YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

'Apo hisseleri'nin cazibesi

 
Kadere bakın ki, dün Apo'nun kellesi üzerinden siyasi ikbal temin etmeye çalışan "şahinler", bugün Apo için merhamet dilenmek durumunda kaldılar.

 

Yaşadığımız dünyadaki küresel dalga Türkiye'yi de bir yerlere götürüyor, bu kesin. Özellikle AB adaylığı ile birlikte önümüze konulan vizyon, Türkiye'nin yeni "global güçler oyunu"nda etkin bir biçimde rol almasını zorunlu kılıyor. Türkiye istese de istemese de bu oyunda yerini alacak.

Bu yüzden, yeni çıkarlar haritasında Türkiye, Türkiye'yi yönetenlere bırakılamayacak kadar ciddi bir öneme sahip. Nitekim Apo'nun idamı konusundaki "erteleme" kararı, hükümet ortaklarının özgür iradesine bırakılmadan önceden kotarılmış, "7.5 saatlik üçlü bir terapi" seansıyla da hükümetin meşruiyeti korunmuştur. Aslolan budur, gerisi "aganigi naganigi."

Siz zannediyor musunuz ki yıllardır, kendi elleriyle oluşturdukları "şehit anaları sektörü"nden beslenen "kutsal devlet"in bu sevgili kulları güle oynaya Apo'nun idamını ertelediler. Şimdi onlar, ucuz "politika oyuncakları"nın ellerinden alınmasının çaresizliği içindeler aslında. Ancak başka bir seçenekleri de yok, figüranı oldukları bu oyunu sonuna kadar götürmek zorundalar.

Özellikle de MHP, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganıyla bu oyundan kaytaramaz, çünkü elinde hiç "okey"i yok.

Türkiye, ne yazık ki bugün çok dramatik bir tablo ile karşı karşıya. Bir yanda yıllardır gencecik fidanlarını kaybetmenin acısıyla yanan annelerin aldatılmışlık duygusuyla kahrolması, bir yanda ise AB'ye girebilmek için, devletin bugüne kadar "eşkıya" olarak tanımladığı bir kişiyle pazarlık edecek kadar trajik bir sonuca mahkum olması duruyor.

Elbette, bugün anaların acılarını yok saymak da, devletin içine düşürüldüğü "küçültücü" durumu onaylamak da mümkün değildir. Türkiye, AB adaylığı ile birlikte hayata geçirmeyi taahhüt ettiği, çağdaş demokratik normların ve evrensel hukuk kurallarının işaret ettiği istikamette yoluna devam etmek zorundadır.

Dolayısıyla, Türkiye'nin bu küresel yöneliş sürecinde idamı kaldırmasından daha doğal bir durum olamaz. Burada esas trajik olan, bütün bunları Avrupa'nın baskısıyla yapıyor olmamızdır.

Çünkü Türkiye, 15 yıldır Güneydoğu'daki "kültürel kimlik" sorunu konusunda hiçbir ciddi adım atmadığı gibi, aynı zamanda bu sorunu polisiye tedbirlerle bertaraf edebileceğini zannetti. Bu yanlış politikalar uğruna, binlerce canımızı, trilyonlarca ekonomik kaynaklarımızı kaybettik ama başaramadık.

Her nekadar Türkiye'yi yönetenler açıkça itiraf etmeseler de, AB'nin önümüze koyduğu "yol haritası"na uyma konusunda sergiledikleri acelecilikle bir bakıma zımnen de olsa başarısızlığı kabul etmiş oldular.

Kadere bakın ki, dün Apo'nun kellesi üzerinden siyasi ikbal temin etmeye çalışan "şahinler", bugün Apo için merhamet dilenmek durumunda kaldılar. Peki Türkiye'de ne değişti de "Apo hisseleri" siyaset borsasında büyük bir artış gösterdi? Yoksa siyasetçilerimiz müthiş bir "değişim burcu"na girdi de biz mi farkedemedik?

Farzedelim ki, ülkenin "yanar döner" siyasetçileri akşam "asalım" diye yatıp, sabah "besleyelim" diyerek kalkacak kadar hızlı bir değişimi yaşıyorlar. İyi güzel de, birilerinin çıkıp geçmişte yaşanan acılar için özül dilemesi gerekmiyor mu? Yoksa bugün "haklı" olanlar dün de mi "haklı" idi?

Geçmişte, Menderes idam edilirken, Deniz Gezmişler darağacına gönderilirken, hatta İstiklal Mahkemeleri'nde bazı gençlerin, sadece Kürtçe konuştukları için kelleleri uçurulurken "demokrat" olanlar, ne hikmetse şimdi "Apo hisseleri"nin cazibesi karşısında yine demokratlar. Peki bu nasıl oluyor? Demokrat olmanın hiç mi bir ahlaki ölçütü yok? Eğer varsa, şu anda sırf düşüncelerinden dolayı cezaevinde bulunan Hasan Celal Güzel ve Nurettin Şirin demokratlarımızı ne kadar ilgilendiriyor? Yoksa onlar da, geçmişte yok edilenlerle aynı listede mi yer alıyor?

Evet, artık bu devlet kimseyi idam etmesin, düşüncelerinden dolayı kimseyi cezaevine de tıkmasın. Ama bunu, bu ülkede yaşayan herkesin insan haklarından yararlanma hakkının olduğuna inanarak yapsın.


17.OCAK.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...