![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Sezer ilk turda seçilir mi?Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı adayı. Neden Yekta Güngör Özden, Vural Savaş veya Çevik Bir değil de, demokrasiyi, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunan Sezer aday? Partilerin tavrı
Ecevit, Sezer'i, Fazilet Partisi'nin onaylayacağı bir isim olduğu için tercih etti. DYP, "Meclis içinden bir aday daha demokratik" diye ısrarlıydı. MHP, kerhen Sezer'e onay verdi. Çünkü, devletçi bir gelenekten geldiği için, MHP, istikrarı statükonun muhafazasında bulmakta, Avrupa standardında bir demokrasinin, ülkemizi sıkıntıya sokacağını düşünmekte. Anavatan ise, Yılmaz'ı, Çankaya'ya çıkarma hayalini kuruyordu. Akbulut, "Aradan sıyrılabilir miyim" düşüncesiyle, Fazilet ve Anap'tan kısmen de MHP'den destek arıyordu. Dolayısıyla, Ecevit, ne MHP'ye ne DYP'ye ne de Anap'a tam anlamıyla güvenebilirdi. Önce Demirel'in seçilmemesi, sonra da Necdet Sezer'e Çankaya yolunun açılmasında, Fazilet Partisi, birinci derecede rol oynamıştır. Fazilet'in siyaset alanını kapatmaya çalışanlar, "FP bir süre dinlensin" diye yüksekten atanlar, bilmem hatalarını anladılar mı? Fazilet'in tercihi
Fazilet, neden, Ahmet Necdet Sezer'i memnuniyetle karşıladı? Grupta gelenekçi - yenilikçi gibi bir bölünme olmadan, büyük çoğunluk Sezer'in desteklenmesi hususunda mutabık kaldı. Neden? İlk bakışta Refah Partisi'nin kapatılmasında imzası bulunan Sezer'e, FP'nin karşı çıkması beklenebilirdi. Buna rağmen FP milletvekillerinin hemen hemen tümü, Ecevit'in teklifine müspet baktı. Çünkü Sezer'in Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaptığı her iki konuşmayı da, FP bir taahhüt olarak kabul etti. Bundan bir yıl önce, Anayasa Mahkemesi'nin 37'nci kuruluş günü töreninde Sezer şunları söylüyordu: "Demokratik toplum 'çoğulcu demokrasi' ve 'İnsan hakları yargısını' içermekte ve güvence altına almaktadır. Bu öğelerden birinin olmaması, ya da içeriğinin yetersiz olması, toplum düzeninin demokratikliğinin tartışılmasına yol açar... İnsan hakları kavramı, ulusal hukukun sınırlarını aşmış, ulusal bir sorun olmaktan çıkmış, uygar toplumların olmazsa olmaz şartı haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nde insan hak ve özgürlüklerinin çağdaş, evrensel standartlara uygun olarak korunup geliştirilmesi zorunludur... Düşünce özgürlüğü, ülkelerin demokratik niteliğinin tesbit edilmesinde en belirgin ölçü sayılmaktadır. Çoğulcu demokratik ülkelerde, toplumun yerleşik değerlerine ters düşen düşünceler de tam bir özgürlük içinde açıklanıp tartışılabilmektedir. Çağdaş demokrasilerde, düşünceyi açıklama özgürlüğüne, diğer özgürlüklerin gerçekleştirilebilmesi yönünden taşıdığı önem gözetilerek, daha ayrıcalıklı ve üstün bir yer verilmiştir. Basın özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğü, dernek kurma özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, düşünceyi açıklama özgürlüğünün uzantısı ve tamamlayıcısıdır... Hak ve hürriyetlere getirilecek sınırlamalar, demokratik rejim anlayışına aykırı olmamalı, demokratik rejim anlayışı ile uzlaşabilir olmalıdır... Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun, özgürlük kısıtlamalarının, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması şarttır." Sezer'in, hukukun üstünlüğünü savunan dünkü konuşmasını ise, bugün gazetelerde bulacaksınız. Samimiyet
Fazilet Partisi, Necdet Sezer'e, Refah'ın kapatılmasında imzası olan Anayasa Mahkemesi üyesi gözüyle bakmıyor. Bu demokrasi ayıbını, Necdet Sezer'in "hata hanesinde" bırakarak, istikbale gözünü dikiyor. Daha özgür, daha demokrat bir Türkiye için, Sezer'in, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümündeki sözlerini senet kabul ediyor. Halâ, FP'nin takiyye yaptığı, samimi olmadığı söylenebilir mi? 28 Şubat ile bütünleşen Demirel ve Yılmaz'ın önünü kesen Fazilet Partisi, Sezer'e demokrat Türkiye'nin gerçekleşebilmesi için bir şans veriyor. Elbette, kanunları Çankaya hazırlayacak değil. Ama Çankaya, demokrasinin, çağdaş ve evrensel değerlerin öncüsü olabilir. Eskiden, Meclis dışından deyince, eski Genelkurmay Başkanları veya cuntaya ucundan kenarından bulaşmış askerler akla gelirdi. Bir hukuk âlimi Ali Fuat Başgil'e baskı yapılarak yerine Cemal Gürsel getirilmedi mi? Sanki bugün tarihten öç alıyoruz. Hukukun zirvesindeki bir kişiyi, Türkiye'nin zirvesine taşıyoruz. Sami Selçuk
Açık söyleyelim, Fazilet Partisi'nde daha büyük bir çoğunluk, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'u tercih ediyordu. Selçuk, hürriyetler, demokrasi ve bireysel haklar konusunda çok sayıda makalesi ve kitabıyla, FP'ye daha fazla güven veriyordu. Ama DYP Genel Başkanı Çiller "Meclis içinden biri" diye diretti. FP ile birlikte, Selçuk'u aday göstermekten çekindi. Sami Selçuk olmasaydı, belki Necdet Sezer'e de adaylık teklif edilmeyecekti. Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un ismi, Fazilet'in demokrasi tercihinin ve tutkusunun sembolü haline gelince, Ecevit, Anayasa Mahkemesi Başkanı Necdet Sezer'in de böyle bir talebi karşılayacağını düşünmüş olabilir. İlk turda seçim
Fazilet, ilk turda, Sezer'in seçilmesinin gayreti içinde olacaktır. Evet Sami Selçuk daha aşinâ isim. Ama Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamalıyız. Ya aradan Yılmaz veya Akbulut veya bir başka kifayetsiz sıyrılırsa? Hadep'in seçimlere girmesi hususunda, Ahmet Necdet Sezer, baskılara direnmeyi başarmıştır. Şerafettin Elçi'nin Genel Başkanı olduğu Demokratik Kitle Partisi'nin kapatma kararına muhalefet etmiştir. Genelde, parti kapatılmasını içine sindiremediği, uluslararası hukuk normlarını savunduğu bize gelen haberler arasındaydı. Nitekim, demokratlığı ile tanınan Haşim Kılıç'ın başkan yardımcılığına getirilmesinde de aktif rol oynadı. Ben şahsen Sezer'in verdiği taahhüde bağlı kalacağına inanıyorum. Refah'ın kapatılması kararındaki imzasını parantez içine alıp, unutmağa hazırız. Bir devirdi yaşandı; bir hataydı... işlendi. Bir ayıptı... yapıldı. Beyaz bir sayfa açıyoruz. Ama Sezer tıpkı Demirel gibi, ahde vefa göstermez ve sözlerine sadık kalmazsa, iki elimiz yakasında olacaktır. Demirel tarafsız bir cumhurbaşkanı olduğunu söylüyor. Biz onu, 28 Şubat'a destek veren, Vural Savaş ve Kemal Gürüz gibi sembol isimleri atayan, Merve Kavakçı'ya elinde delil olmamasına rağmen, "ajan provokatör" diyen, orman arazisini Koç'a tahsis eden, Kartel'in sırtını sıvazlamak için, tahkimin geriye doğru kabulünü savunan, Kanal 7, Samanyolu, Yeni Şafak ve Akit benzeri alternatif basın yayın kuruluşlarının semtine uğramayarak ayırımcılığın alâsını gerçekleştiren bir Çankaya sâkini olarak hatırlayacağız. Sezer, Demirel'in aksine, statükoyu değil, değişimi temsil ediyor. Çıkar ilişkilerinden uzak, şaibesiz bir cumhurbaşkanı olacağını düşünüyoruz. İnşaallah, "Ellerimiz kırılsaydı da oy vermeseydik" diyecek noktaya gelmeyiz.
nilicak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|