| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bu hükümetle ne kadar iftihar etsek azdır...Ben, bazı kuşkucu arkadaşlarımın aksine, işbaşındaki Ecevit Hükümeti'nin başarılı olduğu inancındayım. Memleketi gül gibi idare edip gidiyorlar. Üstelik, ANAP lideri Mesut Yılmaz da başarılı bir aklanma opersyonu ile bu başarılı icraat hükümetinin başarılı ekibi arasına katıldı. Daha önce gösterdiği performansı şimdi de bu hükümet içinde gösteriyor. Mesut Yılmaz'ı bu ekibin içine katmak bile başlı başına başarılı bir icraat örneği aslında... Kolay değil, Yılmaz'ın, onca dosya içinden, onca komisyonun labirentleri arasından, onca düşmana rağmen çekip çıkartılması bayağı bir 'devlet tecrübesi' gerektiriyordu. Bu ülke Mesut Yılmaz'ı yeniden kazanmıştır bana kalırsa. Onun geçmiş başarılarının deneyimlerinden süratle yararlanmaya başlamak gerekir. Nitekim bu son, 'Devlet Memurları Kararnamesi'nde Yılmaz, ağırlığını koymuştur. Ondan, ne idüğü belirsiz Kopengah Kriterleri ve demokratikleşme yolunda adımlar atmasını bekleyen bazı safdillerin bu niyetlerini boşa çıkartmıştır. Ne demiştir? "İlke olarak devletin memurlarına birtakım kısıtlayıcı hükümler uygulayabileceğini düşünüyorum. Önemli olan, devletin anayasal düzeninin, anayasal ilkelerinin insan haklarını ihlal etmeden korunmasıdır." Tabii burada Yılmaz, haklı olarak devlet düzeninin korunması gerektiğine işaret ediyor. Bu nedenle kararnameyi savunuyor. "Bu, insan hakları ihlal edilmeden yapılmalıdır" diye de ilave ediyor. Bu düşünceye bana kalırsa şapka çıkartılmalıdır... Mesut Yılmaz'ın savunduğu bu düzenin, 28 Şubat düzeni olduğunu ise Başbakan açıklamıştır... Kararnamenin MGK tarafından gönderildiğini ve meselenin MGK'nın 28 Şubat 1997 tarihli kararının uygulanmasından ibaret olduğunu belirtmiştir. Ben şeffaf yönetim diye işte buna derim. Bu açıklama, Türkiye'de birtakım şeylerin gizli kapaklı yapıldığına ilişkin iddiaları nasıl da çürütmektedir? Sonra bu kararnamenin hazırlanışı, imzalanması ve Cumhurbaşkanı'nın onayına sunulmasındaki inceliği gerçekten alkışlamak gerekir. Medyanın ve kamuoyunun atlatılması için nasıl ince bir taktiğin uygulandığını Başbakan anlatırken öyle gururlandım ki... Böyle bir ülkenin vatandaşı olmak beni bir kere daha mutlu etti... Sonra Adalet Bakanımız... O ne başarı öyle... Cezaevlerini örgüt yuvası haline getirmiş militanlara nasıl da hadleri bildiriliyor? Nasıl da hasta numarası yapan mahkumlara aman verilmiyor? Sayım vermek istemeyen devlet düşmanlarına nasıl da dersleri veriliyor? Devlet, bütün imkanlarıyla, elinde ne varsa, dipçik, demir çubuk, gaz bombası, el bombası, cop hatta kepçe kullanarak cezaevlerindeki disiplinsizliğin hakkından ne güzel de geliyor. Türkiye'deki cezaevleri nasıl da yeniden yapılanıyor? Güzelleşiyor...İçerde yatanların yakınları olduklarını iddia eden bazı militanların ortalığı bulandırma girişimlerine rağmen... Zamanında devlete hizmet vermiş bazı vatan evlatları cezaevlerinde nasıl biraz rahat ettiriliyor? Nasıl da dinlendiriliyor? Bence bunların hepsi çok büyük başarıdır ve bu nedenlerle Adalet Bakanı'nın istifasının istenmesi çok anlamsızdır. Bana kalırsa Bakan Türk'ün aslı başarısını Ağustos ayında görmek mümkün olacaktır. O zaman cezaevlerindeki vatan millet düşmanlarına dersleri tam olarak verilecektir. Alayı F tipi hücreli cezaevlerine tıkılacaklardır. Türkiye, devlet hakimiyetinin, disiplinin ve otoritenin ne olduğunu bu siyasi denilen hükümlü ve tutuklulara gösterecektir. Kaldı ki bunun da bir MGK kararı olduğunu Bakan Türk ifade etmektedir. Bu nedenle kendisinin iyi bir uygulayıcı olduğu gerçeğini artık düşmanları bile kabul etmelidir. Ben şahsen Ağustos ayını dört gözle beklemekteyim... Ya İçişleri Bakanımız? Tantan'ın başarılarını burada saymaya gerek bile yok. O düzmece Uğur Mumcu cinayeti zanlılarıyla ilgili fiyaskonun kendisine yönelmesine neden olduğu gerekçesiyle İstanbul Emniyet Örgütü'nü nasıl da dağıttı? Nasıl da haysiyetli bir şekilde Başbakanı ile birlikte direndi, istifa etmedi? Nasıl da o iki yüzlü itirafçıların oyununa geldiklerini cesurca kamuoyuna açıkladı? Nasıl da işkence iddialarına karşı direniyor? Nasıl da kendisine gösterilen işkence aletlerini bile görmezden geliyor? Sonra Emniyet Örgütü'nde sık sık ortaya çıkan o rezaletlere karşı nasıl da soğukkanlı? Nasıl da suç işlediği iddia edilen polislerini kahramanca koruyor? Aslında sırf onun başarıları için ayrı bir yazı yazmak gerekir ama burada yerimiz bitti. Bu başarılı hükümetin diğer başarılı icraatları sayamadık. Gördüğünüz gibi size olumlu bir Pazar yazısı yazmak istedim. Bugün siz de benim gibi yapın. Bu hükümetle iftihar ettiğinizi düşünün... Bu memlekette yaşadığınız için gurur duyun...
kduzgoren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|