YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Türkiye, Demirel'in muhalefetini arıyor!..

 
Kesinlikle, Türkiye'nin Güniz Sokak'ta ikamete mecbur edilmiş bir Süleyman Demirel'in muhalefetine ihtiyacı vardır..

 

Aslında, şu Demirel Çankaya'dan inip, Güniz Sokak'taki evine konuşlansa, Türk demokrasisinin temel eksiği olan "muhalefet yokluğu" belki giderilir..

Gerçekten, Türk siyasal tarihinde de, dünya siyasetinde de, ilk kez, "muhalefetsiz çok partili demokrasi" modelini yaşıyor Türkiye..

Hani ülke, hem ekonomik, hem de sosyal açıdan, tarihinin en mutlu dönemini yaşamakta olabilir.. Kişi başına düşen ulusal gelir payı, Amerika'da ve Batı Avrupa'daki gibi, 30 bin dolar civarında dolaşabilir.. İşsiz sayısı asgariye, gelişme hızı ise azamiye ulaşır..

O zaman dersiniz ki..

-Ne yapalım yani?.. İnsanlar o kadar tok ve refah içinde ki, kimsenin siyasetle ve muhalefetle uğraşacak vakti yok..

Ama durumun böyle olmadığı apaçık ortada.. Bu yüzden, ekonominin yönetimi politikacıların elinden alınmış.. İMF bürokratları ve T.C. Merkez Bankası, ekonomi yönetimine el koymuş.. Siyasal yapı ise öylesine problemli ki, Avrupa Birliği Türkiye'deki hukuk düzeninin yenilenmesi için, Ankara'nın önüne "Kopenhag kriterleri"ni getirip, koymuş..

Neyse.. Doğru dürüst bir muhalefet olsa, söylenmeyecek söz, eleştirilmeyecek konu yok burada..

Hani Henry Ford'a gönderilen müşteri şikayet mektubundaki gibi durum..

-Sizden dün aldığım otomobilin, klaksonundan başka her yerinden ses çıkıyor!..

Türkiye'de ekonominin, devletin ve siyasetin yapısında, bu tür bir durum var..

Gelgelelim, ülkede muhalefet pek yok gibi.. Hoş muhalefet edenlerin de, seslerini duyurması pek mümkün değil.. Medya, kartelleşmiş.. Medya sermayesinin hoşuna gitmeyen her söz ve düşünce, fiilen sansürleniyor..

Türk medyası, 28 Şubat'tan beri, "muhalefete muhalefet" ederek, varlık sebebini kanıtlamakta..

O kadar ki, medya grupları, başbakanlara, eşlerinin fotoğraflarını çerçeveleyip, hediye ederek işi götürüyor..

İşte bu durumda, kesinlikle, Türkiye'nin Güniz Sokak'ta ikamete mecbur edilmiş bir Süleyman Demirel'in muhalefetine ihtiyacı vardır..

Çankaya'dan bir insin ve yeniden iktidar sahibi olmak için bir muhalefete başlasın.. O zaman herkes görür gününü..

Başbakanken ve Cumhurbaşkanıyken savunduğu ne kadar kurum ve kişi varsa, hepsinin ipliğini, iki günde pazara çıkartır..

Şimdi bu koalisyon hükümeti için "istikrarın teminatı" falan diyor ya..

Bir muhalefet olsun, hepsini iyice benzetir..

-Ne biçim demokrasi bu?.. Üç adam bir odada toplanıyor.. En tartışmalı konuları karra bağlayıp, milletvekillerinin özgür iradesine ipotek koyuyorlar.. Bu, parti disiplini değil, ordu disiplinidir, der..

Koalisyon-içi ilişkileri de, güzelce değerlendirir mesela..

-Bunlar sanki orta oyunu oynuyor.. Kendileri her konuda karar alıyor.. Sonra içlerinden biri çıkıp "Avrupa'ya giden yol Diyarbakır'dan geçer" diyor.. Kalkıp, devleti ve hükümeti, demokratik olmamakla suçluyor.. Sanki ANAP, koalisyonda yokmuş gibi, rol yapıyor..

Demirel bir inse Çankaya'dan, bütün bunları birer birer anlatmaya başlar..

-Benim işçim, benim köylüm, benim memurum, yoksullaştı.. Bunlar Mercedes'lere inip binerken, benim köylüm öküzüne alacak yem bulamıyor, der..

O zaman, Çankaya'ya ve iktidara yağ çekerek, medyatik toplumu çarpık yönlendirenlere de güzelce giydirir..

-Çekin elinizi devletin ve siyasetin içinden.. Böyle gazetecilik, böyle televizyonculuk mu olur? Milleti hem uyutuyorsunuz, hem de kültürü yozlaştırıyorsunuz..

Ah bir inse Çankaya'dan..

Millet muhalefet nedir, yeniden hatırlar..

"Dün dündür, bugün bugündür" ilkesi, bir kez daha doğrulanır..

ŞAKA

Yol arayışı!..

Mesut Yılmaz, "Avrupa'da giden yol Diyarbakır'dan geçer" demişti ya..

Şimdi Diyarbakır'ın HEP'li Belediye Başkanı da, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde.

Herhalde, koalisyon ortağı olarak, şimdi şöyle konuşur Yılmaz..

-Avrupa'ya giden yol, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden geçer!..

İRAN

Kravat ve mini-etek özlemi mi?

Meğer İran konusunda, ne kadar ilgili ve bilgiliymiş bizim laikçiler..

Mümkün olsa, İran'ın hoşgörülü Humeynici Cumhurbaşkanı Hatemi'yi, konu mankeni olarak "Tele-vole" programlarına çıkartacaklar..

Hatemi o programlarda, "kravat nasıl bağlanır" veya "kadınların başı nasıl açılır" diye öğütler verecek insanlara..

Bütün dünya, Humeyni'nin 1 Şubat 1979 gününde İran'a dönüşünden beri, bu ülkeyi enine-boyuna inceliyor..

Bizimkilerse, olayın sadece bir "mini-etek" ve "kara çarşaf" meselesi olduğunu düşünmekte..

Şimdi Afganistan'da, Humeynicileri bile "liberal" çizgide bırakan bir "Taliban" olayı var..

Bu arada, Suudi Arabistan'daki kanunlar, Humeyni İran'ından daha katı.. Sadece, Amerika Suudi rejimi ile müttefik.. Tek fark bu..

Ve Pakistan'daki askeri yönetimden başka, Nijerya'daki yeni demokrasi de, "Siyasi İslam"a daha fazla ağırlık vermeye karar aldı..

Ama bizim "derin medya" için İran olayı, İran basınının da, ne zaman bizimkiler gibi "pazar ekleri" verebileceğine kilitlendi.

Yani kamuoyunun işi kolay değil..


22 Şubat 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...