| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yanlışta olan kim?
İran'da çoktandır değişim rüzgârları esiyordu; seçim sonuçlarına yansıyan rüzgârın fırtınaya dönüştüğüdür... Cumhurbaşkanı Hatemi'nin temsil ettiği 'yenilikçi' düşünce çizgisindeki kadrolar Cuma günkü seçimlerden büyük başarıyla çıktılar; yeni Meclis, büyük çoğunluğuyla kiminin 'yenilikçi', kiminin 'reformist' diye andığı milletvekillerinden oluşacak... Önümüzdeki günler, İran için, ilgi çekici bir dönem olacak; buna kuşku yok... 'Değişim' arzusunun gücü, 'silik bir molla' olduğu için 'tehdit' olarak görülmeyen Muhammed Hatemi'nin cumhurbaşkanlığı adaylığına izin verilmesiyle ortaya çıktı. Üç yıl önce yapılan seçimlerde, halkın ezici çoğunluğu, önüne aday olarak konulanlardan 'güler yüzlü molla'yı tercih etti. Son üç yıl içerisinde iki kez gittiğim İran'da, halkın, Hatemi'yi tercih etmekle yanlış yapmadığı kanaatinin sürdüğünü görmüştüm. Bir şeyi daha: İran'da devrim sonrası oluşturulan yönetim mekanizması, tek başına hiçbir makamın önemli olmadığı karmaşık bir ilişkiler ağına sahipti; Hatemi, seçimde verdiği 'değişim' sözlerini yerine getirmekte bu yüzden zorlanıyordu. Hatemi'nin ilk iki yılı kendisi için hayal kırıklığı ile geçti. Görüştüklerim, "Hatemi ve kadrosunun gözü, 2000 yılı başlarında yapılacak milletvekili seçimlerinde" diyorlardı. Cumhurbaşkanlığı makamından sonra Meclis çoğunluğunun da 'yenilikçi' düşünceyi savunanların eline geçmesi önemli bir merhale elbette; ancak, İran'da Meclis kararlarını onaylama yetkisini elinde tutan bir kurul ile, her konuda son sözün kendisine bırakıldığı bir de 'dinî önderlik' makamı var. Ayrıca, yetkiler, birçok başka kurul arasında bölüşülmüş bulunuyor. Bütün bunlara ek olarak, devletin 'gücünü' anayasal çerçeve ötesinde kullandığı bilinen çeşitli birimler de var. Kısacası, Hatemi ve 'yenilikçilerin' işi hâlâ zor... İran'da seçimin dışa vurduğu değişim arzusu zorlukların üstesinden gelinebileceği umutlarını büyütecek kadar güçlü. Cumhurbaşkanı ve Meclis, birlikte, halkın özlemleri istikametinde projelerin hayata geçirilmesi için daha ciddi bir çaba göstereceklerdir. Geleneksel mekanizmalar, 'teori'yi yorumlarken, daha 'özgürlükçü' ve daha 'katılımcı' bir söylem bulacaklardır. İran seçimleriyle ilgili bizim medyada yer bulan değerlendirmeler gülünçlük sınırında dolaşıyor. Hatemi'nin 'molla' olduğu, 'yenilikçi' denilen kadroların içerisinde din adamı kökenlilerin ağırlık taşıdığı nedense görülmüyor; "Mollalar çöktü" türü manşetler gerçekten komik. Buna karşılık, halkın değişim arzusunun yönünü iyi fark edemeyen ve seçim sonuçlarına "Herşey eskisi gibi kalacak" anlamını verenler de çıkıyor; bu da mantık dışı bir değerlendirme... Başka birçok ülkede görüldüğü gibi, İran'da da, insanlar, çağın dışında kalmak istemediklerini sandık mesajı olarak haykırmış oldular... İran'da yaşanan, son dünya kupasına İran milli takımının katılmasıyla hız alan sürecin yeni bir aşaması... Bölgenin en köklü, en kendine güvenen ülkelerinden biri İran ve bu özelliğini, 1979'da değil, kökü 2500 yıl önceye dayanan Pers imparatorluğu kalıpları içerisinde kazanmıştı. Pek az kişi fark ediyor olsa bile gerçek değişmiyor: Emperyal özellikler, kendisini en fazla dış politikasında göstererek, 'İslâmî İran'da da sürüyor... İran'ın dışa açılma sürecine girdiği bir dönemde, Türkiye'nin, baskılar ve yanlış tehdit değerlendirmeleriyle kendi içine kapanması bir talihsizlik. Bizde de, insanlar, çağa dönük, dünyaya açık, kendine güvenen bir siyasi ve sosyal yapı istiyorlar; birkaç seçimdir sandıktan çıkan mesaj bizde de 'yenilik' talebi. Kendisi için biçilmiş dar elbiseyi zorluyor yığınlar ve 'daha fazla özgürlük' istiyorlar... İran'da dönüşümün sandığa yansıdığı şu sıralarda, seçilmiş belediye başkanlarının gözaltına alınması, birkaç partinin kapatılma tehdidi altında tutulması bizim yanlış yolda olduğumuzun dışa vuruşu değil midir?
[email protected]
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|