| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
"İmar" ve "imha" arasındaki fark
Dostum Dilipak, gelini Sezin Hanım, Malatyalı kadim dostumuz Adil Akkoyunlu ve bendeniz, Malatya DGM tarafından 1 yıl hapis cezasına çarptırıldık. Önce bütün dostlara teşekkür. Yürek yangınınızı biliyorum. Sabah odama gelen genç kardeşim Halil Eriş'in mahcup gözyaşları kadar samimi duygularınızı hissediyorum. Ama hüzün yok. Allah büyüktür. Allah büyüktür... Allah büyüktür. Hukuku aramaya devam edeceğiz. Size biraz dâvâdan bahsetmek istiyorum. 27.09.1998 tarihinde Malatya'da yaptığımız konuşmalar sebebiyle yargılandık. Dava ünlü 312/2'den açıldı. Savcı bizi "din, ırk, mezhep, bölge farkı gözeterek halkı açıkça kin ve d üşmanlığa tahrik etmek"le suçladı. Biz, Malatya'da verdiğimiz sevgi, kardeşlik mesajlarını anlattık. "Elele eylemi" öncesindeki bir toplantıydı bu ve "Elele" eylemi, gerçekten bir sevgi-kardeşlik buluşması idi... hiçbir biçimde düşmanlık yoktu o eylemde ve onun çağrılarında... Dâvâda suça mesned teşkil eden delil, toplantıda kaydedilen kasetti. Kaset hem bir grup polis memuruna, hem de bir bilirkişiye çözdürülmüştü. Çözüm metni elimize ulaştığında, ortaya darmadağınık bir metin çıktığını gördüm. Kelimeler yanlış çözülmüş, cümleler darmadağın olmuş, bağlantılar kopmuştu. Mahkemenin bize vermediği "delil kaset"i, toplantıyı naklen yayınlayan bir yerel radyodan temin edip yeniden çözdürdük. Avukatım Ramazan Arıtürk, son ve karar duruşmasında eldeki bant çözümünde tam 37 kelimenin yanlış okunduğunu bildirdi. Meselâ, "konsept" kelimesi "konsertuş" olmuştu çözüm metninde... Diğerleri de en a bu kadar dönüşüm geçirmiş ve dâvâya mesned hale gelmişti... En ilginci ise "imar" kelimesinin "imha" haline dönüşmesiydi. Bir konuşmanın "312/2"lik hale gelmesi için, "imha... savaş... cihad" gibi kelimeler sıkça bulunmalıydı. Şayet sağlıklı bir çözüm olsaydı şöyle konuşmuş olacaktım: "Bu kendi kendisi ile savaşan ülke gerçeğini durdurun. Ankara'yı yeniden inşa edin... Ankara'yı yeniden imar edin...Oradaki kafa yapılarını değiştirin, sizin yüreğiniz yansısın Ankara'ya lütfen. "Türkiye'ye barış mesajı verin. Ankara'ya özgürlük mesajı verin. İnanca saygı, düşünceye özgürlük mesajı verin. Malatya çınlasın, Türkiye çınlasın ve Türkiye'ye barış gelsin, dostluk gelsin, kardeşlik gelsin...Türkiye kendi kendisi ile savaşan ülke olmaktan kurtulsun. Türkiye çok daha güzel günler kutlasın." Mahkemedenin kararına mesned teşkil eden bant çözümünde ise "imar" kelimesi "imha" haline dönüşmüş ve ilk paragraf şöyle olmuştu: "Bu kendi kendisi ile savaşan ülke gerçeğini durdurun. Ankara'yı yeniden inşa edin... Ankara'yı yeniden imha edin...Oradaki kafa yapılarını değiştirin, sizin yüreğiniz yansısın Ankara'ya lütfen." "Yeniden inşa"dan sonra "yeniden İmha" diyen bir başyazar olduk ve 312 alanına girdik. Hayırlısı olsun. Hukuku aramaya devam edeceğiz. "Sabır zor, meyvesi tatlıdır" dedi dün bir emekli hakime hanımefendi... Ne derin gönülleriniz var. Sevgileriniz her yeri gül bahçesi haline dönüştürecek kadar bereketli. Bu muhabbet ikliminde hiçbir şey dert değil, inanın. 15 Ocak tarihindeki sohbette, cezaevi projelerinden bahseden Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk'e, "Düşünce suçluları ve siyasiler için de bir cezaevi modeli düşünüyor musunuz? Hiç olmazsa orada yazıp okuyabilecekleri bir mekân...Malum, Hasan Celâl Bey örneğinde epeyce problem oldu.." demiştim. Malatya dâvâsı aklımdaydı ama, ondan bahsetmemiştim. Sayın Bakan da, "düşünce suçluları ve siyasiler için cezaevi" bölümünü atlayıp, sadece Hasan Celâl Bey bölümü için açıklamalarda bulunmuştu. İşte Türkiye... Bir konuşma yapmışsınız ve yolunuz cezaevine düşmüş... Siz de, bunca düşünce suçlusu varken, öyle bir cezaevine ihtiyaç olduğu kanaatinde değil misiniz? Bizzat Sayın Bakan, bir konuşmasında "312/2, biraz da zorlanarak 163 yerine kullanılıyor" demişti. 312'nin, nasıl suçu tanımlamayı zorlaştıran ve hakimlere çok geniş takdir alanı bırakan esnek bir madde olduğu biliniyor. Ve Türkiye düşünce suçuyla malül, ifade özgürlüğü arayan ülke olmaktan kurtulamıyor. İçerde insanlarımız var, siyasetçi, düşünce adamı... Yolda olanlar var, siyasetçi düşünce adamı... Yıl 2000... Biz bu ülkenin insanları hukuku aramaya devam edeceğiz. Hiç ümitsiz değiliz. Allah büyüktür.
atasgetiren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|