YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Geniş Açı notları

 
Bu köşenin serlevhâsına uygun şekilde, "Geniş bir Açı" ile yapılan bu tarassut denemelerinin doğurduğu alâka, doğrusu bizide memnun etmiyor değil.

 

Geçtiğimiz Pazartesi günü, Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım'ın maruz kaldığı vahşeti dile getiren ve durumun bir an önce aydınlığa kavuşması yolunda, Sadettin Tantan ve Hasan Özdemir'e hitaben kaleme aldığımız yazı, beklenenin ötesinde yankı buldu.

Biliyorsunuz, İstanbul'daki Hizbullah operasyonu da aynı gün saat 15'de başladı. "Sadettin Tantan" başlıklı yazının yayınlandığı gün, İçişleri Bakanlığından aradılar. Daha sonra aynı bakanlıktan fakat daha farklı bir birimden gene arayanlar oldu. İsimleri bizde mahfûz. Yapılan açıklamalardan ortaya çıkan oydu ki, İçişleri Bakanı yazıyı hayli dikkat almış. Bize söylenen, İstanbul Emniyeti'nin ve Bakanlığın, kaçırılan kişiler üzerine büyük bir hassasiyetle eğildiği ve ortaya çıkan ipuçları üzerinde ciddi bir mesâî sarfedildiği şeklindeydi. Hatta daha ötede, bizatihi bakanın dahi bu konuyla meşgûl olduğu ifade edildi.

Bu köşeye ulaşan notlar

Bakanlık cânibinden bu yazıya karşı gösterilen alâka, doğrusu bana da hayli mânidar gelmişti. Buradan bir adım daha öteye giderek, şahsen şöyle düşünmüştük: Çevrede iddia edilenlerin aksine Bakanlık, kaçırma olaylarını alabildiğine önemsiyor demek ki!.. Asıl soru şurada yatıyordu: Kaçırma olayları konusunda devletin farklı birimleri, birbirinden ayrı tutum ve davranışlar içerisinde miydi acaba? Neredeyse bir aya varan bir süre içerisinde, hâlâ daha sürüp giden bu sessizliğin altında yatan neydi? Çünkü o güne kadar yapılan haberler ve özellikle ortaya çıkan yorumlar bu merkezde toplanmıyor muydu?

Bende o gün hâsıl olan hava hadisenin içişleri cihetinin az-çok berraklaşması şeklindeydi. Fakat bu arada, son bir hafta on gün içerisinde kaleme aldığımız yazıların Başbakanlık, ANAP, FP ve MHP cenahında doğurduğu akislere de temas etmem gerekecek. MHP'den muhalif ve muvafık iki bakanın, bu köşede çıkan yazılar hakkındaki görüşleri; Başbakanlık'tan ve ANAP cenahından doğrudan ulaştırılan yorumlar da bu arada!.. Ayrıca FP'nin son dönemdeki tavrına ilişkin geliştirdiğimiz kritikler hakkında, Recâi Bey'in yakın çalışma arkadaşlarından Akif Gülle'nin yaptığı açıklamalar!..

Bu köşenin serlevhâsına uygun şekilde, "Geniş bir Açı" ile yapılan bu tarassut denemelerinin doğurduğu alâka, doğrusu bizide memnun etmiyor değil. Bu yazıların amacı da zaten, politika yapan ve politikaya yön veren mihrakları muhatap almak olduğuna göre, maksat hasıl oluyor demektir. Alâkalılarına ayrıca teşekkür ediyorum.

Politik gerçek/Akidevî gerçek

Okuyucularımız takdir ederler ki, Geniş Açı yazıları ne kendi hareket noktasını, ne de muhataplarını bir saplantıya dönüştürerek algılamayı tercih etmez. Yani ne siyasal yelpazeyi zenginleştiren siyasal organları, ne de onların lider ve politikalarını statik algılamalara hapsetmez. Yani onları, Hacivat ve Karagöz oyununda olduğu gibi, değişmez kişilik ve politikalar halinde tasvir etmez. Kötüler sürekli kötü, iyiler sürekli iyi!.. Maalesef böyle bir durum yok. Keşke böyle değişmez kişilikler ve sabit politikalar mevcut olsaydı önümüzde. O zaman biz de rahat eder, görünmez arka plânları tarassut edip durmazdık.

Bu bakımdan biz, siyasal parti tutumlarına, arının içgüdüsel davranışında olduğu gibi bakamıyoruz. Eğer öyle baksak, politik arenayı, Orta Oyunu'nun değişmez karakterleri biçiminde algılamamız icap etmez miydi?

Bunun yerine, politik reel gerçeklikteki her değişmeyi zamanında tesbit, siyasal tutumları da, ona göre yeni baştan test edip durmak!.. Eğer böyle yapmayacak olursanız, Kemal Tahir'in tabiriyle, "hakikat" elinizden kayar gider, sizin bundan haberiniz dahi olmaz. Amacını unutmuş kalıp/muhafazakârlıklar işte buradan doğuyor. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Pusuladaki oynamalar neden?

Bir küçük not daha size!..

"Geniş Açı" köşesinin doğruları, şartlara ve zamana göre, iki de bir oynayıp durmaz. Meselâ biz, rahmetli Özal zamanında da Başkanlık sistemine karşı idik, şimdi de!.. Yani şahsa göre doğrularımız yok. O yıllarda da AB'dan yana idik, bu günde!.. O gün de bunda, Türkiye için ve İslâmî toplumsal gelişme bakımından fayda mülâhaza ediyorduk, bugünde!.. Dikkat edilirse, hiçbir zaman Amerika ve Avrupa taraftarlığı saplantılarına da kendimizi kaptırmadık. Ne yazık ki Türkiye'de, çoklarının, iyi tesbit edilmiş uzun vadeli doğruları bulunmuyor. İnsan ömürleri ve politikalar sürekli zigzaklar çiziyor. Bu açıdan iyi izlemek gerekiyor, Demokratik Cephe'deki son savruluşları.

Burada unutmamamız gereken şudur: Ülke ve toplumların, kültürlerin; iktidarlara göre değişip durmayan gerçeklikleri vardır. Pergelin ucu, orada sabit kalacak!.. Açıyı genişletmek, bu nokta sabit kaldıktan sonra mümkün. Bastığı yer sabit olmayan politikalar, sürekli tekzibe ve zelzelelere maruz bunun için kalıyor.

Bizim analitik tavrımızın ve tahlillerimizin temeli de burada yatıyor.


20 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...