| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Kırılarak devam hali
Dünkü yazıyı kaleme almamın sebebi, kendini inkâr ve tekziplerde kurtuluş arayanlara küçük bir hatırlatmada bulunmaktı. Ne yazık ki insanların çoğu, karşılaştıkları herhangi muzâyakalı bir durum karşısında, derhal ihtilâçlı bir çırpınmaya kaptırıyorlar kendilerini. Arkasından da, acele bir telâş ile, kendi kendilerini tekzibe kalkışıyorlar. Halbuki bu tiplerin unuttuğu birşey var: Geride, tekzip ettiğiniz ne varsa onlar gene size âit. Hiç kimse yaşadığı bir geçmişi inkâr ile ondan kurtulamaz. Ondan kaçmaya çalıştıkça onun esiri olur. Zaten böylesi refleks ve zarûri değişimlerin hiçbirinden hayır da gelmez. Burada, şuurun bizi yükselttiği bir idrak hali yerine, nefsin kılavuz ve kolaycılığıyla başvurduğumuz kolaycılık sözkonusudur.
İnkâr, tekzip, panik aynı şey
Dolayısıyla bu tür kişiliklerin dünyası, sürekli cereyan eden bir tekzipler galerisini hatırlatır insana. Onların her mevsim fikirleri değiştiği gibi, gene her mevsim zevkleri de târumâr olur durur. Her yeni durum karşısında kendisini inkâra kalkışan ve geçmişinden intikam almayı son tercihinin kuvvetli bir takviyesi olarak kullanan tiplerin hali, doğrusu insana acı veriyor. Bu tipler sosyal veya siyasî sebeplerle, konjonktürün zorlamasıyla ulaştıkları son kanaatlerine, ellerinde olmayarak kuvvetli bir iman gibi sarılırlar. Halbuki ortadaki durum, nihayet sosyal veya siyasî bir tercihtir ve belki alelâde bir yöntem meselesidir. Bunu kalkıp yeni bir iman hamlesi gibi sunmanın ne âlemi vardır ki? Ama öyle değil!.. O tipler, yani sürekli kendini tekzip edip yenilendiğini sananların hayatı hep böyledir. Bir siyaset keşfeder, dünyaya yeniden geldiğini sanırlar. Bir tarikate girer, dünyalar onların olur. Bir kitap okur, zelzeleye maruz kalmış tarihî bir bina gibi sallanır. Onların yaptığı sürekli geçmişini inkâr, yani gene kendine âit olan bir hayattan dönüp dönüp intikam almaktır. Siyasal ve toplumsal hayatta sık sık karşılaştığımız radikal tipler hep bu sınıfların arasından çıkar. Sağa sola durup dinlenmeden saldıranlar, kendindeki bir yanlışı ve eksikliği farketmeyenler de bu sınıflar arasındadır. Hele hele özeleştiriden kaçanlar!.. Kendindeki ve mensubu olduğu câmiadaki derin zaafların üzerini örtenler, onların konuşulmasından kaçanlar; sürekli muhalif icad eder, intikamını muhâliflerine boşaltır dururlar. Halbuki bilmez, onun intikamı gene kendine yöneliktir.
Yüksek tansiyonlu yaşamalar
Bir de bu tiplerin yaptığı ve söylediği, karşısındaki fikirleri ve ekipleri tasfiyeyi amaçlamaktır. Bu amaç hasıl olursa ne âlâ!.. Ama çoğunlukla bu tipler, hiç birzaman muratlarına da eremez. Bir an gelir, ağızlarından çıkan cerbezeli sözlerin ne alkışçısı, ne tasdikçisi kalmamış olur. Fakat etraflarının boşaldığını asla farketmezler. Dolayısıyla ne bu tiplerin, ne de onların azdırdığı sosyal veya siyasal telâkkilerin tekâmülü söz konusudur. Zira onlar maymuncuk anahtarı gibidir, derhal yeni bir inkârın ve tekzibin arkasından yepyeni, şimdiye kadar kimselerin farketmediğini sandıkları hakikatlere ererler ve onun davulunu çalmaya başlarlar. Ne yazık ki bu tür infiratçı, keskin tercih sahipleri egemen bugünkü hayatımızda. Onların temsili cihetiyle de ne düşünce hayatımızı, ne politik hayatımızı bir bütün halinde algılayabiliyoruz. Halbuki insan hayatı, iniş ve çıkışlarıyla bir bütün teşkil ettiği gibi; içtimaî hayatımız da, fikir hayatımız da böyle bir tekâmül halinde algılanmak gerekir. Ama bu tekzipçi şarlatanlar dolayısıyla; ne geçirdiğimiz bir istihaleyi, ne de tıkanma ve açılma noktalarımızı sağlıklı olarak kavrayamıyoruz.
Şahsiyet ve bütünlük
Onun için kültür hayatımız adacıklar halinde görülüyor. Kendi bireysel geçmişini inkâra dayanan ve ondan nefretle kaçan bir telâkkinin nazarında, tekâmül ve süreklilik gibi kavramlara zaten yer yoktur. Tarihsiz, hafızasız ve tekâmülü inkâr eden bu yaklaşımlar, hayatımızı gün gün eskiyen bir modalar galerisine dönüştürüyor. Birbirinden kopuk ve sürekli kendini inkâra dayanan modalar bunlar. Kendimizi sürekli bir tekâmül ve bütünlük halinde algılayabilen sağlıklı düşüncelere ihtiyacımız, bu bakımdan her zamankinden daha fazla. Her türlü yenilik ve yenilenme kabul!.. Fakat yenilik dediğimiz şeyi, kolaycılığa kaçmaya dayalı bir inkâr temeline oturtanlara lûtfen biraz daha dikkat edelim.
aridvan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|