| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Ondan kurtulduğum için mutluyum
Sevincimi neden gizleyeyim?
"Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah taze bir başlangıçtır" lejandının altında görmüştüm resmini ilk kez. Şişman, dazlak, gözlerindeki "yabanıl" ışıltıyla kendini hemen ele veren ve sevimli mi, sevimsiz mi olduğuna karar veremediğim bir adam. Aşçı baba, Seymen baba, Güllabici baba kılığına girecekti ama, hayatının hiçbir döneminde, çocukların masal kahramanı, tonton amcası, Süleyman dedesi olamayacaktı. Bütün bir çocukluğum, ilkgençliğim ve ortayaş bunalımını idrak ettiğim yıllarım onunla geçti; onun subretiyle yatıp, onun subretiyle kalktım.
Türk halkı anlaşılmaz (belki de anlaşılır) bir patolojiyle, her defasında "istikrar"dan yana oy kullanıyor, kendisine özgürlük, başkaldırı ve "isyan hakkı" bahşeden her türlü siyaseti elinin tersiyle itiyor ve biz "kara kalabalıklar", özümüzü "maceraya", "huzursuzluğa", üzerimize yüzyılların biriktirdiği ölü toprağını silkmeye çağıran insanları boş yere arayıp duruyoruz. Önceki gün, Meclis'teki Anayasa değişikliği oylamasını izlerken, üzerimden ağır bir yük kalktığını hissettim ve ilk kez derin bir soluk aldım.
"Verdimse ben verdim, ne olmuş yani... Evet, 28 Şubat sürecini ben başlattım... İşte çağdaş Türkiye tablosu..." diyen adamı nefsiyle başbaşa bırakmanın gürültücü, şamatacı, şizofrenik çığlığıydı bu, lütfen çok görmeyiniz. Onu, kahverengi-sepya baskı fotoğrafilerin dünyasına; o her türlü iletişimin ruhsata tâbi olduğu ağır, hantal, yoksul, arkaik ülkeye havale ediyoruz. Şaşmaz bir doğru olarak, "gelen gideni aratsa" da, ondan kurtulduğumuz için seviniyoruz.
akekec@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|