YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Ülkenin yarınında, "hukuk" ve "liberal demokrasi" var!.

Yazacak, söyleyecek o kadar çok söz var ki.. Düşünün ki, MHP bile, partiler-üstü bir cumhurbaşkanı adayı aranıldığı zaman, "hukukun üstünlüğü"nü, "insan hak ve özgürlükleri"ni, yani özetle "liberal demokrasi"yi her söyleminde savunan bir hukukçunun ismi etrafında birleşiyor..

Hatırlayın Ahmet Necdet Sezer'in geçen yıl 26 Nisan'da, Anayasa Mahkemesi'nin 37'nci kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmayı..

- Maddi eyleme dönüşmeyen düşünce açıklamasının cezalandırıldığı durumlarda, demokrasiden söz edilemez, demişti Sezer..

Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinin açık eleştirisiydi bu sözler..

- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde, düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında belli bir dilin kullanılmasının yasaklanabileceğine ilişkin sınırlayıcı bir kurala yer verilmemiştir, demişti Sezer..

"Resmi İdeoloji"nin, kürtçe konusundaki konumuna ilişkin, ciddi bir hatırlatmaydı bu sözler..

Sami Selçuk'lar, Ahmet Necdet Sezer'ler..

İşte bu isimler, oturdukları koltukların üzerine çıkıp, özgür ve çağdaş aydın olmanın hakkını veren kişilerdir..

Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanlığı kesinleşmiş değil.. Daha bir seçim ve Meclis'ten çıkan adaylar var.. Siyasette, yarın ne olacağı bilinmez..

Ama bir gerçek var..

Türkiye'de "istikrar"ın simgesi olarak alınan üçlü koalisyon da, isim aradığı zaman, Vural Savaş'ı, Yekta Güngör Özden'i değil, Ahmet Necdet Sezer'i düşünüyor..

Hep söyledik, söylüyoruz..

Türkiye'nin yarınında, "liberallik", "hukuk", "insan hakları ve özgürlükler", "dünyalılık" var..

Bu gerçeği Süleyman Demirel'ler, Mesut Yılmaz'lar falan anlayabilselerdi, trafik lambası gibi bir yeşil, bir sarı, bir kırmızı ışık yakmazlardı hukuk ve sivil demokrasi tehlikeye düştüğü zamanlarda..

Muhalefetteyken demokrat, iktidardayken devletçi olmak, erdem değildir.

Ahmet Necdet Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak savunduğu düşünceleri, herhalde Cumhurbaşkanı olunca reddedecek bir kişi değil..

Başka bir olay daha var..

Türkiye'de çok dar bir çevrenin ve bilinen çıkar gruplarının, siyasi iktidarlarla kurduğu "saadet çemberi", halkın ve devletin aleyhinde oluşumlar yaratmıştır.

Ahmet Necdet Sezer adı, bu "saadet çemberi"nin de kırılması anlamına geliyor..

Bu gerçeği de, Süleyman Demirel'ler, Mesut Yılmaz'lar anlayamadı..

Örneğin Parlamanterler Birliği üyelerinin veda ziyaretinde, Demirel kendi dönemini anlatırken, şöyle diyordu..

- Ben Türkiye'nin her yöresine eşit davrandım.. Kars'a da, Edirne'ye de sekiz defa, gittim..

Ah bir bilebilseydi Demirel..

Medya kartellerinin, holdinglerin patronlarının ziyafetlerine kaç kez gittiğini, bir hatırlasaydı. "Eşit davranmak" kavramının "coğrafi" bir içerik olmadığını bir anlasaydı.. "Aile fotoğrafı"na giren portrelerin, Kars'ta da, Edirne'de de onaylanmadığını görebilseydi..

Şimdi emekli olunca, bir gezsin..

Kapalıçarşı'da, Mısır Çarşısı'nda, her dükkanın duvarında, o dükkanın sahibi olan esnafla, cumhurbaşkanı Özal'ın yan yana fotoğrafları var.. Türkiye'nin her yerinde bunu görebilirsiniz..

Mesut Yılmaz da bu gerçeği göremedi..

Kendisine "Cesur ol", "Liberal demokrasiyi savun" diyenleri, "Turgut Özal takıntılı" olarak gördü.

Bir avuç, müteahhidin ve demokrasi özürlü bir avuç yalakanın pompasına gelmeseydi, bugün Mesut Yılmaz da, Sami Selçuk veya Ahmet Necdet Sezer kadar itibarlı olurdu..

Politikanın, rakipler aleyhine "komplo kurmak"tan, "medyaya bahşiş vermek"ten, "yazar susturmak"tan öteye, "vizyon", "misyon" ve "icraat gücü" (execution) gerektiren bir meslek olduğunu görebilseydi, bugün Özal'dan aldığı bayrağı daha ileri bir noktaya taşımış olurdu..

Neyse.. Bugün, dünden daha güzel bir gün..

ŞAKA

Sürgünde hükümet..

Eyvah..

Hem entellektüelliği, hem liberalliği söylemleri ile seslendiren Ahmet Necdet Sezer, galiba cumhurbaşkanı oluyor..

"28 Şubat kurumsallaştı" diyenler.. Liberalliği "liboş"luk olarak aşağılayanlar.. Rüyalarında Atatürk'ten demeç alanlar ne yapacak?

Herhalde doğru olan, bunların "sürgünde hükümet" kurmasıdır.

BÜYÜK YANLIŞ

İsmail Cem'e haksızlık yapılıyor!.

Son olarak "28 Şubat" deneyimini yaşamış olan kesimlerin, şu anda Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i hedef alan ve sade ırkçı değil, anti-Semitik bir tutumu seslendiren "Cem Sabetaycı'dır" şeklindeki kampanyaları, yanlıştır, tehlikelidir..

"Derin Devlet"in, herkesi tek kimlik ve tek düşünce içinde görmek istediği bir ortamda, mütedeyyin insanların "şeriatçı", Kürt realitesine değinenlerin "bölücü" diye damgalandığını, mahkûm edildiğini ve susturulduğunu gördük..

Şimdi bu kesimlerden bir bölümünün, bir politikacıyı, aynı mantıkla "Bizden değildir" şeklinde ele alması, tutarsızdır..

Cem'i eleştirmek isteyenler, engizisyonun yobaz İspanyol Katolik papazı Torquemada gibi davranmak yerine, "Cem siyasette tutarlı mı?" diye sorgulamalıdır..

Cem bir gazetecidir.. 28 Şubat döneminde, kartel medyasının siyasetle laubali olmasına ve yazar satılıp, susturulmasına tepki göstermiş midir?

Cem, bir demokrattır. Dışişleri Bakanı olarak dış temaslarda bulunurken, Güneydoğu konusunda ve "Jackoben laikçilik" meselesinde, Türkiye'de liberal demokrasinin ve hukuk devletinin aksadığını söyleyebilmiş midir?

"Derin Devlet"in kendilerini "2'nci sınıf vatandaşlar" olarak gördüğü kesimlerin, ırkçılık, anti-Semitizm veya şövenlik yapmaya çalışması, gerçekten tutarsızdır..


26 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...