YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Sayın Tantan!..

 
Sayın İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve Sayın İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir!.. Lûtfen bu karanlık durumu aydınlatınız. Biz şahsen sizleri, içişleri ve emniyet uygulamalarında hassasiyetleri olan insanlar olarak tanıyoruz.

 

Son günlerde Öcalan tartışmaları ile kafası iyice şişen kamuoyu, maalesef önemli bazı gelişmeleri gözden kaçırıyor. Bunlar sırasıyla Adnan Hoca operasyonları, İbda-C'ye ilişkin tutumlar ve Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım'ın göz göre göre kaçırılması hadisesidir.

Şahsen bu gelişmelerin mahiyeti hakkında, kamuoyuna yansıyanların dışında herhangi bir bilgiye sahip değilim. Fakat ister istemez insan, görünür gerçeğin daha ötesinde, hadiselerin hakikatine ermek ihtiyacından da kendisini geriye alamıyor.

İzzettin Yıldırım

Burada İzzettin Yıldırım meselesinin üzerine biraz olsun eğilmek ihtiyacını duyuyorum.

İzzettin Yıldırım 1946 Patnos doğumlu, yani doğulu, dindar vatandaşlarımızdan birisi. Zehra Vakfı'nın da başkanı!.. 29 Aralık 1999 günü, gece saat dokuz sıralarında evinden iki kişi tarafından kaçırılıyor. Bir iki gün önce de, vakfa yakınlığı olan birisi kaçırılmış. Hadiseye basına yansıdığı ve Yeni Şafak'ın Ankara Bürosuna geçilmiş Zehra Vakfı patentli açıklamalar nisbetinde vâkıf olabiliyoruz ki, o günden bu zamana kadar İzzettin Yıldırım'dan hâlâ bir haber alınamamış.

Nitekim son olarak, Mazlum-Der Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu'nun (13. 1. 2000) yaptığı mufassal basın toplantısı metnini de okuyunca, insanın kafası daha bir karışıyor; 1993 yılında bir dizi halinde cereyan faili meçhuller ve adam kaçırmalar dönemine yeniden baştan avdet edilip edilmediğini haklı olarak sormak durumunda kalıyoruz.

Hadisenin görünür görünmez boyutları nelerdir? Bunları kuşkusuz bilme imkânımız yok. Fakat anarşi ve teröre şimdiye kadar hemen hiç mi hiç bulaşmamış, mütedeyyin bir vakfın mensuplarının zora sokulmasında ve onun değerli başkanının kaçırılarak cezalandırılmak istenmesinde ne fayda vardır doğrusu düşünmek durumundayız.

Biz kimseden şüphe etmiyoruz

Bu arada, İzzettin Yıldırım'ın kaçırılma olayını izah sadedinde, basında bir hayli spekülatif haberlere de tesadüf ediliyor. Bu haberler nazarı dikkate alınırsa Zehra Vakfı ile Hizbullah adlı bir örgüt arasında ilişki kurulmaya çalışıldığı dikkatlerden kaçmıyor. Ne var ki Zehra Vakfından yapılan açıklamalar onu gösteriyor ki, kaçırma olayı hakkında bir yorumda bulunamıyorlar: "Bizim bu yönde bir bilgimiz yoktur. Şu anda olayı bir örgüte maletme yaklaşımını da doğru bulmuyoruz." diyorlar.

Burada dikkati çekmek istediğim husus şu:

Zehra Vakfı Risale-i Nur orijinli bir sivil toplum kuruluşu!.. Yani Allah rahmet eylesin, Bediüzzaman Saidin Nursî'nin geliştirdiği İslâmî ekolün sürdürücülerinden. 1990 yılında biraraya gelerek ve anarşi ve teröre de asla bulaşmayarak, kendilerine mahsus bir düzlemde bu ülkeye ve topluma hizmet ihtiyacıyla yola çıkmışlar. Türkiye'nin özellikle 1990'lardan bu yana geçirdiği sancılı süreçte, bu ülkenin bölünmemesi ve PKK tehdidinin bir an evvel son bulması noktasında elden gelen temkin ve gayreti göstermekten de geri kalmamışlar. Şimdi bütün bunlar ortada iken, böyle bir sağduyu odağının ağız tadını kaçırmakta kimin ne faydası olabilir, takdirlerinize arzetmek ihtiyacını duyuyorum.

Sayın İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve Sayın İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir!.. Lûtfen bu karanlık durumu aydınlatınız. Biz şahsen sizleri, içişleri ve emniyet uygulamalarında hassasiyetleri olan insanlar olarak tanıyoruz.

Hele siz içişleri bakanı sayın Tantan!.. İstanbul Fatih'te Belediye başkanlığınız döneminde, merkezi aynı ilçede bulunan Zehra Vakfı yetkililerini tanımamanız mümkün olamaz. Ya siz onları ziyaret etmiş, ya da onlar her bayramda size uğramış olmalıdırlar. Yani böylesine legal hizmetlerle yıllardır meşgûl olan bir sivil toplum kuruluşunu, özellikle sizin tanımamanız düşünülemez. Lûtfen konunun üzerine eğilin ve bu sorunu çözün!..

Doğunun sağduyusu

Malûmdur ki Bediüzzaman Said Nursi, orijini itibariyle kendisi bir Kürt olmakla beraber, imparatorluğun en sancılı yıllarında, ırkçılık ve kavmiyetçilik taasubunun behemehal aşılması yolunda en büyük gayreti gösteren âlimlerimizden biridir. Kendilerini böyle bir âlime istinad ettiren Zehra Vakfı çevrelerinin de, aynı telâkkiler içerisinde on yıldır gösterdiği sebat ve sağduyunun karşılığı her halde bu olmamalıdır diye düşünüyoruz.

Bütün Avrupa ülkelerinin uluslararası bir entegrasyona vücut verdiği bir süreçte; emperyal güçlerin Irak, Afganistan vs. ülkeleri iki yakası bir araya gelemeyecek şekilde destabilize ettikleri bir dönemde, güney doğuda sağduyuyu ayakta tutmanın ne derece güç olduğunu varın siz takdir edin.

Bir zamanlar meselelere Batı'dan ve tepeden bakarak PKK'ya karşı olmak o kadar zor değilken; Zehra Vakfı gibi en zorlu dönemlerde ağır sınavlardan geçmiş bu tür hamiyet ocaklarını, güç durumlara sokmanın mantığını kavramakta sizlerin de zorlanacağından kuşku duymuyorum.


17.OCAK.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...