| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Coca-Cola da, uçak da, mutlaka soğutulmalıdır!..Bodrum'a gitmek için, 19.15'te Türk Hava Yolları'nın Airbus uçağına bindik Atatürk Hava Limanı'ndan. Nazar değmesin.. Uçak tıklım tıklım dolu.. Demek kriz atlatıldı.. 1999 yılında 70 trilyon, bu yılın ilk üç ayında da 32 trilyon lira zarar eden THY, demek zararlarını kapatabilecek.. Uçakta pek yabancı turist yok.. Ama bunun bir ziyanı da yok.. Neticede paramız konvertibl.. Ha TL., ha dolar girmiş kasaya.. Birşey fark etmez.. Ayrıca, döviz girdilerindeki açığı, ya IMF, ya da Dünya Bankası kapatıyor ya.. Biz bunları uçağın içinde düşünürken, ne motorlar çalışıyordu, ne de cehennemi sıcaklıktaki havayı, tazeleyip, soğutacak air-conditioning deliklerinden nefes geliyordu.. Yine düşünmeye devam ettik.. Bu "düşünmek" de, amma terletici ve bunaltıcı bir olaymış.. -Acaba bu THY ne zaman özelleşecek? -Acaba devlet desteği olmayan özel hava yolları batarken, THY'yi bu konumda bırakmak, hizmet kalitesini düşürmez mi? THY'nin İstanbul-Bodrum seferini yapacak 19.15 uçağının kalkmasını beklerken, 25 dakika geçmiş.. Hâlâ hava yok.. Dışarıda gölgede sıcaklık 35 derecenin üzerindeydi galiba.. Bir de, güneş altındaki kapalı kutunun içine doldurulup, bekletilen yüzlerce yolcunun halini düşünün.. Yolculardan biri, "her durumu kabul eden vatandaş" konumundan çıkıp, "sorgulayan tüketici" kimliğine girmeyi denedi.. Kabin memurlarından birine sordu.. -Neden şu motorları çalıştırıp, havayı tazeleyip, soğutmuyorsunuz? Kabin memuru, belli ki sorumlu bir kişiydi.. -Efendim.. Geçen yıl şirketimiz çok zarar etti.. Yerde dururken motor çalıştırıp, benzin harcayamayız.. Bir başka kabin memuru da, genel bilgi verdi yolculara.. -Yerde duran uçakların içi, yazın hep sıcak olur!.. Neyse, sustuk biz.. Dubai'den de, Harare'den de, Manila'dan da, Bombay'dan da bindiğimiz uçakların hiçbirinde, fırın harareti ve havasızlık yoktu.. Bir başka yolcu, kabin memurunu çağırdı yanına.. -Uçakta, Kemal Sunal'ın kardeşleri var.. Biraz daha bu sıcakta böyle havasız bırakılırsak, onları da kaybederiz, dedi.. Kabin memuru koşarak, öne doğru uzaklaştı.. Kaptan pilota durumu anlatmış olmalı ki, hoparlörden bir açıklama geldi.. -Sayın yolcular.. Uçakta durum normaldir.. Kalkış için, pistin boşalmasını bekliyoruz.. Gecikme sebebimiz budur!.. Uçağın yolcuları arasında, durum hiç normal değildi oysa.. Biraz önce, genç bir hanım fenalık geçirmişti.. Kendisinin bilekleri kolonya ile ovuldu.. Yüzüne ıslak bezler bastırıldı.. Arkadaki bir hanım ise, "galiba ölüyorum" diye kıvranıyordu.. Meğer astımı varmış.. Göğüs kafesinin çatlayacakmış gibi ağrıdığını anlatıyordu ilgilenenlere.. Bu sırada uçak hareket etti.. Hostesler, kemerlerin nasıl kullanılacağını, kaza anında çıkış kapılarının nasıl bulunacağını anlatıyorlardı.. Yolcular ise, mendilleri ile enselerini siliyor, derin "off"lar çekiyorlardı. Bebekler ağlıyordu.. Düşündüm.. Bu THY'nın başında, Coca-Cola'nın da başında bulunan Cem Kozlu var.. Acaba, Coca-Cola sıcak içilmeye zorlansa, tüketiciler bir daha içer mi bu renkli gazozu?.. Uçak yolculuğu da, tüketiciye sunulan bir hizmettir.. Uçaklar yazın soğutulmalı, kışın ısıtılmalıdır.. Coca-Cola'yı sıcak içirirseniz, tüketici, hemen soğuk Pepsi-Cola'ya döner.. Ama THY'nin uçakları soğuk da olsa, sıcak da olsa, çare yoktur.. Rekabetsiz ortamda, ne bulursanız, ona razı olursunuz. ŞAKA
Tek yapraklı takvim
Ecevit, memurların resmi ideolojiye uyum derecelerine göre kıyımına imkan tanıyan kararname için, şöyle demiş.. -Bu kararname, 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu kararlarının gereğiydi.. Evet.. Bazılarının takviminde, tek bir gün var.. O da "28 Şubat." Seçimlerin tarihi, Avrupa Birliği'ne adaylığımızın kabul edildiği tarih ve "insanlık tarihi", yok bunların tarihinde.. AYIP
Medyatik saygısızlıklar!..
Medyatik ayıpları tırmandırıyoruz.. Bu arada medyaya ayak uydurmaya çalışan medyatik-şöhretler de, ayıp yarışında nefes nefese koşuyor.. Dünkü "Hürriyet"in ilk sayfasında, "Demirel gitti, Sezen Aksu gitmedi" başlıklı bir haber vardı.. Demirel'in gitmemesi için, o dönemde manşetlerle "uzatma"yı destekleyen bu gazete, Demirel gidince, hem onu, hem de Sezen Aksu'yu, aynı kefeye koymuştu.. Sezen Aksu, Türkiye'nin en üretken, en nefesli sanatçılarından biri.. Devlet parası ve devlet yetkisi ile, görevini yapan veya yapmayan bir politikacı değil ki.. Sanatçı, yaşı ile mi ölçülür? "Hürriyet"in iç sayfasında da, komedyen Mehmet Ali Erbil'in, Rumelihisar'ndaki seyircilerini "kırıp-geçirdiği" şeklinde bir başlık vardı.. Erbil, bu habere göre Ajda Pekkan'la ilgili olarak şu espriyi yapıp, seyircilerini kırıp, geçirmiş.. -Koca Ortaköy'de bir fare, gitti Ajda'yı ısırdı.. Neden? Çünkü fareler kaşarı sever!.. Evet.. Kırıcı, yaralayıcı ve saygısız olmak medyatikleşince, bundan toplumun her kesimi payını alır.. Alıyor da..
mbarlas@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|