YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Kışkırtıcı edilgenlik

Sevildiğini hissetmek.. bu söz bazılarının ağzında masumca biçimlenebilir. Çünkü belki istisna tanımadan herkesin sevilmek istediğini kabul edebiliriz. Ama elbette sevilme arzusunun da bedeli olduğu hatırlanmalıdır. Konu aşksa aşkın bedeli olan acının yüklenilmesi, belki acının altında ezilinmesi, onunla birlikte yaşamanın öğrenilmesi, ödenecek bedel hakkında bir ip ucu verebilir. Yoksa sevildiğimi hissetmek istiyorum diyen birinin köşeye çekilip olan bitene seyirci kalması açıkgöz bir beleşçilikten öte kazanç sağlamaz. O da bir kazanç sayılacaksa...

Sevildiğini hissetmek istediğini söyleyen birinin bunun bedelini kendi sevgisiyle ödemesi gerekiyor. Sevilme hissini yaşamak isteyen biri belli ki edilgin (dişil) bir konumda bulunma tercihini öne çıkartıyor. Ancak edilgin konumda bulunmak hiç de seyirci kalmakla aynı şey demek olmuyor. Edilginlik, aşk söz konusuysa, bir başına kışkırtıcı bir olgu olarak yaşanmaya eğimlidir. Kıskançlık bunalımları bu edilginliğin içinden fışkırıyor. Muhatabına ulaştığı anda onu da kışkırtıyor, duygusunun farkına varmasını, farkına vardığı duygunun harlanmasını, yoğunlaşmasını, ateş bacayı sarmasını öngörüyor.

Bu edilginlik kışkırtıcıdır. Tasavvuftaki ilkeye müracaat edelim, orada "sevilen sevdirmezse seven sevemez" deniyor. Sevilen konumunda duranın aslında kendini sevdirme hususunda bir çabasının bulunması gerektiği anlaşılıyor. Sevilen kime karşı kendini sevdirecek? Başka biçimde de sorabiliriz: Sevilenin, kendini sevdirmesi bir çaba gerektirdiğine göre, sevilen bu çabasını kim uğruna sarfedecek? Bu çabaya değecek olan muhatap kimdir? Bu muhatap, sevilenin ilgisiz kaldığı biri olabilir mi?

Böylece edilgin konumu tercih etmiş sanılan birinin aslında o konum içinde bile yapmak zorunda bulunduğu bir eylemin var olduğu anlaşılıyor. Bu eylem de edilgin olabilir. Nitekim kıskançlık, bir şeyin yapılmasını değil, fakat yapılmamasını öngörüyor. Sevilenin sevene ilettiği bildiri, "beni ve yalnız beni sev; başkasını sevmekten kaçın!" demeye geliyor. Kıskançlığın içinde barındırdığı edilgin eylemin anlamı budur. Ancak bu eylemin, dolayısıyla bu bildirinin gereği yerine getirilebilmek için sevilenin kendine düşeni öncelikle yerine getirmesi beklenir. O da, sevilenin, kendini sevdirmesi durumudur. Kendini sevdirmek isteyenin, kendi sevgisini peşin peşin ödemesi gerektiği açık ve belli bir şey değil mi?


30 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Rasim Özdenören

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...