| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Kandil Dağı, Ankara İmralı ilişkileri!..
Batman'dan bir arkadaşımla konuştum bugün... 'Hizbullah operasyonları yapıyorlar' dedi... 'Yeni bir şey var mı?' dememe kalmadan, 'Eski bildik yerleri eşeliyorlar' diye devam etti... Bu, polisin, zaten ellerinin altında olan bazı bildik yerlerde, evlerde operasyonlar yaptığı anlamına geliyordu... Batman bir zamanların korku kenti idi... 1992'de, 93'de, 94'de bazan günde beş altı kişinin öldürüldüğü oluyordu... Hizbullah'ın önemli merkezlerinden biri olan bu kentte güpe gündüz, herkesin gözleri önünde cinayetler işleniyor, ama nedense bunları kimse görmüyordu!.. Devlet o tarihlerde Hizbullah diye bir örgütün varlığını kabul etmiyordu... Oysa Hizbullah, devlet tarafından el altından desteklenen, hatta PKK'ya karşı savaş ilan ettiği için devlet tarafından korunan bir örgüttü... Olağanüstü Hal Yönetimi, il valileri, emniyet, askeri güvenlik birimleri yıllarca PKK'ya karşı Hizbullah'ı kullandılar... Hatta bu örgütün kuruluş aşamasında devletin yardımcı olduğu, sonra da çeşitli eğitim kamplarının güvenlik güçlerinin desteğinde faaliyetlerini sürdüğü bile iddia edildi... Bunlar yalanlanmadı da.... Silvan'da, çatışmada yakalandığı halde, hastaneden polis tarafından kaçırılan Hizbullah militanının hikayesini ben yazmıştım ama, bu olayı zaten bölgede bilmeyen yoktu... Bir tek devlet bilmez gürünüyordu... Bir de bugün, benim yazdığım bu gazete dahil, bazı gazeteleri, Hizbullah terörüne karşı yeterli tepkiyi göstermemekle eleştiren devlet kalemleri!.. Sanki ellerinde bir 'tepkimetre' var ve bu karanlık Hizbullah operasyonuna kim ne kadar tepki gösteriyor onu ölçüyorlar... Az tepki gösterenleri suçüstü yakalanmış gibi Hizbullah yanlısı ilan etmeye çalışıyorlar... Hizbullah'ı da İslamcılar'ın terör örgütü.... Az tepki gösteren, böylece İslami terörü benimsemiş olacak... Ama kazın ayağı öyle değil... Artık sokaktaki çocuk bile biliyor ki gizli örgütlerle, yasadışı terör örgütleriyle ya da mafya tipi örgütlerle polis ve istihbarat birimleri içiçedir... Bunu katiyyen ben söylemiyorum... Hem söylesem ne olur? Bunlar yazıldı, konuşuldu. Konuşuluyor... Artık bu konudaki hikayeler ayyuka çıktı... Bu örgütlerin bazan kuruluşlarının, bazan faaliyetlerin genellikle güvenlik güçlerinin denetimi ya da gözetimi altında olduğu biliniyor... Bu kuruluşların, bu çeşit örgütlere adamlarını, ajanlarını sokmaları çok doğal... Bu ayrı bir konu... O ajanların istihbarat toplamaları ya da bizzat o örgütte etkin görevler üslenerek bazı eylemlere katılmaları daha başka bir şey... Hele hele devlet içindeki karanlık odaklar tarafından bu örgütlerin şu ya da bu amaçla kullanılması ise çeteleşme olgusunu, Susurluk'u ifade ediyor... Daha doğrusu devletin çeteleşmesini... Hizbullah da sonradan bölünmüş bile olsa, bir ara PKK ile işbirliği, barış, her neyse yapmış da olsa bir şey farketmiyor... Konrol altındaki bir terör örgütüyle, kontrol altındaki bir başka örgüt kavga etse ne olur, barış yapsa ne olur? Hizbullah neticede, iddialara ve bulgulara göre devletin beslediği, silahlanmasına sırf PKK ile savaşıyor gerekçesiyle ( Bu gerekçe açıkça bazı mümtaz devlet adamları tarafından beyan edilmiştir... Arşivler eskimiş değil ) göz yumduğu bir terör örgütüdür... Teröre ve ve terör örgütüne de karşı çıkılır... Nitekim çıkılıyor... İslami çevrelerden gelen gençlerin bu örgütün militanları arasında olması devleti hiç ilgilendirmez... Devlet birtakım emelleri için kullanacağı örgüt üyelerinin geldiği kökene bakmaz... Yerine göre ülkücüleri kullanır... Çatlı, Çelik gibi... Yerine göre Kürtler'i kullanır... Korucu, itirafçı, 'Yeşil' olarak... Yerine göre babaları kullanır... Çakıcı gibi Çakıcı'nın MİT hesabına çalıştığı bizzat onunla örgüt arasındaki ilşkiyi sağlayan MİT görevlisi tarafından açıklandığı halde nedense bu konunun üzerine gidilemez... Yakalandığı zaman üzerinden çıkan kırmızı pasaportun sahte olmadığı ve MİT tarafından verildiği bilindiği halde, o ellerinde 'tepkimetre' olan kalemler nedense bizzat kendi gazetelerindeki tepkisizliği ölçme cesaretini kendilerinde bulamazlar... Hele bazıları, tam da bu günlerde, Abdi İpekçi cinayetinde kilit isimlerden biri olan Oral Çelik aleyhinde kullanılmasın diye, yine bu cinayetim önemli isimlerindenYalçın Özbay'ın ifadelerini, mahkemeye göndermeyen ve alay edermiş gibi Çelik'in beraat kararı Yargıtay'da kesinleştikten sonra ileten bir teşkilatı öve öve göklere çıkarır... Birçok kişi, bugün Tunceli civarında, dağlarda silahli militanları bulunan yasadışı TİKKO örgütünün, biri ajanlardan oluştuğu söylenen ya da ajanların yönetiminde, iki ayrı örgüt olarak parçalandığını bilmez... Biz de, Tunceli'de bir helikopterin düşürüldüğü iddia edilen ve 6 askerin ölümüne yol açan son eylemin, hangi grubun desteği ile yapıldığını tabitayla bilemeyiz... Bu örgütün genel sekreterliğine kadar yükselmiş bir ismin, ajan olduğu tesbit edilerek öldürüldüğünü, örgüt içinde acımasız bir katliamın yaşandığını hep bu örgütlerün yayınlarından öğreniyoruz... Bu durum diğer yasa dışı örgütler için de geçerli... İşte DHKP-C... Bu örgütte de ajanlık suçlamaları nedeniyle geçtiğimiz yıllarda acımasız katliamlar gerçekleştirildi... Bir kısım örgüt üyesi, karşı grupların ihbarıyla olduğu söylenen kanlı operasyonlarda katledildi... Ye PKK... Bu örgütte 15 yıl içinde binden fazla militan ajan suçlamasıyla katledildi... Öcalan, birlikte yola çıktığı arkadaşlarından çoğunu devletin ajanı suçlaması ile cezalandırdı, yok etti... Şimdi ise PKK'nin muhalifleri, Öcalan'a devletin adamı, hatta ajanı demekten çekinmiyor... Öyleyse, aniden başlayan bu Hizbullah operasyonunu da iyi irdelemek lazım... Nihayet Hizbullah da bana göre diğer yasa dışı örgütler gibi... Onlardan bir farkı yok... Militanlarının İslami kökenli olması bir şey değiştirmez... Devletin bu operasyonu, Apo'nun idam kararının ertelenmesi sonrası yürürlüğe koyması acaba sadece bir tesadüf mü? Asıl ona bakmak lazım... Ya da hep söylenegelen, PKK'nın bitirilmesinden sonra yerine konulacak örgüt olarak düşünülen Hizbullah aracılığıyla, yine İslami terör korkusu mu topluma sardırılacak? Ellerinde 'tepkimetrelerle' bazı yeminli devlet kalemlerinin birbirlerine benzer şeyler yazdıklarına bakılırsa oyun aynı oyun... Ama ne yazık ki onlar, hiç yaratıcı olmadıklarının farkında değiller...
kduzgoren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|