YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Devletçiliğin belini kırmadan dayatmacılığın önü alınamaz

 
Devletçiliği dayatmacılık olarak anlayanlar, yalnızca Anadolu sermayesinin önünü değil, demokrasinin de yolunu kestiler.

 

Ben 1968 ve 1972 yılları arasında Devlet Planlama Teşkilatında proje değerlendirme uzmanı olarak çalıştım.

O yıllarda Planlama'da bilinen bürokratların dışında, Anadolu sevgisiyle yoğrulmuş, üretmeyi ibadet bilen bir kadro vardı.

Rahmetli Turgut Özal müsteşardı. Gece geç saatlere kadar çalışılırdı. Devletçilikle dayatmacılık arasında çok sıkı bir korelasyon olduğuna inanılırdı.

Devletçiliğin belinin kırılması için ciddi bir teşvik sistemi geliştirilmişti. Öngörülen teşvik tedbirlerinin uygulanması için kurulan birimin başına Prof. Dr. Ruşen Gezici getirilmişti.

Planlama o yıllarda bütün kadrosuyla geç saatlere kadar çalışırdı. Biri akşam iş saatinin sonunda çıksa "hoş" karşılanmazdı. İşinden bir saat geç çıkana "acelesi neymiş" denilirdi. İşini iki saat sonra bırakana "biraz daha kalamazmıydı" diye sorulurdu. İş saatinin dışında üç saattan daha fazla çalışana da "ümit veriyor" derlerdi.

Gerçekten o dönemin Planlaması'nda Türk bürokrasi tarihinde benzeri görülmedik bir çalışma temposu vardı. Seksenli yılların üretim ve ihracat patlamasının kaynağında, o yıllarda teşvik edilen Anadolu sermayesi vardır.

Özal, planlamada verilen yatırım teşvikleriyle, devletçiliğin olduğu kadar, tekelciliğin de belini kırmıştı.

Anadolu Cam Sanayi gibi, pekçok yeni kuruluşa yatırım yapmak için teşvikler verildi. Tekstilden otomotive kadar her sektörde yeni yatırımlar yapıldı.

ACS, Belçikalıların da ortaklığıyla Mersin'de kuruldu. Aslında bugünün çok ortaklı holdinglerinin müjdecisiydi. Başta Kayserili işadamları olmak üzere Anadolulu girişimciler bir araya gelerek ciddi bir yatırım yapmıştı.

Türkiye'deki cam tekelinin öldürücü rekabeti karşısında ACS ayakta kalamadı. Bir süre yok pahasına el değiştirdi. ACS ile Gümüş Motor'un sonu aynı oldu.

ACS yaşasaydı, bugün Anadolu'daki üretim faaliyetleri çok daha güçlü olacaktı.

Devletçiliği dayatmacılık olarak anlayanlar, yalnızca Anadolu sermayesinin önünü değil, demokrasinin de yolunu kestiler.

Dayatmacılara karşı sanayiden tarıma eğitimden sağlığa kadar her alanda ciddi bir üretim seferberliği ilan etmeden, Türkiye'nin üretim güçsüzlüğünü gidermek mümkün değildir..

Devletçiliğin yıldızını söndüremeyenler, bırakın katılımcı demokrasiyi, temsili demokrasiyi bile işletemezler.


20 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazif Gürdoğan

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...