| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
'Tarihî'
MHP ileri gelenlerinden Meclis başkanvekili Murat Sökmenoğlu, liderler zirvesini Hürriyet'ten İsmet Solak'a şöyle değerlendirmiş: "Zirveden çıkan sorumluluk paylaşımını ve istikrar dayanışmasını Türk milleti yakın gelecekte daha iyi anlayacak ve takdir edecektir. Kısırdöngü içindeki bazı siyaset adamları ile malum çevreler ulusal acıları oy kaygısıyla ve sorumsuzca kaşıyarak yarayı kanatmak istiyorlar. Bu tarihî karar, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü temin için alınmıştır. Din bezirgânları ile kara vicdanlı kalemlerin kini bu yüzden." Elim erip de MHP'lilerin kısa süre öncesine kadar aynı konuda söylediklerinden bir demet sunamıyorum; ama sizler daha bayramda, yani bir kaç gün önce, Devlet Bahçeli'nin kimlere 'vatan hâini' dediğini, kimleri 'kara vicdanlı kalemler' diye andığını biliyorsunuz zaten... Ülkedeki gelişmeleri sağlayan iradenin gücüne bakın: MHP'nin bir liderine, Abdullah Öcalan'ın asılmamasını sağlayan zirveden çıkan mutabakata 'tarihî karar' bile dedirtiyor... İsmet Solak'ın yazısında bir bölüm zihnimi kurcalayıp duruyor. Arena programı yapımcısı Uğur Dündar'ın Harp Okulu kökenli olduğunu daha önce duymuş muydunuz? Biyografisinde böyle bir ayrıntı hiç yer almadı şimdiye kadar. Çanakkale'de doğduğunu, Vefa Lisesi'ni bitirdiğini biliyorum ben; hatta, geçenlerde kendi kanalının bir tanıtma programında liseden sınıf arkadaşlarıyla birarada görmüştük Uğur Dündar'ı... O zaman İsmet Solak'ın şu cümlesi ne anlama geliyor? "Sınıf arkadaşım oldukları için söylemiyorum; Uğur Dündar ve araştırmacı yazar Ercan Çitlioğlu, aslında devletin ödevini ekrana taşıdılar..." (Hürriyet, 15 Ocak 2000) İsmet Solak ile Ercan Çitlioğlu Harp Okulu'ndan kader arkadaşı; ikisi de Talat Aydemir'le ihtilâle kalkışan sınıftandılar ve 22 Mayıs macerasından sonra askerî okulla ilişkileri kesildi. Peki ya Uğur Dündar İsmet ve Ercan beylerle nasıl 'sınıf arkadaşı' oluyor? Bu Hürriyet beni elektronik hafiye yapacak... Ertuğrul Özkök kızmasın, beni hafiyeleştiren Hürriyet'teki tutarsızlıklar. Önceki gün yazdığı yazıyı ileride gerekir diye elektronik arşivime katmak için 'Hürriyetim'e girdiğimde hayatımın büyük sürprizlerinden biriyle daha karşılaştım: Hürriyet yayın yönetmeninin, gazetedeki, "Rıdvan Budak'ın Bahçeli'ye telefonu" başlıklı 'tarihî yazısı' elektronik nüshaya konmamış... Daha önce de Emin Çölaşan ile Yalçın Bayer'in yazıları İnternet'teki Hürriyet'te durduğu halde gazeteden ya bütünüyle (Çölaşan), ya da bir kısım baskıdan (Bayer) çıkarılmıştı. Çölaşan'ın yazısı alenen sansürlendi... Bu defa da tersine bir karartma işlemi uygulanmış; yayın yönetmeninin 'tarihî' yazısı gazetenin İnternet nüshasına konulmamış... Yazının 'tarihî' özelliği, kendilerini tutarsızlıkla suçlayanları 'din bezirgânları' ve 'kara vicdanlı kalemler' olarak vasıflandıranların yeni müttefiklerini belli etmesinden... Eski DİSK başkanı DSP milletvekili Rıdvan Budak'ın MHP lideri Devlet Bahçeli'yi arayarak "Böyle sorumlu bir davranış sergilediğiniz için sizi kutluyorum" dediğini haber veriyor yazı... "Yakında gelip çayınızı içmek istiyorum" da demiş Rıdvan Bey... Bu olay gerçekten yazı konusu olacak kadar önemli. Hükümetin kuruluş hazırlıkları sırasında, DSP içerisinde Rıdvan Budak'ın liderliğini yaptığı bir grubun MHP ile koalisyona karşı çıktığı duyulmuştu. Rahşan Ecevit'in "İçime sindiremiyorum" çıkışı biraz da sayıları 20'yi bulduğu bilinen CHP'ye geçebilecek o grubu yatıştırmaya yönelik bir manevraydı. Rıdvan Budak, lideri Bülent Ecevit'i de aramış ve ona da "Kutluyorum" demiş... Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun eski lideri MHP ile koalisyonun faziletine inanıyor artık... Tabii Rıdvan Budak'ın kutlaması kadar, bir yandan Marx okur, odasına Che posteri asarken bir yandan da gitar çalmasını gençliğinde kafasının karışıklığına bağlayan Ertuğrul Özkök'ten gelen övücü sözler de önemli. Gazetesinin İnternet'teki nüshasına konmamış yazısında Hürriyet yönetmeni şunları söylüyor: "Bir zamanlar, 'aşırı sağın' kalesi olarak bilinen MHP, içine (herhalde 'bağrına' demek istiyor. TK) taş basma pahasına ülkenin menfaatini düşünüp cesur bir karar alıyor." Her önem verdiği olayda kullandığı 'turnusol kâğıdı' benzetmesini burada da dillendiriyor: "Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı 'turnusol olayı' ile karşı karşıya. Bu turnusol kâğıdı, tarihin çöplüğüne gidecek siyasilerle, geleceğe intikal edecek yeni siyasi nesli birbirinden bir daha kopmamak üzere ayıracak." (15 Ocak 2000) Bir gün önce de şunları yazmıştı Hürriyet yönetmeni: "Bana göre Bahçeli bu karardan daha da büyüyerek çıktı. Fanatik bazı marjinal gazetelerin ve bu işi siyasi krize çevirmeye çalışan oportünist politikacıların tuzağına düşmedi." Bu övgülerle, 'geleceğe intikal edecek siyasi nesil' olarak MHP'yi kast ettiğini herhalde anladınız. ile de herhalde Ortadoğu ve Kurultay'ı kast ediyor... Benim anlamadığım şey şu: Bir gün öncesine kadar savunduğunu terk eden bir politikacı nasıl 'büyüyor'? Dönmek bu kadar büyük bir faziletse o zaman MHP'nin varlık sebebi ne? 'Ehl-i dil' grubu üyesi Murat Sökmenoğlu bunun cevabını da mutlaka biliyordur. Acaba, İsmet Solak ile Arenacı Uğur Dündar'ın nereden 'sınıf arkadaşı' olduğunu bilen biri de var mıdır?
tkivanc@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|