|
"Unutamam seni"

Değil Türkiye, en aşağılık totaliter ülkelerde bile, bu nezahatte (!) bir iddianame yazılmadı. Bunu başarmak şerefi Vural Bey'e aittir.
Ayıptır söylemesi, 15 yıldır gazetecilikle iştigal ediyorum... Haberle, siyasetle, aktüaliteyle, hatta tarihle içiçe bir hayat...
Bana, "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış birkaç isim say!" deseniz, sayamam... "Vural Savaş'ın selefinin adı nedir? Selefinin selefi kimdir?" diye sorsanız, söyleyemem.
Siyaseti birinci derecede iş edinmiş kimseler de bilmez, söyleyemezler... Üstelik, bilmelerini gerektirecek pozisyonlarla karşı karşıya bulundukları halde bilmezler.
Ama, "Vural Savaş kim?" derseniz, siyasetle doğrudan ilişkili olmayanlardan bile, lüzumundan fazla bilgi alabilirsiniz.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir kamu adamı, Vural Savaş kadar, kamuoyunu meşgul etmedi.
Vural Savaş dendiğinde, akla hep nizalı yargı kararları, hakaret içerikli iddianameler geldi.
Gazetecilere, RP'nin içyüzünü sergilemek için "işbirliği" çağrısı yapmış ve bu partiyi kapatmaya muvaffak olmuştu. Hızını alamamış olacak ki, "müddei" sıfatının yanına bir de "kriptomanlığı" ekleyerek bütün hıncını FP'ye yöneltiverdi.
"Sahtekârlar çetesi..."
"Bölücü..."
"Habis ur..."
"Kandan beslenen vampirler..."
Değil Türkiye, en aşağılık totaliter ülkelerde bile, bu nezahatte (!) bir iddianame yazılmadı. Bunu başarmak şerefi Vural Bey'e aittir.
Vural Savaş, yasadışı yollarla elde edilmiş bir kaseti iddianamesine "delil" yapan ilk müddei olarak tarihe geçmiş bir kamu ve "hukuk fenomeni"dir.
Vural Savaş kadar iz bırakmış başka bir kamu adamının ismini söyleyin desem...
Söyleyemezsiniz.
Başbakan'ı, "312'yi kaldırırsanız, fena olur ha..." diye tehdit eden, Siirt halkını topyekün "hain ve düşman işbirlikçisi" ilan eden, aydınları "artist olmak için kötü yola düşmüş genç kızlara" benzeten bir ikinci isim yok.
Olmayacak da...
Vural Savaş'ın selefi kimdir bilmiyorum dediysem de, hepten bu konuların cahili değilim; eski yargı mensuplarından aklımda üç isim var elbette.
Biri Yassıada Mahkemesi Savcısı olarak ün yapmış Ömer Altay Egesel; diğeri bu mahkemenin akıllara ziyan başkanı Salim Başol.
Egesel, dünya döndükçe hatırlanacak o utanç mahkemesinde, kamuoyunu aylarca köpek davası, bebek davası, cımbız davası maskaralıklarıyla oyalamış, Başol da bu "mevzun" rezilliklere çanak tutarak, seçilmiş bir başbakan ve iki bakan arkadaşını darağacına göndermişti.
Üçüncüsü, Yekta Güngör Özden.
Bakın, onu hiç unutamam.
Kürkü dışarıda Lions örgütünün verdiği "Laiklik" ödülünü almak üzere gittiği The Marmara Oteli'nde, kendisine "eşşek" dediği iddiasıyla Akit gazetesi yazarı Ahmet Kekeç'e, üstelik Akit muhabirlerinin gözü önünde "onursuz, şerefsiz, alçak" diye hakaret etmiş, zaman aşımı nedeniyle, bu cürmünün hesabını vermekten kurtulmuştu.
20 OCAK 2000
|