| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Süruş'un yöntemi ve Atatürkçülük
"Kemalizm"in İran seçimlerinde de gündeme geldiğini biliyoruz. Meselâ, eski Cumhurbaşkanı, yeni milletvekili adayı Rafsancani, "yenilikçi" diye tanımlananları "Kemalist ilkeleri savunmak"la suçladı. Bu, Türkiye ile İran'daki tartışmaların ne kadar içiçe girdiğinin de göstergesi. Bugün burada, biz de, İran'dan yola çıkarak bir başka açıdan Atatürkçülük konusuna temas etmek istiyoruz. Abdülkerim Süruş, bizde tanınıyor, görüşleri ilgi uyandırıyor. İran'daki yenilikçi hareketin fikir babası durumunda. Süruş'un ilgi çekici yönü, İslâm'a yaklaşım yöntemi. Diyor ki: "İslâm'ın Kur'an ve Sünnet'te yer alan temel naslarında herhangi bir değişim olmaz. Ama onların yorumları, insana göre değişkendir. Ve önemli olan da bu; yani naslardan insanların ne anladığıdır. Yorum farklılığı İslâm'a, zamana ve zemine göre uyarlanma imkânı veriyor. O yüzden İslâm'ın tek tip bir yorumu olmaz." Süruş'un düşüncesi İslâm dünyasında tartışılıyor. Laikleşme sürecindeki İslâm toplumlarında bu görüş, İslâm'ın laik yorumları için de anlamlı bulunuyor. Yer yer de, "vahyin sabit hükümleri olmayacak mı?" gibisinden eleştirilere maruz kalıyor. Aslında Süruş'un düşünce yöntemi, tarihin bir döneminde, hem de insanlar tarafından, "tartışılmaz ilkeler" belirleyen her sistem için dikkate alınabilir bir nitelik taşıyor. İşte bu çerçevede, "Atatürkçülük" de Süruş yöntemi içinde tartışılır bir mahiyet arzediyor. Atatürkçülük, anayasal bir kavram.1982 Anayasası'nın hem "Başlangıç" kısmında, hem de "Cumhuriyetin Nitelikleri"ni belirleyen 2'inci maddesinde ifadesini buluyor. "Başlangıç" kısmında "Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda..." , "Hiçbir düşünce.....Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği..." gibi ifadelerle yer alıyor. İkinci maddede ise "Atatürk milliyetçiliğine bağlı"lık, Cumhuriyet'in temel niteliği olarak zikrediliyor. Anayasa dışında da Atatürkçülük, genel bir düşünce ve politika referansı olarak görülüyor. "Atatürkçü olmak veya olmamak", insanların konum tayininde çok temel tercihler haline geliyor. Peki ama, "Atatürkçü çizgi" nedir? Atatürk'ün sağlığında uyguladıkları ve Nutuk'ta ifadelendirdikleri midir? Daha somut bir örnek vermek gerekirse, CHP'nin 6 Ok'u mudur? Bu noktada, kendilerini "Atatürkçü" olarak tanımlayanlar arasında bile bir görüş birliği olmadığı görülüyor. Bir kısım, Atatürk'ün görüş ve uygulamalarının, tartışmasız, yorumsuz, bir nas-dogma biçiminde kabul edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Meselâ bu kesim, 6 Ok üzerinde herhangi bir tartışmaya yanaşmıyor. Bu kesimin sorunu, "çağdaş gelişmeler her şeyi etkilerken Atatürk'ün görüşlerini nasıl etkilemez?" tarzındaki eleştirileri cevaplandırmanın zorluğu. Bir başka kesim ise, Süruş yöntemi ile, Atatürkçülüğün en temel ilkesinin "çağdaşlık" olduğundan yola çıkarak, her çağın insanının bir Atatürkçülük yorumu geliştirebileceğini seslendiriyorlar. Bu kesim, meselâ 6 Ok'un bazı ilkelerinin çağdaş gelişmelerle çeliştiğini, dolayısıyla bu ilkelerin hâlâ tabu gibi dokunulamaz görülemeyeceğini ifade ediyorlar. Burada da sorun bitmiyor. "Peki ama, hangi yorum gerçek Atatürkçülük değerindedir?" sorusu, can alıcı nitelik taşıyor. Anayasaya giren ve ülke için böylesine önemli bir mahiyet arzeden "Atatürk milliyetçiliği"nin içi kim tarafından, nasıl doldurulacak ve onun gerçek Atatürkçülük olduğunun işareti ne olacak? Konunun ne kadar sıkıntılı olduğu, Türkiye'de birbirinden farklı yüzlerce Atatürkçülük modeli olmasından da anlaşılıyor. Yekta Güngör Özden'in ya da Güven Erkaya'nın Atatürkçülüğü ile Ecevit ve Demirel'inki aynı mı? Ve hangisi resmî Atatürkçülük? Meşru olmayan Atatürkçülük hangisi? Vatandaş Atatürkçü çizgiyi izlemek için kimin ağzına bakacak, kimin arkasından gidecek? Süruş'un düşünce yönteminin riski, insana, hangi çizginin doğru ve belirleyici kabul edilebileceği noktasında bir ipucu vermemiş olması. O da, tıpkı vahyi anlamakta farklılıklara kapı araladığı gibi, başka beşeri bir tezi yorumlayıp kabullenmekte de farklılıklar oluşturuyor. İran, Süruş'tan yola çıkıp bir İslâm durağı bulacak. Ya biz hangi Atatürkçülük durağını belirleyici kabul edeceğiz?
[email protected]
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|