| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
"Unut Gitsin"
"Hayat, ölümü unuttuğumuz içindir ki, yürüyüp gider."
Kaç yoldan arta kalandır unutuş.
Hafızanın kıvrımlarını bilebilseydik hatırlamanın haritasını da çıkarabilirdik belki. II- Argonun "unut gitsin" diye emreden lisanına karşılık günlük dilde insanlar birbirlerine "unutursun" diye teselli verirler. Hakikatte "unutursun" denilenler unutulmak istenenler midir? Biri unutmamaktan yana kullanırken tercihini öteki unutursun dedikçe ruhlar birbirine uzak düşer. Kundera'nın kahramanı Chantal mesela. Beş yaşındaki oğlunu kara toprağın kara bağrına gönderdiğinde görümcesi: "Kendine kahrediyorsun. Bir çocuk daha yapmalısın. Ancak böyle unutabilirsin" der. Oysa Chantal hayata karşı unutarak değil unutmayarak direnlerin temsilcisidir. Görümcesinin uyarısı içini daraltır. Kocasının "Depresyona girmeni istemem. Bir çocuğumuz olsun unutursun" sözü evliliklerini noktalandıran söz olur.. Doğru mudur? Unutulması gerekenler unutulmadığında sahibini bekleyen tek son depresyon mudur? Yaşamak için hatırlananların yükünden kurtulmaya muhtaç mıyız? Hayır. Yaşamak unutulması gerekenler ile hatırlanması ve hiç unutulmaması gerekenler arasında nice bir denge belki. Bu dengeyi tutturamayanlar için belki tutunamama hikâyelerinin dile getirilmesi. UNUTURSUN! Bu sözcük söylenişine göre hatırlanmaya uzak ya da yakın olduğunu hissettirir. Yarı kırgın yarı teselli beklentisi içinde muhatabınız. UNUTURSUN dediğinde söylemek istediği "Keşke unutmasan"dır. Keşke unutmasan. Ama unutursun. İnsanoğlunun tercihini daima unutuştan yana yaptığının en iyi delili ruhlar âleminde yaratıcısına verdiği sözü unutuşu değil mi? Değil mi ki, insan Yaratıcı'sına verdiği sözü unutmuştur, öyleyse fanilerin dilinde vefa beyhude bir sözcüktür. Varlığıyla bilinmeyen, yokluğunda gizli sözcük: Vefa. Yaşamak için unutmak gerektiğine inanmıştır ademoğlu. En fazla inanan ise ahir zaman kulları. Evet yaşamak için unutmak gerektir. En başta ölümü unutmak. Ahir zaman peygamberinin "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için" çalışın düsturunun ilk cümlesine bağlılığını göstermeyi uygun görmüştür modern dünyanın fanileri. Hiç ölmeyecekmiş gibi. Modern insanın hayat kimyası bu sözcüğün sihrindedir sanki. Başkalarının ölümünde bile görülmeyen ölüm, unutuşu yüceltir adeta. Halbuki eski zaman filozofu insanların başkalarının ölümünde kendi ölümlerini görüp ağladıklarına inanmaktaydı. Evet kendi devrini tarif ederken haklıydı Aristo, ahir zaman kulları içinse çok tartışmalı bir mesle. Bu tartışmaların vebali de hadi medyanın boynuna olsun. Çünkü bizler başkalarının acılarını transfer etmeyi yani empatiyi gerçekleştiremeyecek kadar kabiliyetsiz çıkmışızdır bir defa.
fkarabiyik@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|