| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Hizbullah satırı
Okudum, ama üzerime alınmam gerektiğini düşünmedim; ancak Hürriyet okuru da olan az sayıda eş-dost, "Seni mi kast ediyor?" diye üsteleyince, "Acaba?" tereddüdü geçirdim. Oktay Ekşi, önceki günkü (21 Ocak 2000) "Vahşetin ortakları" başlıklı yazısında kimi (ya da kimleri) hedef aldığını açıklamadığı için, bu tereddüt doğal. Hayatının hiçbir döneminde şiddet kullanımını tasvip etmemiş, terörü 'en büyük belâ' bilmiş birinin, kendisini 'vahşete ortak olanlar' arasında düşünebilmesi kolay değil çünkü... Hürriyet başyazarı eline geçen fırsatı kullanmış, ama pek akıllıca kullandığı söylemez. Hizbullah örgütünün vahşi eylemleri gündemi belirliyor ya, o da elmalarla armutları alt alta toplayarak karşımızda... Eski defterleri açıp, Prof. Muammer Aksoy'dan Prof. Ahmet Taner Kışlalı'ya kadar bir dizi aydının "katledilmesi üzerine sokağa çıkıp oynamıyorlarsa kendilerini güçlükle tuttuklarından yahut da görecekleri tepkiden korktuklarındandır" diyor birilerini kast ederek... Bunlar, "Kendilerinden başkasını zındık, dinsiz, kâfir gibi sıfatlarla anmaya hakları varmış gibi düşünen yobaz takımı" imiş... "Bunlar", bir de, "Adnan Hoca isimli raporlu meczubun rezaletleri ortaya çıktığı zaman, 'O da bizdendir' düşüncesiyle (onu) korumaya" çalışmışlar... Peki "Bunların" şimdiki günahları ne? Şöyle diyor Oktay Ekşi: "Lâik aydınların öldürülmeleri üzerine satır aralarına sıkıştırdıkları mesajlarla, 'Bu cinayetleri devletin gizli servisleri işlemiştir. Çünkü İslâm bir hoşgörü dini olduğu için İslâm'la bağlantılı hiçbir örgüt veya kişinin insan öldürmesi, terör eylemlerine katılması mümkün değildir' mesajını veren derin analiz yeteneği sahibi ve müthiş keskin görüşlü kalem erbabı olup bitene bakalım nasıl bir külâh giydirmeye çalışacak? İpe sapa gelmez, komplo teorileriyle zihin bulandırmaya ve dikkatleri başka yönlere çekmeye kalkanların mumu yana yana dibe indi." Özellikle bu son paragrafta kast edilenin bu satırların yazarı olduğuna, öyle anlaşılıyor ki, yaygın bir kanaat var. Ne yapayım, ben, "Hayır, değilim" desem bile, insanlar, "Sensin" diye ısrar edince suçlamayı üzerime alınmam gerekiyor... Kıdemli başyazar, bu ithamıyla ciddi sonuçlar uyandıracak bir iddiada bulunduğunun herhalde farkındadır. Son on yılda işlenmiş siyasi cinayetlerin fâillerinin bulunduğu iddiası bu. Milleti temsil eden TBMM'nin kurduğu çeşitli araştırma komisyonlarının, en son örneğini Kutlu Savaş'ın verdiği bağımsız denetçilerin hazırladıkları raporlar ile bu iddia taban tabana zıt çünkü. Yakın zamanlarda, o da, "Devlet içinde yuvalanmış çeteler terörü" kavramını kullanmaya başlamıştı, eski tavrını yeniden benimsiyor demek. Peki de Güneydoğu'da ve doğuda faaliyet gösteren, kuruluşundan sonraki ilk iki yılda PKK'yı, sonra da hep İslâmî kesimden birilerini hedef olarak seçen bu kanlı örgütün aydın cinayetleriyle ilişkisini nasıl kuruyor? Merakımı bağışlasın, ama sormadan edemeyeceğim: Hizbullah'ı bilenler, "Devletle hiç çatışmadı" derken ve örgütünün oluşumuyla PKK mücadelesine kendini adamış bazı devlet görevlileri arasında irtibat kurarken, Oktay Ekşi, elindeki hangi bilgiye dayanarak tam aksi bir iddiada bulunuyor? Aslında bu sorumun yersizliğinin ben de farkındayım, Oktay Ekşi'nin elinde hiçbir delil, belge yok; Hizbullah örgütünün, satırını, kendisinin suçladığı türden insanları yok etmek için kullandığını, bu hunharlığı da bu işleri iyi bilenlerden öğrendiğini benim kadar o da biliyor. Yânisi filân yok, gerçek şu: Bizler bir yandan Hizbullah'ın hedefiyiz, bir yandan da Oktay Ekşi gibilerin... Hizbullah'ın satırı iki taraflı kesiyor... Hizbullah ile Hürriyet başyazarının yolları da, böylece, ilginç bir biçinde kesişiyor... Oktay Ekşi'ye basit bir sorum var, umarım cevap vermekten kaçmaz: Prof. Muammer Aksoy, Doç. Bahriye Üçok, meslektaşımız Uğur Mumcu ve Prof. Ahmet Taner Kışlalı'nın kâtillerinin yakalanmasını gerçekten istiyor mu? "Terörün dini, teröristin dincisi-dinsizi olmaz" diye elim yoruluncaya kadar yazmanın rahatlığıyla aynı soruya ben de cevap vereyim: Kâtiller yüzümü kızartacak birileri bile çıksa, bu aydınların kimler tarafından, niçin öldürüldüklerini öğrenmeyi samimi olarak istiyorum... Çünkü ben, kalemimi, kendimden başka biri, grup veya örgüt adına kullanmıyorum; sadece gerçeklerin peşindeyim... Perdeleri aralayıp komploları teker teker çözmeden hiçbir gerek Türkiye'de ortaya çıkmaz; 'Hizbullah' operasyonu perdelerin yırtılmasına az zaman kaldığı umudunu veriyor... Sonunda kimin yüzü kızaracak bakalım?
fkoru@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|