinden 322'si "İsmet İnönü" adını yazdı.
Bir oy da Celal Bayar'a çıkmıştı.

İNÖNÜ CUMHURBAŞKANI

Saat 11.00'de genel kurul toplandı.
Hemen oylamaya geçildi.
348 oyun tamamını alan İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.
Uzun alkışlar arasında kürsüye çıkan İnönü, yönetim anlayışını şu sözcüklerle özetleyecektir:
"Cebre varmaya otorite, anarşiye varmayan hürriyet."

Bazı tarihçilere göre, Celal Bayar sağduyulu davranmış (Asım Gündüz'e göre ise korkmuş), darbe ihtimalini savuşturmak için bu seçime razı olmuştu. Attila İlhan, tarihe "Milli Şef" olarak geçen İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesini şöyle değerlendiriyor:

"Babıali baskını neyse, İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı olması da odur. Ordu ağırlığını koymuş ve tamamiyle iktidardan tasfiye edilmiş bulunan İnönü'yü cumhurbaşkanı seçtirmiştir."

FEVZİ ÇAKMAK'TAN CELAL BAYAR'A

"Hükümet reisi olarak bu nazik zamanda karar size düşüyor. Yalnız size şunu söyleyeyim ki, İsmet Paşa reisicumhur olursa ne senin vekilliğin, ne benim mareşallığım kalır..."

Mareşal Çakmak'ın İnönü korkusu

4 Nisan 2000Bayar'ın, birdenbire "İsmet İnönü" adını ortaya atması, kendiliğinden oluşmuş bir karar değildi kuşkusuz.

Daha önce Mareşal Fevzi Çakmak'a teklif götürmüş, "red" cevabı almıştı.

İstanbul'daki "cunta toplantısı"ndan haberi vardı. Başını Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay'ın çektiği bir grup general ve genç subay, İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı olmasını istiyordu.

Ordu, İnönü'nün seçilmemesi durumunda bazı nahoş olayların meydana gelebileceği konusunda sinyaller gönderiyordu. Bayar, ordunun restini görmüştü. Sıra, Meclis'i İnönü konusunda ikna etmeye geliyordu. Bundan önce Mareşal'la bir görüşme yaptı.
"-İnönü için sizin düşünceniz nedir?" diye sordu.
Mareşal'ın cevabı şuydu:

"- Hükümet reisi olarak bu nazik zamanda karar size düşüyor. Yalnız size şunu söyleyeyim ki, İsmet Paşa reisicumhur olursa ne senin vekilliğin, ne benim mareşallığım kalır..."

YARIN: İlk sivil Cumhurbaşkanı


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED
Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...