| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Sohbetin doldurulamayan yeri
Geçen hafta içinde gazeteye gittiğimde, yönetici arkadaşlarımızı manşet üzerinde çalışırken buldum. Mehmet Barlas, Hüseyin Besli ve Ahmet Kekeç'le uzun bir süre sohbet ettik. Barlas, Turgut Özal'dan Kenan Evren'e, Kemal Tahir'den Bedri Rahmi Eyüboğlu'na kadar çok sayıda politikacı ve aydına ilişkin anılarını anlattı. Barlas'ın anılarıyla birlikte, yaptığı araştırma ve konuşmalardan oluşan altmışa yakın kitap olabilecek çalışması var. Önümüzdeki günlerde Mahmut Balcı bir kitabını yayına hazırlıyor. Gazetede ya da başka bir yerde bir araya gelerek sohbet etme, Engin Noyan'ın televizyon programında olduğu gibi, yeni kapıların açılmasına, yeni köprülerin kurulmasına yol açıyor. Kanaat lokantasındaki bir iftar sofrasında Ergun Göze ve Erdem Bayazıt'la birlikte ortak sohbet mekanları oluşturmanın günümüzdeki önemini konuştuk. Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de bilginin üretimi ve paylaşılması üniversitelerin dışına taştı. Artık bilgi üretimi deyince, kimsenin aklına üniversiteler gelmiyor. Üniversiteler bırakın yeni bilgi üretmeyi, dünyada üretilen bilgileri bile izleyemiyorlar. Bilgi üretmede olmasa da üretilen bilgileri geniş kitlelere ulaştırmada medyanın önemi artıyor. Medyanın işlevini yerine getirebilmesi için, gazete ve televizyonların bir üniversiteye dönüştürülmesi gerekiyor. Medyanın derinliği de, kendini üniversiteye dönüştürebilme yeteneğine bağlı olarak artacak. Sınırların önemini yitirdiği bir dünyada bütün kurum ve kuruluşlar, öğrenme ve öğretmeyi, ana işlevlerinden biri haline getirmedikçe, başarılı olmaları çok zor. Canlı bir kurum ya da kuruluş olabilmek için, herşeyden önce öğrenen bir kurum ya da kuruluş olmak gerekir. Kıpır kıpır canlı bir gazete olabilmek için hedef, haber toplarken öğrenmek, haber verirken de öğretmek olmalı. Haber toplamaktan daha çok haber yapmaya yönelen medya öğrenmeye değil, öğretmeye çalışır. İkitelli medyası gibi, öğrenmekten daha çok öğretmeye çalışanlar, kendileriyle birlikte okuyucularını da yoksullaştırırlar. Bizim kültürümüzde ister maddi, isterse manevi olsun, yoksulluk hoş karşılanmaz. Çünkü zenginlik gibi, yoksulluk da bir bozulma ve çözülme kaynağıdır. Anadolu'da "öğrenmenin yaşı yoktur" denilir. Öğrenme beşikten mezara kadar devam eden canlı bir süreçtir. En verimli öğrenme yollarından biri sohbettir. Sohbetin gücünden yararlanabilmek için, ortak mekanlara ihtiyaç var.
ngurdogan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|