| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Şiir yasağı
Şeyh Şamil, şiir yazmayı yasaklıyor.
"Merak etmeyin" diyor Şeyh Şamil. "Gerçek şairler, yasak masak dinlemez, onlar gizli de olsa şiire devam eder. Sahte şairler ise, bu yasaklamadan çekinir ve şiir yazmaktan vazgeçer. Böylece şiiri kurtarırız." Otobüs (303)
Otobüse bindik, gidiyoruz. Yolun rahat bir yol olduğu pek söylenemez ama, şoförümüz de bir garip. Hız yapamıyor. Yavaş yavaş gidiyoruz. Yanımızdan hızla geçip giden otobüslere imrenerek bakıyoruz. Sözümona, bizimki yeni. Şoförümüz hız yapmadığı gibi, gerekli gereksiz bir sürü mola veriyor. "Herhalde bir rahatsızlığı var" diye düşünüyoruz. Moladan sonra hızlanacağını, diğer otobüslere yetişeceğimizi ümit ediyoruz. Ümitlerimiz, her mola sonrasında yola koyulduğumuzda yine suya düşüyor. Yine tıngır mıngır... Hızlı giden otobüslerin yolcuları bize el sallayıp geçiyorlar. Gülüşlerinde bir 'alay' seziyoruz ve bu, bizim otobüsteki bütün yolcuları rahatsız ediyor. Şoförümüz, kendisine gösterdiğimiz tepkilerin hiçbirini umursamıyor. Üstelik arada "Benden iyi şoför mü bulacaksınız?" türünden çıkışlarıyla, ne kadar 'güvenli' bir yolculuk yaptığımızı söylüyor bize. Zamanla otobüsteki yolcu sayısı da artıyor. Sözlü tepkileri yeterli bulmayan bazı yolcular, sonunda zor kullanarak şoförü koltuğundan kaldırıyor. Onun yerine yolculardan başka birileri direksiyona geçiyor ama, onlar da acemi. Eski şoförümüz, ne yapıp edip, tekrar geliyor. "Ustalaşmıştır inşallah" şeklindeki düşüncelerimizin beyhude olduğunu farkediyoruz. Yine müdahele, yine dönüş, yine müdahele, yine dönüş... Mevsimler geçiyor, yıllar geçiyor, biz kaplumbağa hızını bir türlü aşamıyoruz. Şoförümüz yaşlanıyor, biz yaşlanıyoruz. Gidiş-gelişlerini hesapladığımızda, altı kere koltuğundan edildiğini, yedi kere döndüğünü farkediyoruz. Artık bunalmamız, sıkılmamız had safhaya ulaşıyor. Hep beraber karar veriyoruz ki bu şoförün direksiyonu kesin bırakma zamanı gelmiştir. Muavin çıkıyor, "Olmaz" diye ısrar ediyor. Hem de kendisinden beklenmeyen bir şiddetle. "Sen kendi işine bak aslanım" diyoruz muavine, "Su isteyene su ver, kolonya servisi yap!" Sonunda şoförü kaldırmayı başarıyoruz. Şimdi yapacağımız tek iş, iyi bir şoför bulmak. Çünkü çok geride kaldık diğer otobüslerden. Kendime öğütler
'İma'lar tehlikelidir. Karşındakinin ne ölçüde senin anlatmak istediğini anlayacağını bilemezsin.
Gecenin sesleri
Gece yarısı, adam telefon sesiyle uyanır.
Haber
Televizyonda haberler başlarken, sofra hazırlanıyor.
İnsanın keyfini kaçıracak ne kadar olay varsa, renkli görüntülerle geliyor, uzanıyor soframıza. Hem de ne renkler!.. En çok kırmızı, 'kan' kırmızı... Heyecanlı bir sesle 'desteklenerek' sunulan haberler devam ederken, arada salataya uzanıyor, çorbanın ardından yemeğe geçiyoruz.
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|