|
|
 |
Gerekçe bile hukuksuz
Başbakanlık, irtica ve bölücülükle suçlanan memurlara, 'kınama'dan daha ağır ceza verilemediğini iddia ederek, "İrticayla mücadelede zaafiyet olduğu için kararname çıkarıldı" savunmasını yaptı
Başbakanlık, memurlara verilen disiplin cezalarının, bu kişilerin memuriyetlerini engellemediğini, bunun da irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerin önlenmesinde zafiyet yarattığını belirterek, "Kararname bu nedenle çıkarıldı" açıklamasını yaptı.
Başbakanlık Basın Merkezi, Başbakanlık Takip Kurulu'nun irticai faaliyette bulunan memurların tasfiye listelerini hazırladığı haberleriyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, BTK'nın kovuşturmalarla ilgisi olmadığı belirtilerek, "28 Şubat 1997 tarihli MGK kararı ile başlayan süreç" içinde oluşturulan BTK'nın görevinin, irtica ile mücadele yasalarının uygulanmasını takip etmek olduğu belirtildi.
Açıklamada, şöyle denildi: "Memurların, cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerine aykırı, devletin bölünmez bütünlüğünü ve cumhuriyetin niteliklerini değiştirmeye yönelik faaliyetlerde bulunduğunun belirlenmesi halinde, bu faaliyetlerde bulunulması disiplin cezası ile cezalandırılmamış olduğundan ancak uyarma ve kınama gibi cezalar verilebilmektedir. Hafif disiplin cezalarının ilgililerin memuriyetleri ile faaliyetlerinin devamına yol açması, irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerin önlenmesinde zaaf yaratmaktadır."
'Hizbullahçılar maaş alıyor'
Örneğin, Hizbullah terör örgütüne yönelik operasyon çerçevesinde, 535 kamu görevlisi gözaltına alınmış olup, 378'i tutuklanmıştır. Bunlardan 118'i öğretmen, 69'u imamdır. Kalan 201 kamu görevlisi arasında hakim, belediye başkan yardımcısı, doktor ve mühendisler de bulunmaktadır. Devam eden ceza kovuşturmaları yanında, kurumlarınca açılan disiplin kovuşturmalarında haklarında uyarma, kınama ve aylıktan kesme gibi disiplin cezaları verilebilen bu kişilerden cinayet işleyenler de halen devletin memurudur, devletten maaş almaktadırlar. Cinayet işleyen, terör örgütüne devlet dairelerinin yerleşim planından, adres ve telefon listelerine kadar çeşitli bilgileri ilettiğini itiraf eden veya PKK terör örgütüne devletin mali kaynaklarını usulsuz bir şekilde aktaran bir memurun faaliyetlerine ancak uyarma ve kınama gibi disiplin cezaları verilebilmesi ve dolayısıyla bu kişilerin memuriyetlerinin devamı, irtica ve bölücü faaliyetlerde zafiyet yaratmaktadır."
Hüküm giymeden atalım!..
Başbakanlık'ın açıklamasının, kişilerin "yargıda henüz mahkum olmadan işten atılmayla cezalandırılmaları" temeli üzerine kurulduğu dikkat çekti. İrtica ve bölücülükten mahkum olanların, TCK'nun 125, 126 ve 312. maddeleri gereği zaten memuriyetten atıldıklarına dikkat çeken hukukçular, "Bu açıklama, kararnamenin 'memuru, yargıda hüküm giymeden cezalandırmayı' hedeflediğini ortaya koymaktadır" dediler.
İşte TCK 312
Başbakanlık'ın, 'memur kıyımı kararnamesi'ni savunurken öne sürdüğü, "Memuriyetten atamıyorduk" gerekçesi hukukçular tarafından makul bulunmuyor. Hukukçular, konuyla ilgili 3 yasa maddesinde 'memuriyetten men" cezasının bulunduğu belirtiliyor.
DGM Kanunu'nun 9. ve TCK'nın 312. maddelerine göre "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik eden kimse" bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Savcılarca doğrudan soruşturulur ve hüküm giyenlerin memuriyeti sona erer.
İşte TCK 125
Yasa tasarısında devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemler' suç olarak düzenlenerek meslekten çıkarılma cezası öngörülmektedir. Oysa; 2845 sayılı DGM Kanunu'nun 9. maddesi; Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine giren devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı işlenen suçların ölüm cezasıyla cezalandırılacağını, bu suça tahrikin ise beş yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılacağını hükme bağlamaktadır. Devlet Memurları Kanunu'na göre ise bu suçlardan hüküm giyenlerin memuriyetleri sona erer.
İşte TCK 126
Tasarıda "cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birini değiştirmeye, ortadan kaldırmaya yönelik veya bunlara aykırı eylemleri" ibaresi yer almaktadır. Yürürlükteki 2845 sayılı DGM Kanunu'nun 9. maddesi ve Türk Ceza Kanunu'nun 146. maddesinde "Anayasa'nın tamamını, bir kısmını tağyir, tebdil ve ilgaya ve TBMM'yi iskata cebren teşebbüs veya teşvik idam cezasıyla cezalandırılır" hükmü yer almaktadır. Görüldüğü gibi Anayasa'nın herhangi bir kısmını değiştirmeye cebren teşebbüs veya buna teşviğin cezası idamdır ve MMHK'ya tâbi değildir.
|
 |
|