| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Sade Demirel'e değil, kartel sermayesine de "yeter" denildi
Demirel'in başına gelenlerden, herkes kendine göre bir yorum çıkartacaktır.. Ama önemli olan, bu acıklı serüvenden bir "ders çıkartmak"tır.. Bu açıdan, milletvekillerinin özgür iradelerini kullanarak ve her çeşit baskıyı yok sayarak, Demirel'e "yeter artık" demeleri, "kartel sermayesi" için alarm zillerinin çalmaya başladığını gösteriyor.. Çünkü gerçekten, işin tadı kaçmaya başlamıştır. "Kartel medyası"nı oluşturan sermayenin, yasama, yürütme ve yargı üzerindeki baskıcı egemenliği, başta milletvekilleri olmak üzere, ilgili her kesimi bıktırmıştır.. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki oylama, aslında kartel medyasının, "kağıttan kaplan" olduğunu gösterdi.. Aylarca, günlerce, "Demirel eşittir istikrar" diye, içi boş bir sloganı pompaladılar.. İpini kopartan, Çankaya'ya gidip, Demirel'le söyleşiler yaptı.. Bu söyleşiler manşetlere taşındı.. Kartelin falcıları bile gidip, Demirel'in burcunu inceledi.. Kartel'in sahipleri, yöneticileri, yanlarına, "konu mankeni" olarak kullandıkları yazarlarını da alarak, Demirel'le birlikte, sevgi ve dayanışma fotoğrafları çektirdiler.. Demirel, sadece "ailesi"nin değil, Kafkaslar'ın, Balkanlar'ın ve Orta Asya'nın da, lideri olarak ilan edildi manşetlerde.. Aylardır ve günlerdir, büyük tirajlı gazeteleri ve yüksek reytingli kanalları ile, hem kamuoyunun, hem de milletvekillerinin beynini yıkadıklarını zannettiler.. Her devlet ihalesinde, yanlarına "konsorsiyum ortağı" olarak aldıkları belirli TÜSİAD'çılar da, bu gaygoyculuğa katıldı.. Demirel'in simgelediği "statükocu" ve "idareci" kimliği taşıyan bir genci, fabrikalarına yönetici olarak almayacak patronlar da, "aman Demirel gitmesin" kampanyasına katıldılar.. Sonuç ne oldu? Milletvekilleri, halkın büyük çoğunluğunun Demirel hakkındaki düşüncesini, oylarına yansıttılar.. O büyük tirajlı gazeteler, o yüksek reytingli televizyon kanalları, okurların ve izleyicilerin eğilimini algılayamadılar.. Çünkü onlar, Türk insanının, sadece televolelerle ve yarışma programları ile ilgilenip, uyutulduğunu zannediyorlardı.. Ama halk da, milletvekilleri de, hiç uyumuyordu.. Ayrıca, kapalı kapılar arkasındaki ayıplı pazarlıkların içeriğini de, herkes biliyordu.. Herkesin ve milletvekillerinin, canına tak etmişti açıkçası.. Millet Meclisi'ndeki oylamada, sadece Demirel'e "yeter artık" denilmedi.. Milletvekilleri, kartel medyası sermayesine de, "Yeter artık! Ölçüyü kaçırdınız" dedi.. Her ihaleden, her milletvekili transferinden, her gizli pazarlıktan mutlaka kartel medyasının çıkması, gerçekten bardağı taşırmaya başlamıştır.. Hayal gördüğümüzü sanmayın.. Bugün hangi milletvekili ile konuşursanız konuşun, hep aynı tepkinin seslendirildiğini duyuyorsunuz.. -Basın basınlığını bilmelidir.. Devletin malı ve parası ile medyanın bu kadar içli-dışlı olması, hem yasalara, hem demokrasinin kurallarına, hem de medya ahlakına aykırıdır.. Politikanın ve politikacıların, medya sermayesi tarafından böylesine açıkça kullanılması, idareyi de, siyaseti de yozlaştırıyor.. Bu konuda, gerçek bir gizli oylama yapılsa, televizyon ve gazete sahibi sermayenin aldığı bütün devlet ihaleleri, iptal edilir.. Kartel medyasının bütün pompalamalarına rağmen, Demirel'e "yeter artık" denilmesi, bunun açık işaretidir. Bazan militarizme, bazan nepotizme alkış tutan bir medya anlayışı, Türkiye'de rejimin tehdidi haline gelmiştir. Şimdi kartel medyası, yeni cumhurbaşkanı seçimi için de, gizli-açık kampanyalara girişecek.. Türkbank'ı, Çakıcı-Eyüp Âşık diyaloğunu falan unutturup, belki Mesut Yılmaz için bile, kampanya başlatacaklardır.. Ama halkın ve milletvekillerinin sabrı, tükenmiştir. ŞAKA
Yeni Çankayalı!..
Mesut Yılmaz'ın başmusahibi Cavit Kavak, yeni cumhurbaşkanının kimliği konusunda işaret vermiş..
YENİ BİR İSİM
Ecevit ve Bahçeli dikkatli olmalı!..
Bülent Ecevit, saygın bir isim.. Özellikle "ahlak" ve "temiz olmak" konusunda, Bülent Ecevit'in adına toz kondurmak mümkün değil.. Devlet Bahçeli de, "devlet adamı" kimliğine sahip olmaya çalışan bir politikacı.. MHP'ye bulaştırılmak istenilen "çek-senet mafyası" kimlikli görüntüleri temizlemek konusunda, kararlı bir tutumu var.. Şimdi bu iki isim, yeni cumhurbaşkanı belirlenirken, ağırlıklı etki sahibi olacaklar.. Açıkçası Demirel için ısrar ederken, halkın ve milletvekillerinin eğilimlerini saptayamadılar.. Hata yaptılar.. Yıprandılar.. Eğer aynı hatayı yeni cumhurbaşkanı adayı belirlenirken de yaparlarsa, ne politika, ne toplum affeder onları.. Yeni cumhurbaşkanı üzerinde, en küçük bir şaibe bulutu olmamalı.. Türkiye'ye cumhurbaşkanı olacak kişinin, ailesi de, çevresi de, banka boşaltmalarla, mafyatik dünyayla, medyatik oligarşiyle ilişkili olmamalı.. Hakkındaki soruşturma dosyalarını açtırmayan, gerekirse yargıda aklanmayan kişilere "cumhurbaşkanı dokunulmazlığı" ikram edilmemeli.. Türkiye'ye cumhurbaşkanı olacak kişinin adı gündeme gelince, ne "Çakıcı'lar", ne "Malki Cinayetleri" hatırlanmalı.. Ecevit ve Bahçeli, kendi isimlerinin temiz kalması konusunda gösterdikleri özeni, belirleyecekleri cumhurbaşkanı adayının ismi üzerinde de göstermeli.. Bilmem anlatabildik mi?
mbarlas@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|