Prof. Özemre, "Nükleer santralden daha uygun seçenek yok" diyor
Teknoloji üretemiyoruz bari kullanmayı bilelim
Başbakan, nükleer santral ihalesinin ertelendiğini açıkladı, biliyorsunuz. İhale sizce neden ertelenmiş olabilir ?
Türkiye için büyük bir şanssızlık. Çünkü 1960'ların sonunda, 1980'lerin başında ve 1995'ten itibaren Türkiye'de nükleer enerji üretilmesi konusundaki bütün çalışmalarda bulundum. Hatta Akkuyu Nükleer Santrali ihalesinin şartnamesini iki arkadaşımla beraber gözden geçirip günün şartlarına uyduran da benim. Sadece iştirak etmediğim 70'lerin ortasındaki ihale konusudur. Dört ihale de Türkiye için büyük bir hüsranla sonuçlanmış oluyor.
1992'den itibaren Akkuyu Nükleer Santrali'nin ihalesini hazırlayan prosedür içinde zamanın başbakanı Demirel'in, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nu toplayarak nükleer santral ihalesinin Türkiye'nin ilk dört önemli meselesinden biri olduğunu ifade etmesi de yatar.
Şimdi insan düşünüyor, 1970'lerin başından itabaren Akkuyu Nükleer Santral Seti bugüne kadar 100 milyon dolardan fazla para sarfedilmiş bir yer. Şimdi bütün bu para sokağa atılmış oluyor. Ayrıca şunu da unutmamak lazım. Bu ihaleye iştirak eden her firma, ki üç firma var; 30 ila 50 milyon dolar kendi bakımından sarfetmiş durumdalar.
Sayın Başbakan, nükleer santrallerin içine sinmediğini söylemişti.
Sayın Başbakan, bunun 10 -15 sene ertelendiğini söylemek istiyor. "15- 20 seneye kadar nükleer santrallerin yaşları 10 ila 20 sene daha uzamış olacak ve maliyetlerin de % 25 düşmüş olacağını ümid ediyoruz" diyor. Bu, rasyonel bir düşünüş tarzı değil. Çünkü 15-20 sene sonra bu sefer nükleer santral yapmaya başladığınız zaman, eğer o zamana kadar nükleer santralin ömrü 10 ila 20 sene uzamış ve keza maliyetler de 25 sene uzamış olsa, ama ondan sonraki 20 sene için nükleer santrallerin ömürlerinin 70-80 yıl olması ve maliyetlerinin de % 50'ye kadar düşürülmesi sözkonusu olmayacak mı? Ben öyle tahmin ediyorum ki Sayın Başbakan, kendisine mahsus nezaketi içinde bizim künhüne vakıf olamadığımız çok pis olaylar kendisine intikal etmiş olmalı ki, santral ihalesinin şu ya da bu firmaya verilmesiyle ortaya çıkacak olan sıkıntıları örtmek için ehven-i şer olarak bu santralin ihalesinden vazgeçti.
Dünyada nükleer santraller yavaş yavaş kapanırken Türkiye neden nükleer santral kurmaya çalışıyor ?
Efendim bu bir dezeformasyondur. Dünyada şu anda 446 tane nükleer santral şakır şakır işliyor. Dünyada üretilen elektrik enerjisinin %18,5'u bu nükleer santrallerden elde ediliyor. ABD elektrik enerjisinin % 21'ini, Fransa %76'sını, Belçika % 55'ini, Litvanya % 83'ünü, Almanya % 37'sini, Japonya %33'ünü nükleer santrallerden elde ediyor. Şu anda dünyada inşa edilmekte olan 37 tane nükleer santral var. 32 ülkede 446 tane santral işliyor. Dünyanın nükleer enerjiden vazgeçmiş olması koskoca bir yalandır. Yeşiller'in ve aşırı nükleer enerji karşıtlarının bastırmalarıyla 1980'lerin ortasında İsveç bir moratoryum ilan etti. Dedi ki; "2000 senesinde nükleer santrallerimi kapatacağım". 2000 senesine kadar İsveç'in enerji açığı o kadar fazla oldu ki, o moratoryum dolayısıyla nükleer santrallerine yenilerini ilave etmesi mümkün olmadığından, nükleer santrallerini genişletti.
'Almanlar'ın yaptığı aptallık'
Almanya'nın durumuna gelince: Almanya'nın durumu Almanlar'dan beklenmeyecek bir aptallık numunesidir. Almanya'da Yeşiller Partisi'nin %12'lik bir oy potansiyeli dolayısıyle Gerhard Schröder köşeye sıkışmıştır. Schröder de bu işin böyle olmayacağını, bunu zamana bırakmak suretiyle nasıl olsa Yeşiller'i eleyebileceğini ve kendisinin sosyal demokrat yahut Hıristiyan partisinin tekrar iktidara gelmesiyle bu işin tekrar eski durumuna dönüşeceğini bilmektedir. Düşünebiliyor musunuz, Almanya gibi sanayisi yüksek bir memleketin elektrik enerjisinin %37' si nükleer enerjiden kaynaklanıyor. Ve siz bunu bir anda yok ediyorsunuz. Yerine ne koyacaksınız?
Alternatifler var. Rüzgar enerjisinden söz ediliyor.
Onlar alternatif değil, istirham ederim. Onlar, bir sürü ütopist, iyi niyetli, saf, safın ötesinde safdil kimselerin ütopyalarıdır. Ne yaparsanız yapın rüzgar enerjisiyle bir fabrika işletemezsiniz. Güneş enerjisiyle işletemezsiniz. Çünkü, diyelim ki mesela 10 megavat elektriklik bir rüzgar santrali kurdunuz. Bu 10 megavat elektriklik rüzgar santrali size ne kadar elektrik gücü verecektir? Rüzgar olduğu zaman verecektir. Olmadığı zaman vermeyecektir ki. 10 megavatlık bir fuel-oil santrali kuracak olsanız bu size senede 876 milyon kilovat saatlik enerji sağlayacaktır. Ama aynı müesses güçteki rüzgar santrali size bunun %15'ini ya sağlar ya sağlamaz. Çok rüzgarlık bir yerde bunun % 30'unu sağlar.
Karşı çıkanlar Çernobil'i örnek göstererek nükleer santrallerin insanlık için tehdit oluşturduğunu düşünüyorlar.
Dünyada nükleer santraller iki türlü. Bir tanesi demir perde gerisinde, bir tanesi Batı'da. Batı 1957 senesinde İngiltere'de vuku bulan bir nükleer santral kazasından sonra nükleer santral yapımcıları on sene düşünerek bir daha böyle bir kaza vuku bulmasın diye neler yapmak lazım geldiğini düşünmüşler ve buradan da Batı'daki anlamında nükleer güvenlik felsefesi doğmuştur. Bu doktrine göre nükleer santrallerin güvenliği için harcanan para büyük bir paradır. Mesela Akkuyu'da kurulacak bir nükleer santralin güvenliği, santralin maliyetinin % 40'ı kadardır. Yani 4 milyar dolarlık bir santrale, 2 milyar 400 milyon doları santralin kendisine gidiyorsa, 1 milyar 600 milyon doları santralin güvenlik tedbirlerine gidiyor.
Ege Üniversitesi'nin, Akkuyu Santrali'nin kurulacağı bölgeyle ilgili, 1. derece deprem bölgesi olduğuna dair bir raporu var.
Hayır efendim bu da bir yalan, bu da bir dezenformasyon...
Ege Üniversi'tesindeki profesörler niçin yalan söylesin?
Profesörlerin böyle bir şey söylemesi bir şey ifade etmez. Çünkü o bölgede 4 sene müddetle sismik araştırma yapılmıştır. Akkuyu bölgesine en yakın fay Ecemiş fayıdır ve 150 km uzaktadır. Bunun ötesinde Akkuyu'yu ve Konya Karaman'ı da içine alan 6 numaralı deprem bölgesi, bütün tarih boyunca kaydedilen depremler arasında 6,4 şiddetindeki bir depremden daha fazla deprem görmemiştir. Burası Türkiye'nin en az deprem gören yeridir. Türkiye'de şimdiye kadar olan en büyük deprem 7.8 şiddetindeki 1939 Erzincan depremidir. Bu bir şey demek değildir. Biz Richter ölçeğine göre aşağı yukarı 8 şiddetindeki bir depreme dayanıklı bir nükleer santralin Akkuyu'ya yapılmasını öngördük şartnamemizde. Birkaç sene evvel Kobe'yi hak ile yeksan eden Kobe depremi Kobe'de hiç bina bırakmazken, Kobe'nin hemen burnunun dibinde yakın iki nükleer santral hiç tesir altında kalmadan işlemeye devam etmişlerdir. ABD'de tam fayın üzerinde bulunan bir nükleer santral, Richter ölçeğine göre 8.5 şiddetinde bir depreme dayanacak şekilde inşa edilmiştir. Bu biraz da inşaat mühendisliği meselesidir.
Neden Akkuyu? Koca Türkiye'de daha uygun yerler yok mu ?
Çevre bakımından en iyi yer Akkuyu'dur. Bir kere bir nükleer santralin yapılacağı yer iyi seçilmelidir. Türkiye çok engebeli bir bölgedir. Burası elverişli.
Yer seçilirken tabiatın hangi özellikleri gözönünde bulundurulur?
Şimdi bakınız nükleer santral var, şehrin burnunun dibinde. Nükleer santral var, Chicago'da olduğu gibi şehrin içinde. Kobe'de olduğu gibi şehrin kenarında. Bunun tabiatla ilgisi yok. Sadece bulunulan yerin nükleer santral yapımına uygun olması lazım. Bir nükleer santralin çok büyük parçaları vardır. Bunları Türkiye'de herhangi bir limandan oraya taşımak mümkün değildir. Bu işin deniz kıyısında olmasında yarar vardır. Ya da bir nehir olmalı..
Türkiye'de böyle bir nehir yok mu ?
Ne yazık ki yok. Kaldı ki çok araştırma sonunda bunun ilk bulgularının buranın müsait bir nükleer santral yeri olabilmesine ışık tuttuğundan, sonra ciddi olarak girilmiş ve dört beş sene müddetince buranın faunası yani orada yaşayan hayvanlar, florası yani orada biten bitkiler, Akdeniz'in tuzluluğu ve bu tuzluluğun sezonal değişimleri, akıntıların sezonal değişimleri, zemin durumu... 3080 metreye inilerek karotaj alınmıştır. Buna göre 8,9 km2 mesahaya sahip olan Akkuyu Nükleer Santrali'nde 6 nükleer enerji ünitesinin kurulabileceği mümkün gözükmüştür.
Türkiye'nin tabii olarak en güzel yerlerine ya bir nükleer santral, ya da bir termik santral yapılmak isteniyor.
Akkuyu, nükleer santral için en güzel değil en uygun nokta. Buralar en güzel noktalar demek fazla iddialı konuşmak olur.
Ama insanlık için de en güzel nokta.
Tabii ki kendisine göre bir güzelliği var. Etrafında kafi derecede iskan edilmiş yer yok. Kayalık bir bölgedir orası deniz kenarı olarak. Fakat uygun bölgedir. Termik santral için bir şey diyeceğim yok. Çünkü ben termik santrallere tümüyle karşıyım. Çünkü termik santrallerin havaya karbondioksit, azotoksit, sülfüroksit salgılaması bir taraftan sera etkisine yol açar, bir taraftan bol bol asit yağmurlarına yol açar. Nükleer santralin böyle bir tehlikesi yok. Nükleer santral ne karbondioksit, ne azotoksit ne sülfüroksit, hidrojenoksit salgılar. Nükleer santral radyasyon dahi çıkarmaz.
|