![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Şehir Tiyatroları'nda 1999-2000 nasıl geçti? Şehir Tiyatroları, repartuar ilkeleri başta olmak üzere çok temel ilkeleri olan bir tiyatro. Geçen sezonlarda olduğu gibi bu yıl da, bu ilkelere göre hareket etti ve bence yine çok başarılı oldu. En azından salonları hiç boş kalmadı ve oyunlar hep kapalı gişe oynadı. Yüzde 70 civarında yerli oyun sahneye koydu. Genç oyun yazarlarının oyunlarına repartuarında yer verdi ve yine hiç rejisörlük yapmamış Şehir Tiyatrosu'nun değerli genç rejisörlerine şans tanıdı. En önemlisi de, Ümraniye'de yapacağımız yeni tiyatro. Önümüzdeki sene 1 Ekim'den itibaren de, Ümraniye'deki seyircimizle buluşacağız inşallah. Ümraniye dışında, önümüzdeki sezon için yeni projeleriniz, niyetleriniz neler? Şu anda provada olan bir piyes var. İkinci bir piyes olarak, Cengiz Aytmatov'un "Gün Uzar Yüzyıl Olur" adlı romanın içindeki "Mankurt" hikâyesi var. O hikâyeden bir oyun uyarlamak istiyoruz. Arthur Miller'ın "Bütün Oğullarım" adlı oyunu provada. Aşk Hastası, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Aşk-ı Memnu, önümüzdeki sezonda da devam edecek. Oyunları hangi kriterlere göre seçiyorsunuz? Repertuar kurulumuzun belli ilkeleri var. Bizim repertuar kurulumuz daha başlarken yerli oyunlara ağırlık verme ilkesinden hareket etmişti. İkincisi, genç yeni yazarların oyunlarına, çok parlak olmasa bile, repertuarda imkan tanınsın, uyarlama oyunlar sahnelensin gibi ilkeleri vardı. İstanbulluların tiyatroya ilgisini nasıl buluyorsunuz? Bence iyi. 476 bin seyircimiz vardı geçen sene. Şu anda da, Nisan ayı rakamları hariç bu yılki seyirci sayımız 450'nin üzerinde. Rakamı 500 bin kabul ederseniz, nüfusu 10 milyon olan İstanbul'da, her 20 kişiden birinin tiyatroya geldiğini gösterir ki, bu fena bir rakam değil. Ama burda bir eşik var. Tiyatroya giden hep gider, gitmeyense gitmez. Tekrarı da içeren bir rakam bu. Elbette. Benimki biraz optimist bir rakam ve aslında söylediğiniz eşik, oranı biraz düşürür. Eşiği nasıl kırmak gerek? Bir kültür toplumu oluşturmanın belli koşulları var. Bu koşullarda sanatçıdan daha çok politikacıya iş düşer. Bugün varolan tiyatro salonlarımız belli ki doluyor, kapalı gişe oynuyor. Bu oyunların kalitesi nedir, ne değildir diye tartışmıyorum. Nitelikli olmadıklarını farzetsek bile bu oyunlar doluyor. Demek ki seyircinin tiyatroya karşı bir ilgisi var. Beri yandan da şu yaşanan karmaşayı düşünürseniz, en azından trafik sorununu düşünürseniz, tiyatroya ulaşmanın ne kadar zor olduğunu görürsünüz. Eşiğin birinci basamağında, tiyatro salonlarının çoğalması yatıyor. Kültüre para yatırılırsa, çok sağlam, mükemmel bireylerden oluşan bir toplum oluşacaktır.
Fadime ÖZKAN
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|