| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
![]()
Türkiye ve dünya kamuoyu Rusların K. Kafkasya'da giriştiği soykırım ve bölgeyi insansızlaştırma politikasından, halen süren Çeçen savaşıyla haberdar oldu. Oysa bundan 136 yıl öncesinde Rusya Çeçenler de dahil olmak üzere tüm K. Kafkas halklarını sürgün etmişti. 1864 Sürgünü neden dünya kamuoyunda duyurulmadı? Ve niçin bugün duyurulmak isteniyor? 1864 Sürgünü sırasında K. Kafkasya'da 1864 yılı önceside dahil olmak üzere dünyadaki ulus-devlet sistemi yoktu. Bir devlet statüsüne sahip Rusların karşısında koloniler halinde yaşayan Kafkas halkları vardı. Ruslar bu koloniler halinde yaşayan insanları ezdiler. Bir devlet yapısına sahip olmadıkları için Ruslarla yapılan savaşlar uluslararası hukukta yer almadı. Ama Ruslarla Osmanlılar arasında bir savaş olsaydı bu duyulurdu. Çünkü Osmanlı uluslararası hukukta bir devletti. Ruslar kağıt üzerinden Kafkasları Osmanlı'dan aldılar. O dönemde de Osmanlı Kafkaslara sahip çıkamadı, çünkü o da kendi işleriyle uğraşıyordu ve ozamanlar Rusya büyük bir güçtü. Marjinal grupların dışında Kafkasyayı savunan olmadı. Ancak bugün durum farklı. 1991 yılında Sovyetler'in yıkılmasıyla sürgündeki insanlar o bölgedeki akrabalarıyla iletişim kurabilme fırsatını bulabildiler. O bölgedeki insanlar dünyaya açıldıktan sonra, ne yapabiliriz, gibi düşünceler geliştirdi. Savaşçı özelliği ağır basan Kafkas halkları yavaş yavaş diplomatik olmayı öğrenmeye başladı. Rusya'yı, Çarlık Rusyası da dahil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi diplomatik yollardan sıkıştırma sürecine gidiyoruz. Kafkas halkları belgeleri ortaya koyarak Rusya'dan yaptıklarının hesabını soracaktır. Belgeseli izleyenler arasında Ürdün Prensi Ali'nin çok fazla ön plana çıktığını düşünenler var? Prens Ali çocukluğundan beri Kafkasya'ya ilgi duyan birisi. Bütün çevresi hep Çerkezlerden oluşuyor. Orada sporla ilgili faaliyetler yürütüyor. Kafkasya'yı sevdiği için sürekli o bölgelere gitti. Kafkasya'yı seven ve bilen birisi olduğu için böyle bir tanıtım yapmak istemiş olabilir. Ama o ön plana çıkmasaydı belgesel bu kadar ses getirmezdi. Belgeselde efsanevi bir karekter havasıyla Adıgelere seslenen beyaz atlı bir prens görüyoruz. Efsaneler neden Kafkas halkları üzerinde bu kadar etkili? Bizim en büyük sıkıntılarımızın bir tanesi de toplumumuzun efsane ve mitolojik hikâyelere çok düşkün olması. Bu aşılması gereken bir handikap bunu kabul ediyorum. O yüzden de bir türlü realist politikaya geçemiyorlar. Bu gelenekten, görenekten, Kafkasyalılar'ın genel yapısından gelen, bana göre bir zaaftır. Bu ne zaman aşılabilir? Bu ancak toplumun bilinç seviyesi, kültür seviyesi artarsa, insanlar modern toplumla veya bilgi çağıyla donanırlarsa aşılabilir. Mitoloji sadece bir nostalji olarak kalır. Bizde halen Nart hikâyelerini gerçek anlamda düşünenler var... Belgeselin son kısımlarına doğru ilerde Kafkaslar'ın karışabileceğine dair bazı ifadeler yer aldı. K. Kafkaslar şu an dünya devletlerinin odak noktası, süper devletlerin çıkar peşinde koştuğu önemli yer altı kaynaklarına sahip bir bölge. Sizce Kafkas halkları egemen güçler tarafından kullanılabilir mi? Nostalji olarak insanların kafasında böyle çağrışımların uyanması, K. Kafkasya'yı vatan olarak düşünmesi gerektiğini düşünüyorum. Siz dedelerinizin, atalarınızın terketmek zorunda kaldığı ana vatanla bağ kurmazsanız tamamen uzaklaşırsınız. Ben oraya gitme imkanı bulan insanların turistik gezi için de olsa oraya gitmesine taraftarım. Orada ne kadar çok insan olursa o kadar etkimiz olur. Kafkas'ya tabii ki önemli stratejik bir konumda bulunmakta. İlerde orası odak noktası olacak. Ben bu belgeseli sadece nostalji olarak, 1864 sürgününü hatırlatan bir çekim olarak değerlendiriyorum. Ama yabancıların bu bölge üzerinde çalışmaları da bulunmakta. Amerika'dan, Fransa'dan, hatta Japonya'dan gelip bizden o bölge hakkında bilgi edinen araştırmacılar var. Elbette ki bu bölge üzerinde büyük devletlerin çıkarları mevcut. İlerde Kafkas halkları için anayurda dönüş sözkonusu olabilir mi? Böyle bir şey gerçekleşirse Kafkaslar'da ne gibi sonuçlar doğurur? K. Kafkasya Rusya Federasyonu'nun etkisi altında. Fakat sonuçta o bölgeye gitmek isteyecek insanları engelleyecek bir yasa yok. Ordaki devletler özerk statüye sahip oldukları için oturum iznini vermek onların elinde. Ancak Rusya yine de sorun çıkarabiliyor. Ama isteyen K. Kafkas kökenliler, Rusya'nın hakimiyetinde olmasına rağmen oturum izni alarak oraya yerleşebilirler. Özellikle size sormak istediğim bir soru var: Türkiye'de, özellikle sol kesimde, Çeçenler'in Rusya Federasyonu'nu dağıtmak için ABD tarafından kullanıldığına dair görüşler yaygın. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Öyle bir şey olsa onun bir tezahürünün olması lazım. Eğer ABD Çeçenler'i desdekleseydi, Ruslar o bölgeyi çoktan terk etmek sorunda kalırdı. Bugün Ruslar'dan aldıkları silahlarla Rus uçaklarına, helikopterlere savaş açan Çeçen savaşçı görünümü olmazdı! ABD oturduğu yerden böyle propagandalar yapmayı sever. Böyle görüşleri kabul etmiyorum. Ancak şu da gerçek ki, Amerika'nın bölgede büyük çıkarları olduğu çok açık.
RÖPORTAJ: HAVVA SETENAY
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|