![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
![]()
ANKARA- Koalisyon ortaklarının, cumhurbaşkanlığı ismi üzerinde anlaştıkları Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, "aday gösterilmesi" konusunda ısrarlara rağmen herhangi bir yorum yapmazken, konuşmasında ağırlıklı olarak cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlanması gerektiği üzerinde durdu. Yüksek Mahkeme'nin 38. kuruluş yıldönümü nedeniyle dün düzenlenen törende "demokrasi" ağırlıklı bir konuşma yapan Ahmet Necdet Sezer, cumhurbaşkanının sahip olduğu yetkilerin yargısal denetime tâbi olması gerektiğini de söyledi. Sezer, törende açılış konuşması yaparken, oldukça çarpıcı konulara değindi. Yetkiler sınırları zorluyorAnayasa'ya göre, cumhurbaşkanının yalnız "yürütme organı" içinde değil, tüm devlet yapısında üstün bir konuma ve önemli yetkilere sahip olduğuna dikkat çeken Sezer, bu yetkilerin sınırlandırılmasın istedi. Sezer, "Ancak, Anayasa'nın 104. maddesinde cumhurbaşkanına verilen yetkiler, parlamenter demokrasinin sınırlarını aşmaktadır. Oysa, demokratik devlet düzeninde, ulusal iradeyi temsil eden parlamento dışında sorumsuz bir cumhurbaşkanının yönetimi paylaşması ve tek başına önemli yetkiler kullanması kabul edilemez" dedi. Cumhurbaşkanının, Anayasa Mahkemesi üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nı seçme görev yetkisine de mutlaka son verilmesini isteyen Sezer, "Anayasa'nın geçici 15. maddesinin son fıkrasının kaldırılarak, Milli Güvenlik Konseyi tarafından çıkarılmış olan kanunlar ve kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa'ya uygunluğunun denetlenmnesine olanak verilmelidir" diye konuştu. "Devlet halkına karşı kendini korumaz"Sezer, anayasal düzenlemelerin, hak ve özgürlüklerin elde edilmesi veya genişletilmesi için devlet gücünü kullananlara karşı ve bunların yetkilerini sınırlamak amacıyla yapıldığını kaydederken, "Bugün özgürlükçü demokrasilerin en önemli ilkesi, insanın devlet için değil, devletin insan için varolduğudur. Aslında, devletin insanlara karşı korunması gereksinimi de yoktur. Toplumda her şey insan hak ve özgürlüklerini sağlamaya ve geliştirmeye yönelik olmalıdır" dedi. 'Hukuk devleti' ile 'hukuku olan devlet' arasındaki farkBir ülkede seçim yapılmasının, o ülkedeki yönetimin mutlaka "demokratik hukuk devleti" olduğunu göstermeyeceğini vurgulayan Sezer, "Demokrasi, hukuk devletinin gerçekleşmesinin en önemli güvencelerinden birisidir. Hukuk devleti, 'hukuku olan devlet' demek değildir. Hukuk devleti, devletin hukukla bağlanması ve yönetimde kuralların egemen olmasıdır. Hukuk devletinde yasalar önünde eşitlik ilkesi esastır. Hukuk devleti, tüm devlet organlarının yargısal denetime bağlı tutulmasıyla gerçekleşebilir" dedi. Hukuk devletine uygun bir anayasaAnayasa, yürütme organının ayrıca yetkilendirilerek yasama organının da üstüne çıkarıldığını savunan Sezer, "Yargı da, adeta yürütmenin görevleri arasına sokulmuştur" dedi. Adalet Bakanı ile Müsteşarı'nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda savcı ve yargıçları gözetleyici ve denetleyici görevlerinin kabul edilemez olduğunu savunan Sezer, çağdaş demokratik uluslar topluluğuna katılabilmemiz için, Anayasa'nın gözden geçirilerek, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, güvenceli, devlet organları arasında görev ve yetkileri dengeleyen hukuk devleti ilkesini sözde bırakmayıp yaşama geçiren bir Anayasa'nın oluşturulması gerektiğini söyledi. Sezer Anayasa'nın geçici 15. maddesinin de değiştirilmesini istedi.
Evin GÖKTAŞ
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|