YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Dünya

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 


Avrupa'da ırkçılığın yeni simgesi: Haider

Merkezi Almanya'da bulunan İnsan Onuru ve Hakları Derneği Genel Başkanı Recep Karagöz ile Avusturya'da hükümete giren ırkçı Özgürlükler Partisi lideri Haider olayını ve Batı Avrupa'daki yansıması üzerine konuştuk. Haider olayının münferit bir hadise olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Karagöz, Batı Avrupa'da ırkçılığın köklü bir temeli bulunduğu ve giderek yaygınlaştığı uyarısında bulundu. Irkçılığın özellikle Anti-İslamist bir temele oturtulduğunu söyleyen Karagöz, gelişmelerin Batı Avrupa'daki Türkiyeli göçmenleri derinden etkilediğini ve endişelendirdiğini vurguluyor.

  • Abdullah MURADOĞLU

    Haider olayı Avrupa'nın hangi yüzü?

    Avrupa uluslarının diğer uluslar, Alman ulusunun da bütün diğer uluslar içinde üstün olduğuna inanan ırkçılık tezi köklü bir tarihsel arkaplana sahiptir. Irkçılık hareketi 2.Dünya Savaşı'yla Avrupa ve dünyaya telafisi güç büyük bir felaket yaşandıktan sonra zaman zaman yeniden gündeme gelmiştir.

    Irkçı saldırılar ne durumda bugün?

    Almanya'da son 5 yıl içinde 24 bin ırkçı eylem kaydedildi, 30 kadar Türk öldü. 1997 Göçmen Raporu'nda Almanya'nın doğu eyaletlerinde, yabancıların giremediği kurtarılmış bölgelerden söz ediliyor. Leipzig, ırkçılar tarafından kurtarılmış bölge ilan edilmiş. Eyleme hazır 7 bin nazi militanı var. Birkaç gün önce açıklanan 1999 Göçmen Raporu'nda olumlu gelişmeden söz edilmiyor. Avrupa'da gün çığ gibi büyüyen ırkçılık tehlikesini, ırkçılığın mağduru Müslümanlar başta olmak üzere göçmenlerin entegrasyon sorunlarıyla izah etmeye kalkışmak tarihî bir yanılgıdır.

    Yahudi düşmanlığı yerine İslam düşmanlığı

    Yahudi düşmanlığı yerini İslam düşmanlığına mı bıraktı?

    Irkçılık hareketi 2.Dünya Savaşı'ndan önce anti-semitizm, savaş sonrasında anti-komünist eksene otururken, komünizmin iflasından sonra sistemli olarak anti-İslamist eksene oturtuluyor. Anti-İslamizm temelli söylemler kesinlikle basit, marjinal gruplar ve onların eylemleri ile izah edilemez. NATO'nun soğuk savaş sonrası yeni hedefi İslam olarak belirlemesi ve Avrupa'daki Müslümanlar'ın bu düşman gücün uzantıları olarak tanımlanması düşmanlığı ortaya çıkarmıştır.

    Anti-İslam bir kampanya mı var?

    Irkçı saldırılar cami ve benzeri kurumlara yöneliktir. Yabancılar içinde özellikle Müslümanlar'ın tehlikeli olduğu tezi yaygınlık kazanıyor. Müslüman sivil toplum örgütleri potansiyel terör örgütü gibi lanse ediliyor. Bütün baskı, hak ihlali ve tahriklere rağmen ciddi bir şiddet eylemi içinde yer almayan sivil toplum örgütleri ve dolayısıyla Avrupa Müslüman toplumu entegrasyonun önünde engel gibi gösterilerek adeta bu ırkçı saldırılara gerekçe oluşturuluyor.

    Günümüz Avrupası'nda ırkçılık ve yabancı düşmanlığı Fransa'da Milliyetçi Cephe, Belçika'da Flaman Bloku, Hollanda'da Merkez Demokratlar, Almanya'da Cumhuriyetçiler, Avusturyada ise Özgürlükçüler Partisi aracılığıyla siyasal platforma taşınırken, birçok ülkede liberal ve Hıristiyan Demokrat partiler içinde belirli bir kanat bu görüşleri temsil etmektedir

    Yeşiller ve Sosyal Demokratlar?

    Irkçılık ve yabancı düşmanlığı konusunda en hassas olan Yeşil ve Sosyal Demokratlar içinde dahi aykırı görüşlerin ortaya çıkması, Avrupa'daki ırkçılık damarının güçlü bir temele dayandığını gösteriyor. Yeşil kökenli Almanya İçişleri Bakanı Otto Schily'nin görev süresince yabancı düşmanlığı merkezli olaylar artış gösterdi. Schily, Avusturya seçimlerinin tartışıldığı günlerde bir televizyon kanalında Heider'in sloganı olan "Gemi doldu" sözünü Almanya için dile getirmesi, insaf sahibi Avrupalılar'ı dahi hayret ve endişeye sevketmiştir. Alman Hıristiyan Demokratlar, bağış skandalı tartışmalarında kendilerini savunurken, bu paraların bir kısmını yabancılar lehine çıkabilecek yasa çalışmalarını engellemek için Hessen Eyaleti'ndeki imza kampanyasında kullandıklarını söylediler. Bu bile sorunun ne kadar vahim bir aşamaya geldiğini göstermektedir.

    Haider olayı münferit değil

    Haider olayı münferit bir vaka mıdır sizce?

    Avusturya'da ortaya çıkan sorun lokalize değildir. Bizler Avusturya'yı tartışırken Avrupa'nın diğer ucundan, İspanya'dan ırkçı saldırı haberleri alıyoruz. Bu bile tek başına Avrupa'yı kapsayan bir sorunla muhatap olduğumuzu gösteriyor. Geçmişte bu akımlar anti-semitist ve anti-komünist olmasından dolayı bazı çevreler tarafından sempati ve destek görmüşse, bugün de anti-İslamist karakterinden dolayı müsamaha görmüş ve birçok Avrupa hükümeti tarafından, yabancılara karşı bir tehdit unsuru olarak kullanılmıştır. Geçmişte yapılan yanlışlar bugün de tekrarlanacak olursa şüphesiz bundan en büyük zararı Avrupa görecektir.




    Kağıda basmak için tıklayın.

  • Ruslar Makiti'yi yokediyor
    Ruslar Çeçenistan'ın Makiti kentine yönelik şiddetli saldırı başlattı. Cumartesi sabaha karşı başlayan saldırının kenti yokettiğini belirten Çeçenler, Ruslar'ın napalm bombası kullandığını açıkladılar.
    Aliyev'in gündemi Bakü-Ceyhan
    Sağlık kontrolü için ABD'ye giden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in gündeminde Bakü-Ceyhan, Karabağ ve Çeçenistan sorunu bulunuyor.

    Balkanlar'da yeni bir dönem
    BÜKREŞ- Başbakan Bülent Ecevit, Bükreş'te yapılan zirvede, Güneydoğu Avrupa ülkeleri arasında çok yönlü bir işbirliğinin somut adımlarının atıldığını belirterek, önceki gün imzalanan Şart ile birlikte Balkanlar'da yeni bir dönemin başladığını söyledi. Ecevit, "1934'ten beri, ilk defa Balkan ülkeleri kendi kaderlerine kendileri hakim olma yolunda somut bir adım atmış oluyorlar" dedi. Bükreş'teki resmi temaslarını tamamlayan Ecevit, zirveyi değerlendirdi. Bükreş'te çok verimli ve çok olumlu bir doruk toplantısı yapıldığını ifade eden Ecevit, Güneydoğu Avrupa ülkeleri arasında çok yönlü bir işbirliğinin somut adımlarının atıldığını söyledi. Ecevit, şöyle devam etti: "Güneydoğu Avrupa sürecinin böyle bir şart ile daha somut ve etkili hale getirilmesi önerisi, bundan iki yıl önce Türkiye tarafından gündeme getirilmişti. Şart'ın ilk taslağını da gene Türkiye hazırlamıştı. Diğer üye ülkelerin de katılımıyla herkesin kabul edebileceği bir metin ortaya çıkmış oldu. Tabii, bu işbirliği sürecinin önemli bir eksikliği var: Yugoslavya Federal Cumhuriyeti. Bu nedenle, Kosova da temsil edilemiyor. Bosna-Hersek Federasyonu da tabii bu konudaki gereken etkinliği maalesef gösteremiyor. Bu eksikliklerin giderilebilmesinin başta gelen koşulu, hatta tek koşulu; Yugoslavya'da, Batı ve AB ile uyum sağlayabilecek rejimin kurulmasına bağlıdır."

     


    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
    İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED
    Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...